Eğitim, eğitim, eğitim
Yaz tatili bitmek üzere. Önümüzdeki hafta sokaklar heyecan içerisinde okullarına koşan çocuklarla dolup taşacak. Mutlaka yorgun aileler de gizli de olsa derin bir oh çekecekler!
Her yıl bu zamanda eğitimin amacı üzerine politikacılar, iş çevreleri, aileler tarafından tartışmalar, yorumlar yapılır, kısa bir süre önce açıklanan GCSE ve A’Level test sonuçlarının analizi tartışılır.
Çiçeği burnunda yeni Başbakanımız Andy Burnham da konu üzerine bir demeç verdi. Başbakan, eğitim sisteminde mesleki eğitimin önemini vurguladı ve akademik eğitim ile teknik eğitim arasında denge olması gerektiğini savundu.
Burnham’ın konu üzerindeki plânları14 yaşındaki öğrenciler için yeni teknik eğitim yollarının sunulmasını içeriyor. Başbakanın amacı öğrencilere akademik eğitimin yanısıra teknik eğitim olanakları sunarak bilgi ve yeteneklerini geliştirmek ve onlara yüksek kazançlı meslek olanakları sağlamaktır.
Bunlar alkışlanması gereken plânlardır. Her öğrencinin üniversite eğitimi alması gerekmez. Bazı öğrenciler için teknik eğitim aynı derecede önemli, geçerli bir yöntemdir. Hatta üniversite eğitiminin geçmişte olduğu gibi yüksek maaşlı bir iş fırsatı yaratma olasılığının giderek azaldığı ve üniversite eğitiminin öğrenciler ve aileler için çok pahalıya mal olduğu da düşünülecek olursa teknik eğitimin daha geçerli bir yöntem olduğu iddia edilebilir.
Bütün bunlar iyi, güzel de eğitimin amacı sadece öğrenciler için yüksek kazançlı iş olanakları sağlamak mı olmalı? Elbette bu çok önemli bir amaçtır ama eğitim sadece bu amaçla mı sınırlı kalmalıdır?
Burada eğitim konusundan bahsedereken her zaman tekrarladığım bir sözü yeniden tekrarlayacak ama bunun için hiç özür dilemeyeceğim:
“Eğitimin amacı bize ne düşüneceğimizi öğretmek değil, aklımızı geliştirerek nasıl düşüneceğimizi öğretmek, kendi başımıza düşünebilmemizi sağlamak olmalı, başkalarının düşünceleriyle hafızamızı doldurmak değil”.
Geçenlerde bir radyo tartışma programında okullarda müzik, drama gibi dersler okutulmalı mı konusu tartışılıyordu. Uzun zamandan beri tartışılan bir konudur bu aslında.
Gelmiş, geçmiş hükümetlerin ortaokullar için uyguladıkları başarı ölçeği okullar arasında olumsuz bir yarışa neden olmuştur. Özellikle 2010 yılında uygulanmaya başlayan EBacc sistemi temel dersler olarak seçilen dersleri öne çıkararak müzik ve drama gibi yaratıcı sanat derslerinin önemsizleştirilmesine yol açmıştır. (EBacc dersleri İngiliz dili ve edebiyatı, Matematik, Fen dersleri, modern veya antik bir dilden oluşmaktaydı).
Bu olumsuz sistem 2010 yılında Muhafazakar Parti Eğitim Bakanı Michael Gove tarafından başlatılalı müzik ve drama GCSE testlerine katılan öğrenci sayısında %50’ye yakın bir düşüş görüldü.
Ne mutlu ki EBacc sistemi 2025 yılının sonunda terkedildi. Şimdiki İşçi Partisi hükümeti yaratıcı derslerin yeniden önem kazanmasını sağlamak için bir takım girişimler
plânlamaktadır. Eğitim Bakanı partisinin plânlarının müzik ve drama gibi sanat derslerinin yeniden diğer derslerle eşit statüye ulaştırılacağını ve bu yolda gereken yatırımın yapılacağını açıkladı.
Eğitim gibi hayati önem taşıyan bir alanda geç de olsa yanlış yoldan dönülmesi sevindiricidir. Hükümetin sözünde durup durmayacağını önümüzdeki ders yılında bekleyip göreceğiz.
Tüm öğrencilere yeni ders yılında başarılar dilerim.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.