Sağlıksız sağlık sistemlerinin ülkesi
Kanuni Sultan Süleyman hasta yatağında söylemiş aşağıdaki sözü:
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi” Sağlığın ne denli önemli olduğunu anlatan güzel bir söz.
KKTC sağlık sistemini yönetenlerin sağlığın insan yaşamındaki öneminin bilincinde oldukları konusunda şüphelerim var...Oradaki sağlık sistemini deneyimleyen birçokları gibi. “Balık baştan kokar” sözü sanki KKTC için söylenmiş.
Geçen hafta eşimle Kıbrıs’taydık. Eşimin babası, babamız ciddi hastalıkları yüzünden önce hastanenin dahiliye bölümüne, sonra yoğun bakıma kaldırılmıştı.
Uzun yıllardır İngiltere’de yaşarım. Buradaki sağlık sistemi hakkında çok şikayetler var... Olumsuzluklarını hepimiz yaşıyoruz. Yine de iyi ki Ulusal Sağlık Sistemi var dedirtir başka yerlerde yaşadıklarınız.
Gerek eğitim, gerekse çalışma hayatım boyunca insan psikolojisi ile ilgili birçok kurslarda öğrendiğim bir şey var... Eleştireceğin kişilerin veya şeylerin önce olumlu yanlarını belirteceksin. Elimden geldiğince uygulamaya çalışırım... Bazen beceremem.
KKTC doktorları da dünyanın her yerinde olduğu gibi canla başla hastayı hayatta tutmaya çalışırlar. Babamız 90a yakındı. Son ana kadar o yaşta ameliyat olasılığını gündemde tuttular.
Özellikle yoğun bakımda iken hafta arası ziyaret saatlerinde bir doktorun sıra ile ailelere hastanın durumu hakkında detaylı bilgi vermeleri takdire şayan bir uygulama idi. Bizde öyle şey yok.
Bir ay önce yine gitmiştik Kıbrıs’a. Bu sefer babamız dahiliye bölümünde yatmıştı bir süre. Sonra taburcu oldu.
O zaman yaşadıklarımız bizi dehşete düşürmüştü. Refakatçı sözcüğünü akraba ve dostlardan duyuyorduk ama ilk kez bu anlaşılması güç uygulamaya şahit olduk.
Refakatçılar hastanede kalarak hastanın bakımını yaparlar. Bizde onların yaptıklarından hastabakıcılar sorumludur. Ziyaret saati biterkenden hastane sağlık elemanları ve hastalara bırakılır. Ciddi hastalıkları olanlar bile enfeksiyon riski yüzünden en erken zamanda taburcu olurlar.
Günlerce, gecelerce hiç rahat olmayan sandalyeler üzerine mahkum edilen yaşlı insanların güçlükle refakatçılık görevini yerine getirme çabalarına üzülerek şahit olduk. Bu görevlerin ne olduğunu hayal gücünüze bırakıyorum.
“Aileleri olmayanlar veya uzakta yaşayanlar ne yapar?” sorusuna cevap, “Onlar birçoğu ...istan ülkelerinden gelen yabancı kadınlar tutarlar” oldu. “Peki, dar gelirli aileler?” sorusunu sormaya cesaret edemedik.
Empati sözcüğü ile hiçbir zaman aşina olmayı beceremeyen hastabakıcı ve doktorlara da rasladık bu zaman süresinde. Sağlık çalışanlarının işi zor, biliyorum. Ama yine de stresli hasta ve ailelerine karşı daha anlayışlı davranabilinir.
Bir doktorun oradaki akrabamıza “söyle kendilerine direkt beni aramasınlar. Sana anlattıklarımı onlara ilet” demesinden çok rencide olduk. İngiltere’den bir kez arayıp bilgi istemiştik. Yardımsever hastabakıcının ısrarlı denemeleri fayda etmedi, gelip bizimle konuşmadı... İki dakikalık yanıt gerektiren bir soru soracaktık halbuki.
Uçakta İngiltere’ye dönerken Mustafa Doğrusöz’ün kitabını okuyordum. “Hayat dediğin ne ki? Upuzun bir çizgi, sonunda bir nokta”. Sonuçta babamız o noktaya geldi ve biz geri dönmezden iki gün önce vefat etti.
Sağlık sisteminin daha çok sorunları var hastalara ve ailelere yaşatılan. Burada anlatmaya kalksam bir yazı dizisi olur.
Vefat olayından sonra yaşadıklarımız ise yüreğimize su serpen nitelikte oldu. Boltaşlı Muhtarı sayın Turgay Arslan’nın devreye girmesiyle saatler içerisinde her işlem halloldu ve babamızı pazar günü olmasına rağmen vefat ettiği gün çok sevdiği köyü Boltaşlı’ya defnedebildik. Yol yordam bilen aile ferdimiz olmasaydı işimiz çok zordu. Ona ve Muhtara müteşekkürüz.
Keşke Bakan’ından tutun, sağlık sistemini yönetenler de Muhtar’ın, Yeni Erenköy Belediyesi’nin, Boltaşlı Camisi İmamının, mezarlık personelinin, Kaymakamlığın gösterdiği duyarlılığı ve empatiyi gösterme becerisine sahip olabilseydi.
Devletin en temel görevi vatandaşının yaşam hakkını ve sağlığını korumaktır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.