Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 18 Mart 2017, Cumartesi
Kudret Hoca, Maraş ve iradesizlik…
Paylaş  
13
21
14

11 Şubat 2015’te hayata gözlerini kapatan ve ismi Kapalı Maraş ya da bilinen güzel adıyla Varoşa ile özdeşleşmiş Andreas Lordos, 2012 yılında, Yenidüzen gazetesinden Aysu Basri Akter’in ‘‘Maraş, Türk yönetiminde açılsa döner miydiniz?’’ şeklindeki sorusuna aynen şu cevabı vermişti:

“Maraş, değil Erdoğan; İdi Amin yönetiminde bile açılsa yine dönerim…”

İdi Amin kim?

Yıllarca Uganda’nın canına okumuş eli kanlı yamyam diktatör…

Peki, ben neden bunları yazıyorum?

Anlatayım…

2015 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında adaylardan Kudret Özersay, Maraş’ın en azından Kıbrıslı Türklerin yönetiminde açılmasını ve eski sahiplerine iade edilmesi konusundaki tezini ortaya atmıştı.

Seçimdeki özellikle sol kesimden rakipleri onu ‘‘Bu, Denktaş’ın tezidir, asla gerçekleşemez’’ şeklinde eleştirmiş, ‘Denktaş’ın varisi’ diye de yaftalamışlardı.

Ama Denktaş’ın tezi bu değildi.

Onun tezi, Maraş’ın açılması ve içinde Türklerin yerleştirilmesi şeklinde idi.

Yani KKTC örneğinde olduğu gibi ganimet düzeninin orada da aynen devam etmesi…

Yine aynı kampanyalar sırasında özellikle Mustafa Akıncı, ‘Maraş’a karşılık Ercan ve Mağusa Limanı’nın açılması’ tezi ile halkın karşısına çıkmış ve seçilmişti…

Peki, bu tez hayata geçirilebildi mi?

Hayır, çünkü o zamanın kampanya dönemi sırasında hayatı müzakere masalarında geçen Kudret Hocanın da sık sık sözünü ettiği şekilde, o tez geçmişte tam 14 kez masaya gelmiş ancak hiçbirinde de sonuç alınamamıştı.

Yine alınamadı.

Bu yüzden de, hocanın ‘‘Bizim kontrolümüzde açılsın ve esas sahiplerine iade edelim’’ şeklindeki tezi hem ilgili BM kararının etrafından dolanması hem yıllardır Lordos gibi gece rüyalarında Maraş’ı görenlerin acılarını bitirmesi hem de Kıbrıs sorununa capcanlı bir dinamik kazandırması açısından en yaratıcı söylem olarak ortaya çıkmıştı.

Bazılarımız bu tezi tabii ki eleştirebilir ve kızabilir ancak bence bu haklı bir tepki değildir.

Çünkü zaman geçiyor ve 1974’ten beri evlerinden uzak bu insanlar, bir bir bu dünyadan göçüp gidiyorlar.

Bakınız, Taşınmaz Mal Komisyonu kurulduğunda ‘kimse başvurmaz’ denildiydi, 5000’den fazla Rum hak sahibi başvurdu.

Dolayısıyla ‘Maraş’ı açsak kimse dönmez’ şeklindeki anti-tez, yukarıdaki örneğe baktığımızda geçersiz kalır.

Yani ben diyorum ki bu insanlar mallarına kesinlikle dönerdi.

Dahası Maraş, Kıbrıs sorununun bir prototipidir, muhteviyatında her türlü konu bulunmaktadır.

Ancak, Kıbrıs sorununun şu an geldiğimiz bu kritik noktasında keşke diyorum bu Maraş işi Güven Yaratıcı Önlem olarak çok daha önceden masaya gelseydi.

Düşünün, Akıncı-Anastasiadis görüşmelerinin en başında böyle bir tez ortaya atılsa, Maraş açılsa, bugün aradan neredeyse 2 yıl geçmiş olacaktı.

Hoca o zaman bu tezi ortaya attığında içini boş bırakmamış ve ‘‘Bir de kent konseyi kuralım, içine eşit sayıda Türk ve Rum üye koyalım. Başkanı da dönüşümlü olsun. Bu düzenek, Kıbrıs sorununun çözümü için bir prototip teşkil edecektir’’ de demişti.

Ah ah…

Çok yaratıcı bu formülü keşke hayata geçirebilseydik de bu hayalet şehir yılanların elinden kurtulsaydı…

Ama olmadı.

Hatta orada açmaya çalıştığımız Derinya Kapısı bile yılan hikâyesine döndü.

Elbette bir kapıyı bile açamayan bir irade, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün sembolü koca bir şehri de açamazdı.

E işte hep bahsettiğimiz ‘irade’ işi de budur zaten…

Yani iradesizlik…

Kıbrıslı Türklerin esas sorunu da budur.

Yönettiğini zannettiği bir ülkeyi aslında yönetmediği gerçeği…

Ya bunu anlayacağız ya da bu iradesizlik içinde yok olup gideceğiz…

Ki, durumumuz hiç de iyi değildir…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
4
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
19 Mart 2017, Pazar
TANER DERVİŞ         - LEFKOŞA
Sayın Ulaş Barış,

Ada genelinde geçerli Kıbrıs Yasasları, 1960 Anayasası, Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşması ve Lozan Antlaşması hükümlerine göre, başka bir deyişle uluslararası platformda geçerli hukuk ilkelerine göre, Kapalı Maraş'ın mülkiyeti tümüyle Kıbrıs Vakıflarına aittir. Yanı kıbrıslı Türklerin kollektif bağlamda mülkiyetindedir.

Konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Uygun bir zaman ve zemin belirlerseniz, kamu görevi yaparak kamuoyunu aydınlatma görevi yaptığınız cihetle size daha geniş bilgi verebilirim.

Saygılarımla,
Taner Derviş, Kıbrıs Vakıflar İdaresi Eski Genel Müdürü

İletişim:[email protected]
18 Mart 2017, Cumartesi
oguz hasipoğlu         - mağusa
İlgili BM güvnlik konseyi kararı Maraşın çözüm beklenmeden açılmasına atıfta bulunurken, yasal sakinlerine de Maraştaki taşınmazların iadesinden bahseder. Yasal sakin (resident) mal sahibi demek değildir. Evet Maraş Türk yönetiminde veya Mağusa belediyesi kontrolünde kapsamlı çözüm beklenmeden açılabilir, ancak kimin mal sahibi olduğu meselesi , diğer ifadeyle Vakıflar mı yoksa 1974 elinde koçanları bulunan Rumlar mı meselesi nihayetlenmez. Zaten bu konuda da davalar hala devam ediyor.
18 Mart 2017, Cumartesi
Alexy Flemming         - Massachusetts
Bizim olan Maraş'ı niye Rumların OTURUMuna açalım? Pekala, YÖNETİM bizde kalmaya devam etmek üzere, Türklerin OTURUMuna açabiliriz:

TÜRK KIBRISLILARIN ORJİNAL TAPULARIYLA RUM KIBRISLILARIN MARAŞ'TAKİ HIRSIZLIKLARININ İSPATI:

**********
#1: RUM KIBRISLI YORGI PANAYI'NİN HIRSIZLIĞI
**********
15.09.1913: Rum Kıbrıslı Yorgi Panayi, Türk Kıbrıslı Abdullah Paşa Vakfı'ndan bir mülk kiralar.

Sonra, Yorgi Panayi, KENDİSİNE AİT OLMAYAN bu mülkü çocukları (Yorgi, Elengau, Christinau, Constanti) adına tapular
Rum Kıbrıslı Yorgi Panayi'nin Hırsızlığını Gösteren Tapu Kaydı:
http://www.mediafire.com/i/?nbg7b19q6rlr27y

Tapuda, “by inheritance from her father”= “babasından miras yoluyla” diyor. Yorgi Panayi, Abdullah Paşa’nın soyundan birinin, BİR RUM KIBRISLI KIZI BECERMESİYLE ortaya çıkan biri değil ki. Yorgi Panayi’nin Abdullah Paşa’nın soyuyla en ufak bir bağlantısı yok!

**********
#2: O ZAMANLAR RUMLAR TARAFINDAN YÖNETİLEN MARAŞ BELEDİYESİ'NİN HIRSIZLIĞI
*********
15.09.1913: Maraş Belediyesi, mezbaha olarak kullanmak üzere, Türk Kıbrıslı Abdullah Paşa Vakfı'ndan bir yer kiralar.

