Akıyor... Hep akacak...

loading
25 Kasım, Çarşamba
£

10.66

9.51

$

7.99

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Akıyor... Hep akacak...

Akıyor... Hep akacak...

Bahar yorgunluğudur herhalde...

Son zamanlarda günlerimi okuyup yazma işgal ediyor.

Geçen gün eşim işten döndüğünde, günü okuyup yazarak geçirmemi şaşkınlıkla karşılayıp "çıkmadın mı evden?" diye sormuştu...

Teknolojinin, evreni bir ekrandan süzüp algınıza sunması, elbette elli yıl öncesine göre bir ayrıcalık.
Ama bir yandan da teknoloji insanın sosyal yanını soyutluyor.

Gazetenin mürekkep kokusu, yeni alınan bir kitabın kağıt hışırtısı, bir dostun sıcak eli, yeni bir plağı çizen pikap iğnesinin cızırtısının yüreğinizi yakması, eskilerde kaldı.

Unuttuk...

Kitabı bilgisayarda okuyoruz, haberleri ekrandan duyuyoruz, müziği oradan dinliyoruz, arkadaşlıklarımız bile ekrandan yasnıyorlar.

Son günlerde ilgimi çeken iki haber:

Muammer Kaddafi'nin oğlu ve üç torununun, NATO bombardımanında öldürülmesi...

Babaların ve hele dedelerin ceremesini, oğulların ve masum çocukların ödemesi...

İnsanlık, Cervantes'in ölümsüz Don Kişot'undan nereye gelmiş?

Kaddafi'yi beğenirsiniz, beğenmezsiniz, o değil mesele...

Mesele, dedelerinin cezasını; torunların ödemek zorunda kalması!

Ne yalan söyleyeyim, delikanlılığımda ben Kaddafi'yi severdim...

Belki de bu kadar uzun süre iktidarı kadife eldiven içine gizlenmiş demir yumrukla kullanmasa, sevmeye devam ederdim...

Ona değil, torunlarına yanarım ama şimdi...

"Çocukların karargahta ne işi vardı?" demek de kurtarmaz insanı!

Ve sorarsınız kendi kendinize: Savaş mı bu?

Bu mudur Nazım Hikmet'in bahsettiği o "büyük insanlık"?

Osmanlı'nın tahta kılıçlı derviş savaşçıları; batının şövalyelik kültürü, tamam pre modern zamanlarda kaldı ama füze atıp çocuk öldürmek mi olmalı post modernizmin gerçeği?

Yoksa Keith Jenkins mi haklıdır? "Gerçek, bir yanılsamadan ibarettir!"

İkinci haber:

Dün geldi...

Usame bin Ladin öldürüldü...


Başlıkların yanında, hazretin ölü yüzünün resimleri var.

Amerika Birleşik Devletleri'nin, Afganistan'daki Rus işgaline karşı kışkırttığı İslam köktenciliğinin, maddiyata dönen sembolü olan bin Ladin; CIA'nın kurdurduğu teşkilatı ile Ruslar çekildikten ve Sovyetler de yıkıldıktan sonra işsiz kalınca biliyorsunuz ABD'ye saldırdıydı...

Bedelini ödedi...

Birinin kuklası olup, sonra da kuklacıya karşı "cihat"a sıvanmanın sonu ne olabilirdi ki!

Başkan Obama, "Görevlendirdiğim küçük bir tim, görevi yerine getirdi! İslam'la bir sorunumuz yok!" demiş...

Kendi "orta" adı Hüseyin olan bir ABD Başkanı...

Son günlerde dilime pelesenk ettiğim, Zizek'in "Köktencilikler, artık antagonizmaların birlikte yaşaması zorunluluğunu fark etmelidirler" cümlesi tamam doğrudur da, kanıtı bu kadar mı acımasız olmalıyıdı?

İslam köktenciliğinin doruğunu oluşturan bir eski CIA ajanının ölüm fermanını, Müslümanlıktan dönme bir ABD Başkanı mı vermeliydi?

Dünya, çocukluğumuzu bırakın gençliğimizin dünyası da değil artık...

Ernesto Guevara, Bolivya dağlarında ölmeseydi otuzlarında, bugün acaba posterleri pop kültürün bir simgesi haline gelir miydi?

Baksanıza, göğsüne Fidel posteri asıp dolaşan var mı?

Seksen yaşında ihtiyarın resmini kim asar göğsüne?

Yüzü kırışık içinde, saçları belki de dökülmüş, astımlı seksenlik bir ihtiyar olsaydı, Che; bugün de "Che" olabilir miydi?

Dünya değişti tabii ki...

Ve elbette değişecek...

Ne demişti düşünür?

"Bir derede iki defa yıkanamazsınız... Akıyor... Penta rei..."

İş yaşadığınız her günün hakkını verebilmek...

Ve aynaya baktığınızda utanmamak...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.