Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 15 Şubat 2017, Çarşamba
Ya gerçeklerle uğraşacağız ya da hayaletlerle…
Paylaş  
38
91
40

Zaten ben ne zaman izne çıkmaya kalksam ortalık kalkar oturur.

Geçen iznimde de Türkiye’de darbe girişimi olduğunda ben Karpaz’ın burnunda kamptaydım.

Şimdi de Karpaz’dayım, 2-3 gün ailecek takılalım dedik ama ne çare…

Ortalık toz duman…

Sevgili dostum Levent Kutay az önce telefonda şaka yollu “Sen biraz daha Karpaz’da kal, gelme, müzakereler bitsin da sonra” şeklinde takılıyor…

Da, bu kafalar, bu tabular ve bu düşmanlık hezeyanları ışığında müzakereler çözüme ulaşsa ne olacak?

Bakınız, Rum Meclisi’nin aldığı kararı elbette esefle karşılıyorum.

Özellikle de DİSİ’nin tutumunun ne kadar yanlış ve gereksiz olduğunu söylememe gerek yok.

Ancak bizim halimiz onlardan daha mı iyi?

Bizim karnemiz hep aferin de onların mı zayıf sadece?

Dağdaki bayrağın Rumlar üzerindeki etkisini biliyor musunuz mesela?

Peki her yıl 20 Temmuz’da bizim yaptığımız kutlamaların Rumlar üzerindeki yıkıcı etkisini biliyor musunuz?

Biliyorum, bunları yazdım diye bazılarınız kızıp bu yazının altında bana hakaret edecek ama sorun yok.

Çünkü gerçekler bunlardır.

15 Temmuz 1974’te faşist Yunan Darbesi ile başlayıp, 20 Temmuz’a ve oradan da 2. harekata uzanan bir dizi acı olayın etkileri Kıbrıslı Rumlar üzerinde hala daha çok tazedir.

O günlerin savaş koşullarında ortadan kaybolan bir sürü Rum hala daha bulunamadı.

İnsanlık dışı muameleye uğrayanlar ve hayatlarını kaybedenleri saymıyorum…

Bu minvalde bizim her yıl “coşkuyla” 20 Temmuz kutlamamız bu insanların acılarını dağlamakta ve bu durum nesilden nesile aktarılmaktadır.

Ve yine evet, Rumların Enosis saçmalığındaki ısrarı yüzünden 1963 olayları patlak vermiş, bir sürü Kıbrıslı Türk evinden yerinden edilip, öldürülmüş veya kaybedilmiştir…

İşte bu yüzden Rum Meclisi’nin geçen Cuma aldığı ‘Enosis Günü anma kararı’ o günlerin acılarını yaşayan Kıbrıslı Türklerin de yaralarını dağlamıştır.

Çünkü o acılar da hala daha tazedir…

Bu yüzden empati…

Buradaki sihirli sözcük empatidir…

Bakınız, eğer biz bu çözüm işini yapacaksak, dağdaki o bayrak da kalkacaktır, Güney Lefkoşa’nın göbeğindeki EOKA’cı Markos Drakos’un o heykeli de kalkacaktır.

Biz eğer bu çözüm işini yapacaksak, Güney’deki EOKA anmaları da kalkacaktır, Kuzey’deki TMT anmaları da kalkacaktır.

Başka yolu yoktur…

Çünkü eskinin düşmanlık tohumlarını taze tutarak ileriye gitmemiz asla mümkün değildir.

Eskinin acılarını sürekli deşerek, sürekli bunları yeni nesillere aktararak ve sürekli şekilde okullarımızda birbirine düşman nesiller yetiştirerek ilk basamak olan çözüme ulaşmak mümkün olmayacaktır.

Çözüme ulaşmamız mümkün olamayacağı için de barışı inşa etmemiz imkânsızlaşacaktır.

Bunun için daha önceki yazılarımda sıkça belirttiğim üzere her iki toplum da bu gerçeklerle yüzleşmek zorundadır.

Her iki toplum da bu gerçeklerle bir şekilde yüzleşip birbirlerinden özür dilemek zorundadırlar.

Her iki toplum da “asla ödün vermeyeceğiz” dediği tabularını yıkmak zorundadırlar.

Yoksa bu ülkede çözüm hayaldir.

Ulaşsak bile geçmişin hayaleti tepemizde gezinirken hiçbir şekilde o çözüm ileriye gidemez.

Gitmediği gibi bu durum bizi çatışma ortamı içine sokma potansiyelini de içinde taşır.

Bunu ister miyiz?

Ben istemem.

Öte yandan şimdi içinde bulunduğumuz statükonun bu şekilde devam etmesi halinde bizi çatışma içine sokacağı muhakkak değil mi?

Bence illaki sokacak.

Ha diyeceksiniz ki arkamızda kapı gibi Türkiye var, bize bir şey olmaz…

Ben da diyorum ki 1974 zamanlarının altından çok sular aktı ve geçti.

Yani olası bir çatışma durumunda dünya oturup da bunu seyredecek zannedersek, çok yanılıyoruz, inanın…

Dolayısıyla, hiç uzatmadan söylemem gerekirse, sanırım PRİO Cyprus Centre Direktörü Harry Tzimitras’ın şu muhteşem tespiti bence işin özünü oluşturuyor:

“Biz Kıbrıs’ta gerçeklerle değil; hayaletlerle uğraşıyoruz…”

O zaman ya gerçeklerle uğraşıp ileriye gideceğiz ya da hayaletlerle uğraşıp geçmişin karanlık dehlizlerinde kaybolacağız…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
3
 
0
 
3
 
1
 
0
 

YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
16 Şubat 2017, Perşembe
nidai öten         - lefkoşa
tamam barış gardaş iyi yazan güzel yazanda zannedersem bu soğuk şubat günleri yaramadı sana resmen desteksiz atmaya başladın - bende çözüm olsun isterim ancak gökten vahiymi geldi sana sen nereden bilin rumların markos drakos heykelini kaldıracaklarını.ben böyle absürd iddia duymadım hayatımda.bak kardeşim sade bir vatandaş olarak dayanamayıp protesto babında yakında ben kaldıracağım, duvarda kıbrıs haritası var ondan bahsederim onu ordan indireceğim artık gerçekten usandık bu kıbrıs tartışmalarından, tartışmalardan değil aslında sankida geleceği yaşamışda yazı yazmış modunda olanlardan usandık.

16 Şubat 2017, Perşembe
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Barış eğer gerçekler dediğin şeylere zırnık inancın var ise buyur Kıbrısın hayaleti ve hayalleri dediğin şeyleri biz dediğin kişilerle veya toplulukla ortadan kaldır. Korkma madem hayaldirler nasıl olsa hiç bir zarar veremezler! Hemen gidin ve gumbaroların rahatsız olduğu bayrağı ortadan kaldırma işlemine başlayın!! O zaman Kıbrısın gerçekleri ve hayalleri nelermiş bizzat yaşayarak anlamış olursunuz. Yok eğer bu konuda en ufak endişen var ise o zaman senin hayal dediğin şeyler konusunda ciddi yanlışların olabilir diye düşünme zamanın geldi ve geçti derim... Beğensek te beğenmesek te hepimiz bu çok sevdiğimiz coğrafyanın gerçekleri ile yaşamak durumundayız. Çünkü hayaller bu topraklarda hep trajedilere sebep oldu. Mevcut gerçekler(dengeler) bu coğrafyada uzun zamandır trajedilere neden olmadı! Yani hiç kimsenin avlanmak dışında evde çoluğu çocuğu bırakıp elinde silahla dağlara çıktığını gören duyan olmadı. Senin de ifade ettiğin gibi önceki nesiller bunları yaşıyordu ya! Ayrıca yerinde yapılan sorgulamaların ve ifadelerin küfürden , sövüp saymadan daha ağır olduğunu da eklemek isterim....

15 Şubat 2017, Çarşamba
Alexy Flemming         - Güzelyurt
"Dağdaki bayrak" ve "20 Temmuz kutlamaları", hiç Rum öldürmedi, ama "ENOSİS" 1963-1974 arasında 2800 Türk'ü (o zamanki nüfusumuzun %3'ü) barbarca katletti.

Ulaş: "1974 zamanlarının altından çok sular aktı ve geçti. Kıbrıs'ta olası bir çatışma durumunda dünya oturup da bunu seyredecek zannedersek, çok yanılıyoruz, inanın…"

Alexy: Sağıbaşımızda Suriye'de 600 BİN insan, varil bombalarıyla, kimyasal silahlarla barbarca katledildi. Dünya seyretti, hala da seyrediyor!

YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Ağustos 2017, Cuma    Veda yazısı...
9 Ağustos 2017, Çarşamba    Düşman ikizler...
8 Ağustos 2017, Salı    Aslında ev yok…
6 Ağustos 2017, Pazar    Kefaretin bedeli...
5 Ağustos 2017, Cumartesi    Bir sürü 'loser' arasında...
30 Temmuz 2017, Pazar    Hayalet Şehrin 43 yıllık yalnızlığı ve bazı dilekler...
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Garip bir adam...
22 Temmuz 2017, Cumartesi    Göbek bağı...
17 Temmuz 2017, Pazartesi    Başkanlık sistemi bu şartlarda kırtasiye masrafı olur...
12 Temmuz 2017, Çarşamba    Crans Montana’da neler oldu?

Veda yazısı...
Ulaş BARIŞ | 11 Ağustos 2017, Cuma
Bugün sizlere son kez yazıyorum…
İki yıldan uzun bir süredir ‘Aklıma Takılan’ şeyleri gündeme getirdiğim bu köşe bugün itibarıyla son kez yayında.
Kıbrıs Postası Gazetesinde geçen 26 ayın ardından bugün veda ediyoru...
Düşman ikizler...
Ulaş BARIŞ | 9 Ağustos 2017, Çarşamba
Cyprus Mail ve Alitiha gazetelerinin köşe yazarı Hristos Panayiotides dün son derece çarpıcı bir makale yazarak Güney’deki çözüm karşıtı cephe ile ilgili derin analiz yapmış.
“Bölünme ufukta göründü” başlıklı makaley...
Aslında ev yok…
Ulaş BARIŞ | 8 Ağustos 2017, Salı
Niyazi Kızılyürek hocamız hafta sonu Yenidüzen’deki köşesinde nefis bir şekilde olayı özetlemiş.
Yıllardır aynı şeyleri üç aşağı beş yukarı yazıp çizdiğim için Niyazi Hocanın ‘Bilal’e anlatır’ gibi özetlediği duruma ...