Sonra, Maraş Belediyesi, KENDİSİNE AİT OLMAYAN bu araziyi, BELEDİYENİN KENDİ ADINA YASALARA AYKIRI OLARAK TAPULAR.
Maraş Belediyesi'nin Hırsızlığını Gösteren Tapu Kaydı:
http://www.mediafire.com/i/?cz6ys4chgnql3cu

**********
#3: MARAŞTAKİ RUM KIBRIS AY LOUCA KİLİSESİ'NİN HIRSIZLIĞI
**********
Maraş'taki Ay Louca Kilisesi, Türk Kıbrıslı Abdullah Paşa Vakfı'ndan bir yer kiralar.

Sonra, Ay Louca Kilisesi, KENDİSİNE AİT OLMAYAN bu araziyi, KİLİSENİN KENDİ ADINA YASALARA AYKIRI OLARAK TAPULAR.
Rum Kıbrıslıların Ay Louca Kilisesi'nin Hırsızlığını Gösteren Tapu Kaydı:
http://www.mediafire.com/i/?lnmp170c6h62q7m
**********
#4: RUM KIBRISLI XENIDES ARESTİ'NİN HIRSIZLIĞI
**********

15.09.1913: Xenides Aresti'nin babası/1.dereceAkrabası, Mavroudi Hj. Hambi Abdullah Paşa Vakfı’ndan bir mülk KİRALAR.

Mavroudi Hj. Hambi, KENDİSİNE AİT OLMAYAN bu mülkü, kendi adına yasadışı biçimde TAPULAR!
Tapuda, “by inheritance from her father”= “babasından miras yoluyla” diyor. Mavroudi Hj. Hambi, Abdullah Paşa’nın soyundan birinin, BİR RUM KIBRISLI KIZI BECERMESİYLE ortaya çıkan biri değil ki. Mavroudi Hj. Hambi’nin Abdullah Paşa’nın soyuyla en ufak bir bağlantısı yok!

Rum Kıbrıslı Mavroudi Hj. Hambi’nin hırsızlığını gösteren tapu kaydı:
http://www.mediafire.com/i/?65tcu94z5c6v5jh
05.10.1949: Xenides Aresti, babasının/1.derece yakınının mesleğini (HIRSIZLIK) devam ettirir.
Tapuyu kendi adına kaydettirir, tapuya “Hediye olarak” ve “Miras yoluyla babadan kaldı” (KLASİK RUM YALANLARI) yazar

Rum Kıbrıslı Xenides Aresti’nin hırsızlığını gösteren tapu kaydı:
http://www.mediafire.com/i/?f0i3yhou9e8u1mj
YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Nisan 2017, Çarşamba    Homo Sapiens’in salata ile imtihanı…
11 Nisan 2017, Salı    Devrimciler ölmez…
8 Nisan 2017, Cumartesi    Çözümün kıyısında...
2 Nisan 2017, Pazar    Ya tamam ya devam
28 Mart 2017, Salı    Deve güreşi…
25 Mart 2017, Cumartesi    Başkalarının ipi, Kıbrıslı Türkün kaderi…
22 Mart 2017, Çarşamba    Yol haritası…
12 Mart 2017, Pazar    KKTC forever...
10 Mart 2017, Cuma    Washington’a neden gitmedik? Barcelona’nın maçı mı vardı diye?
9 Mart 2017, Perşembe    Durumun özeti…

Homo Sapiens’in salata ile imtihanı…
Ulaş BARIŞ | 19 Nisan 2017, Çarşamba
Gene yazılara ara verdik…
Bir türlü gereken konsantreyi sağlayıp iki satır yazamıyorum.
Bu yazıyı da zoraki yazıyorum zaten.
Çünkü memleket konuları ile ilgili yazı yazmak bana zül geliyor.
Kıbrıs sorunu ile ilgil...
Devrimciler ölmez…
Ulaş BARIŞ | 11 Nisan 2017, Salı
Bu satırları size gerçek bir devrimcinin cenazesi sonrası yazıyorum.
Öyle ismen ya da yalancıktan bir devrimcinin değil, gerçek bir devrimcinin cenazesi sonrası…
1968 kuşağı Kıbrıslı öğrencilerin efsane isimlerinden...
Çözümün kıyısında...
Ulaş BARIŞ | 8 Nisan 2017, Cumartesi
Son yazdığım makalede Kıbrıs sorununda gelinen noktayı ‘Ya tamam ya da devam’ olarak nitelemiş ve kendimi gelişmelere nazır nadasa bırakmıştım.
Açıkçası bir haftadır köşe yazmamamın esas sebebi buydu…
Gelişmeleri be...