Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 20 Ocak 2011, Perşembe

Geçmişle hesaplaşma zamanı

Paylaş  
61
174
67

Birçokları aşağıda kaleme aldığım konulara bir bakıp “bu kadar sorun varken bir bunlarmı kaldıydı uğraşmamız gereken” diye sitem edecekler.

Gülüp geçecek olanlar, işi şakaya vuracak olanlar da çıkacaktır muhakkak. Tartışılması güç konularla karşı karşıya gelenlerin yaptığı gibi.

Kıbrıstürk tarihi ile ilgili irdelenmesi gereken birkaç önemli konu vardır.

Bu yazıda değinmek istediğim esas grup benim de mensup olduğum Afrika kökenli Kıbrıslıtürklerdir.

Ama bu konuya değinmeden önce diğer iki önemli grupdan kısaca bahsetmek isterim:

Araplara satılan kızlarımız

Bu konuda son zamanlarda özellikle Neriman Cahit ve Eralp Adanır’ın öncülüğünde bazı önemli çalışmalar yapıldı.

Neriman Cahit geçtiğimiz haftalarda bu başlığı taşıyan bir de kalın kitap yazdı.

Herkesin okuması gereken bir kitap.

Ayrıca değerli araştırmacı, yazar Neriman Hanım değişik TV kanallarında bu insanların hazin hikayelerini nemli gözlerle izlediğimiz programlarla dile getirdi.

Gurbetler

Bu grub için geçmişte çingene, Kıbrıs ağzıyla cingane gibi aşağılayıcı sıfatlar kullanıldı.

Hala şimdi onlara bu şekilde hitap edenler belki de çoğunlukta.

Onlar için kullanılan “Gurbet” kelimesinin uygun olup olmadığını bilmiyorum.

Bildiğim, bu insanların herzaman hor görüldüğü, aşağılandığı.

Onlara daima üçüncü sınıf muamelesi yapıldığı.

Ama Kıbrıstürk toplumuna asimile olmuş her toplum gibi onlar da vatandaşlık görevlerini fazlasıyla yerine getirdiler.

O karanlık savaş günlerinde onlar da herkes gibi cephelerde savaştı, esir düştü, şehit verdi.

Kadınların yüreği evlatlarını, eşlerini kaybetme acısıyla yandı, tutuştu.

Ama savaştan sonra bu insanlar, toplar, tüfekler atılırken yatak altlarına saklanan ve sonradan ortaya çıkarak ganimete konan şerefsiz insanlar kadar rağbet görmediler.

Varolma mücadelemize yaptıkları katkılar bir nebzede unutuldu.

Yine aşağılandılar, yine ayrımcı tavırlarla karşı karşıya geldiler.

Yanılmış olabilirim ama şimdiye kadar kimse bu insanların kökenlerini araştırma girişiminde bulunmadı.

Afrika Kökenli Kıbrıslıtürkler

Tüm insanların Afrika kıtasından geldiği söylenir.

Biz gene de çok fazla gerilere gitmeyelim.

Birkaç asır önce atalarım da dahil, kökenleri Afrika’dan gelen bazı insanlar Kıbrıs’a getirildiler. (veya geldiler, çünkü hepsinin köle olarak getirilmediği biliniyormuş).

Bizler asırlardır Kıbrıstürk toplumuna tamamiyle asimile olarak yaşıyoruz.

Kendimizi “Kıbrıslı”, “Türk”, “Kıbrıslı Türk” ve benim gibi bazılarımız da “Kıbrıslıtürk” kimlikleri ile özdeştirdik.

Kendilerini yeni kullanılmaya başlayan terimle “Kıbrıs Türkü” olarak görenler de var muhakkak.

Yani demek istediğim homojen bir yapıya değil, farklılıklarla dolu değişik kimliklere sahibiz.

Herkes gibi.

Bu gerçek kökenimizi merak etmiyoruz anlamına gelmez.

Nitekim değerli arkadaşım Serap Kanay bu konuda 2000 yılında başlattığı çalışmasını sergiye dönüştürdüğünde çok büyük bir ilgiyle karşılaşmıştı bu insiyatif.

Kıbrıs Genç TV Londra Penceresi programında 1 hafta önce Serap Kanay’la araştırması hakkında iki saatlik bir söyleşi yaptım.

Program esnasında ve sonraki günlerde çok büyük ilgi vardı yine konuya karşı.

Afrika kökenli Kıbrıslıtürkler Serap Kanay’ın deyimiyle en çok görünür görünmezlerdir.

Sanıım İngilizce daha anlamlı olur: “The most visible invisibles”.

Kıbrıs’taki varlıkları Osmanlı döneminden çok gerilere giden bizler - Piskobu bölgesinde yerleşenlerin Luzinyanlar döneminde o bölgedeki şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere getirildikleri söylenir - , asırlarca kimliklerimiz önemsenmemiş, gözardı edilmiş, küçümsenmiş ve evet, ayırımcı tavırlarla karşı karşıya kalmış bir grup insanız.

Biz diğer Kıbrıslılar gibi adece Kıbrıslılık kimliğini değil, diğer kimliğimiz olan Afrika kimliğinden de koparılmış (koparılmaya çalışılmış) insanlarız.

Ama artık bu konuda bilincimiz artıyor.

Bu da sevindirici bir gelişme.

Asimile olduğumuz Kıbrıstürk kimliğinden hiçbir zaman ödün vermedik ve vermeyeceğiz ama unutulmuş kimliğimiz hakkında daima bilgi sahibi olmaya çalışacağız.

Geçen haftaki Kıbrıs Genç TV Londra Pencersine telefon eden bazı izleyiciler siyahların Kıbrıs’ta hiçbir ırkçı, ayrımcı tutumla karşılaşmadığını iddia ettiler.

Hatta bazıları Osmanlı zamanında kölelik olmadığı yanış düşüncesini belirtti.

Tabii ki ırkçılık çok çirkin bir şey olduğundan özellikle ırkçı olmayan insanların bunu kabullenmesi güçtür.

Ama beyaz birinin siyah birisine ırkçılık yoktur demesi bilinçsiz ırkçılıktır.

Benim engelli olmayan ve heteroseksüel birisi olarak engellilelere ve eşcinsel kişilere “size ayrımcılık yapılmıyor” demem ne kadar saçma ise yukarıdaki tavır da o denli saçma ve rencide edici bir tavırdır.

Osmanlının ne kadar tolerans sahibi olduğuna inanan Osmanlı hayranları ise bunu Padişahların zevki uğruna haremlerde köle olarak tutulan kadınlara ve bir yerleri kesilerek hadım edilen köle harem ağalarına sorsunlar.

Yukarıda belirttiğim konuları araştırmak ve Kıbrıstürk tarihine ışık tutmak devletin görevidir.

Bu tür önemli konular imkansızlıklar içerisinde özverili çalışan araştırmacılara bırakılmamalıdır.

Ama bunu KKTC devletinden beklemek hayalperestliğin daniskası olacağından belki de uzun br süre daha bu konular açıklığa kavuşamayacaktır.

Türkiye’de kendilerine Afro Türk diyen Afrika kökenliler üzerinde Türk Tarih kurumu ve çeşitli üniversiteler birkaç yıl önce önemli çalışmalar başlattı.

Umarım biz de Avrupa Birliği olanaklarından da faydalanarak bu konuların üzerine ciddi bir şekilde gideriz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
1
23 Ocak 2011, Pazar
Esat Mustafa         - Londra
Kökeni Afrikalı, Asyalı ve Avrupalı insanlardan oluşan toplumumuzda farklılıklarımızın bir zenginlik olarak benimsenmesi, doğal olarak hepimizin yararınadır.

23 Ocak 2011, Pazar
Ismail Veli         - Londra
Cok degerli ve bilgi dolu bir yazi. Umit ederim bizim halk farkliliklarimizi bir zenginlik olarak gorur, gecmisimizi iyi algilarken, gelecege daha acik gorusle bakalim. Hepsimiz birlik olalim soyle soyle ancak farkli dusuncelere ve kimliklere daha saygili olalim. O zaman cok daha demokratic ve huzurlu bir halk oluruz dusuncesindeyim.

YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Mart 2019, Pazar    Bu ne dünya kardeşim böyle
17 Mart 2019, Pazar    Uzlaşı, barış ve nefret
24 Şubat 2019, Pazar    Düşünmek
17 Şubat 2019, Pazar    Londra'da bardak nihayet taştı
10 Şubat 2019, Pazar    Emeklilik
3 Şubat 2019, Pazar    Kitap, okumak, öğrenebilmek
27 Ocak 2019, Pazar    Başarının sırrı - Entegrasyon  
20 Ocak 2019, Pazar    İki toplantıdan notlar
13 Ocak 2019, Pazar    Nenelerimiz, dedelerimiz
6 Ocak 2019, Pazar    Günah keçileri

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bu ne dünya kardeşim böyle
Ertanç HİDAYETTİN | 24 Mart 2019, Pazar
Yeliz’in güzel şarkısı dünyamızın şu an içinde bulunduğu durumu iyi özetliyor.
Devletler, toplumlar, gruplar ve bireyler olarak hepimizin yaptığı şeylerin çoğunda çıkarlar ön planda olduğundan dünyamızın karşılaştığı...
Uzlaşı, barış ve nefret
Ertanç HİDAYETTİN | 17 Mart 2019, Pazar
Uzlaşı, barış ve nefret. Birbirleri ile iç içe üç kavram.
Uzlaşı, veya anlaşmazlıkların çözümü, barış için atılan ilk adımdır çoğu zaman.
Anlaşmazlıklar çözülebilir, ama taraflar arasında barışa engel unsurların kal...
Düşünmek
Ertanç HİDAYETTİN | 24 Şubat 2019, Pazar
O kadar konu var ki yazacak, karar vermek güç.
22 Şubat “Dünya Düşünce Günü” imiş.
Daha önce değerli dostum Dr. Nazım Beratlı, her gün sosyal medya sayfasında hangi gün ne kutlanır bilgisi verirdi. Çoktan yapmıyor. ...