“Zor bir geçmişin esiri olmayın”

Yayın Tarihi: 05/07/26 09:19
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter’n’n Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Halguin’in Kıbrıs çözümsüzlüğünü aşma konusundaki son girişimleri belli ki “çözümsüzlük çözümdür” tezinin savunucularını oldukça telaşlandırdı.

Umutsuzluk tacirleri sosyal medyada Halguin’e veryansın etmekte. Herkes uzman kesilmiş, temsilcinin sunduğu plânın analizini yapıyor. Halguin görevini yapıyor. Sunulan plân elbette bir taslak. Plân yakında garantörlerin ve BM’nin katılacağı genişletilmiş 5’li toplantıda görüşülecek. Kabul görür veya görmez, ancak o zaman belli olacak. Bu zamana kadar tüm siyasetçilerin (sayın Erhürman lütfen dikkat) gereksiz mesajlar verip ortamı germeleri çözümsüzlük yanlılarına koz vermiş olur.

Halguin’in izlediği yöntemde yeni bir yaklaşım var ki biraz olsun umutlanmamız için neden yaratıyor. BM Özel Temsilcisi temasları çerçevesinde sadece politikacılarla konuşmakla yetinmedi. Onların yanısıra akademisyenleri, özel sektör temsilcilerini ve sivil toplum örgütlerini de dinledi.

Halguin medyada konu ile ilgili çıkan yayınların “varsayımlar ve yaratıcılık açısından zengin” olduğunu söyleyip, ardından kendi söylediklerinden tek bir kelime dahi yazılmadığı için sitem etti.

Kıbrıs’ta yıllardan beri taraflar arasında güvenin sağlanmasının mümkün olamadığını, tarihin yükünün ağır olduğunu, o yüzden konunun bilgelik, empati ve cömertlikle ele alınması gerektiğini belirten Halguin çözümün tüm adaya güven ve refah getireceğini vurguladı. 

Bana göre işin en olumsuz tarafı Avrupa Birliği’nin sürece dahil edilmesi olacak. Çünkü AB Kıbrıs’ın çözümsüzlüğünde en büyük rol oynayanlardandır. Kıbrıs’ın çözüm olmadan AB’ye alınmasına elbette Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin becerisizliği neden oldu, ama o zamandan sonra AB’nin tek yanlı tutumu iki taraf arasındaki uçurumun büyümesine neden olan unsurlardandır.

AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in son Kıbrıs ziyaretinde Kıbrıs Türk tarafına geçmeyi reddedip barikattaki deliklerden Lefkoşa’nın Türk tarafını seyretmesi bardağı taşıran son damla olmuştur.  O yüzden Kıbrıslı Türklerin AB’ye güvenmesi beklenemez.

Tabii bütün bunları söyledikten sonra AB’nin Kıbrıs’ta çözüm konusunda rolü olmadığını söylemenin aptallık olduğunu kabul etmeliyim. Özellikle Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşması sağlama girişimleri sürecinde. Ama güven artırıcı önlemlerden bahsederken önce bu kurumların liderlik göstermesi gerekmez mi?

Değerli okurlar, Kıbrıs’ta ne olduğunu, ne olacağını ne Kıbrıslı Türkler ne de Kıbrıslı Rumlar kontrol edebilir. Kıbrıs stratejik konumu yüzünden büyük güçlerin bir savaş gemisi konumundadır. İran savaşı sırasında, geçmiş Ortadoğu savaşları sürecinde bunu açıkça gördük, görmeye devam edeceğiz. Kıbrıs’ı Nato’ya katma çabalarının nedeni budur.

Kıbrıslı Türkler açısından çözüm varoluş, çözümsüzlük ise yok oluş ile eş anlamlıdır. O yüzden Halguin inisiyatifine dört elle sarılmalıyız.

Birçokları statükocuların, yani çözümü istemeyenlerin mevcut durumdan nemalanan kesim olduğunu savunuyor. Ben şahsen bunu kabul etmiyorum. Böyle bir kesim elbette vardır. Ama Kıbrıs gibi savaşlar yaşamış ülkelerde, yakınlarını kaybetmiş, büyük acılar yaşamış insanların affetmesi, uzlaşması o kadar da kolay değil. Ancak gelecek nesiller için uzlaşmamız gerekmektedir.

Geçmişi unutmayalım ama çocuklarımız, torunlarımız, gelecek nesillerimiz için Halguin’in tavsiyesine uyarak zor bir geçmişin esiri olmayalım.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Suat Kalender07/07/26 16:38
Söylediklerinizin bir çoğuna katılmakla birlikte, bir bütün olarak değerlendirince pek anlam çıkmıyor. Hougin'in ortaya koyduğu bir taslak yokken, taslakta bahsedilmesi anlamsız.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları