"Sol gülüm sol" mu dediniz?

loading
3 Temmuz, Cuma
£

8.57

7.72

$

6.86

A- A A+

“Sol gülüm sol” mu dediniz?

Sol, sağ deyince diz eklemlerim sızlar.

Yıllar önce beden hocamız korkudan şaşırıp sol deyince sağ atan biz öğrencileri trampet değneği ile oralarımıza vurup döverdi. Hatta bir seferinde çocuğun biri polise şikayet etmiş, nöbetçi olan babam da… Neyse, sadede gelelim!

Kendimi sol kesimden sayan birisiyim. Ama bana Maoizm, Komünizm, Trotskizm, Sosyalizm, bilmem ne izm gibi değişik sol gruplaşmalar arasındaki farkın ne olduğunu sorsanız kalıplaşmış birşeyler gevelemekten başka bilgim yoktur.

Tek bildiğim genel olarak sol ideolojinin benim için çağrıştırdıkları şeylerdir.

Bunlar nelerdir? Oldukça kompleks bir konu bu. Sanıldığı kadar solcu şunlara inanır, sağcı şunlara inanır diye basite indirgemek büyük naiflik olur.

Benim benimsediğim, inandığım sol sömürülenin yanındadır, eşitlikçi, sosyal adalet yanlısıdır, her çeşit ayırımcılığa, ırkçılığa, seksizme, homofobiye, zenofobiye karşıdır. Öyle olması gerekir.  

Politik spektrumun neresinde olduğunu merak edenler aşağıdaki linke girip “Political Compass” ölçeğindeki soruları cevaplandırabilirler. Ben yaptım. Oldukça ilginç. https://www.politicalcompass.org/test

***

Onsekizime gelmeden tuttum gurbetin yolunu. Küçük bir valiz ve heyecan dolu bir yürekle Londra’ya varalı 50 yıl olacak iki ay sonra.

Öğrenci iken Yaz ayları çalıştığım Metal Box kutu fabrikasında tanıştığım sendikacı, activist Yaşar İsmailoğlu biz gençleri bazan kantinde, bazan mesai saatlerinde gizlice tuvaletlerde toplayıp solculuğun pratikte nasıl uygulandığını anlatır, kitaplar tavsiye ederdi.

O zamanlar Yaşar İsmailoğlu ve arkadaşları gece yarısından sonra Türkçe film gösteren sinemaların önünde sol broşürler dağıtıp halkı bilinçlendirmeye çalışırlardı.

Ben ve arkadaşlarım ise ne zaman, hangi diskoteklere (o zaman öyle denilirdi!) gideceğimizin, hangi yeni çıkan export plakları, nerede bulacağımızın hesabını yapardık. Politik bilinç sıfır.

Sonraları radikal sol İKTÖF ü (Ingiltere Kıbrıs Türk Öğrenci Federasyonu) kuran arkadaşlara katıldım. Türkiyeli sol bir grup ile binbir kavgalar, çatışmalarımız oldu. Doğrusu neden kavga ettiğimizi pek hatırlamam.

Daha sonra sevgili Hüseyin Osman biz kolej öğrencileri ile düzenli toplantılar yapıp sol bilincimizin artmasına önemli katkılar yaptı. CTP nin kuruluş aşamasında İngiltere’ye gelen Naci Talat ile bizi tanıştırdı. O zaman kurulan CTP Londra Dayanışma Derneğine üye oldum ve sonradan Yönetim Kurulunda birkaç yıl hizmet ettim.

TEB de (Türk Eğitim Birliği) yerel ve Londra çapında ırkçılık, sosyal adaletsizliğe karşı savaşan diğer etnik azınlık grupları ile temas sağlamaya ve olaylara daha geniş, evrensel perspektiften bakmaya başladım. Daha önce bahsettiğim değerli arkadaşların aşıladığı politik bilincimi geliştirme fırsatı buldum. Değişik etnik gruplarla müşterek çalışmalar yapıp, müşterek kavgalar verdik. Kendi toplumumuz içindeki tabuları yıkmaya yönelik çalışmalarımız oldu.

Kıbrıslı, Türkiyeli kadınların çoğunlukta olduğu bu grup içerisinde kendi seksizmimi aşmak için uğraştım. Büyük ölçüde başarılı olduğumu söyleyebilirim sanırım. Ama sol kesimin erkek çoğunluğu hala bugün seksizm eğilimleri göstermektedir malesef.

Bu sefer ne oldu? Türkiyeli sol gruplar özellikle eğitim, kadın hakları, yaşlılara hizmet gibi konularda başarılı çalışmalar yapan TEBe sızarak yönetimi ve tabi çalışmalarımız için çeşitli yerlerden sağladığımız fonları ele geçirdiler.

Tabi öğretmen kolejinde sosyoloji dalını seçmem, genç sol activist hocalarımın etkisi politik bilincimin gelişmesine büyük katkılar yaptı.

Daha birçok deneyimlerim oldu ama anlatmak için birçok yazı gerekir.

***

Kısacası demek istediğim, solculuk, özellikle bizim Kıbrıslıların solculuğu zor bir zanaat. Daha gidecek çok yolumuz var. Hem Kıbrıstakilerin hem de diaspora toplumlarımızın.

Afrika Gazetesi logosu tartışmalarından bir kez daha anladım ki birçokları solculuk kavramına hala çok dar bir çerçeveden bakıyorlar.

Tek, iki kültürlü bir ortamdan çok kültürlü bir ortama geçiş sürecini başarı ile aşmayı beceremeyen bir sürü “solcu” insan olduğunu gördük. Bu insanların sergilediği korkunç, bilinçsiz ırkçılığa şahit olduk.

Amerika’daki beyaz üstünlüğünü savunanların kullandığı sloganları kullanarak “Black Lives Matter” (Siyah Hayatlar Önemlidir) hareketini kavrayamadıklarını gösteren sanatçılara rastladık sosyal medyada, ve daha neler.

Irkçılıkla ilgili bilinç maalesef sol kesimde de çok az, bakış açısı çok dar. Eleştiriyi “saldırı” olarak gören, eleştirenlere “cinnet geçirenler” olarak bakan zihniyet gelişimin, bilinçlenmenin önünde büyük bir barikat oluşturuyor.

Sonuçta Afrika Gazetesi logosunu değiştirdi. Avrupa ismini tekrar  aldı. “Sevimli maymuncuk” logosunu da değiştirip u harfi yerine eşek resmi konuldu. 

Olay olumlu görünüyor. Aması var ama. İsim ve logo değişimi ile yaklaşımların da değişip değişmediğini bekleyip göreceğiz.    

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.