Amaç yoksa, popülizm vardır

Yayın Tarihi: 29/03/24 07:00
okuma süresi: 4 dak.

Mecliste  “Çalışma Affı Yasa Tasarısı” gündemi var.

Konu, ilgili komitede görüşülüyor.

Kamuoyunun dikkatinde ise insan kaçakçılığı iddiaları ve tartışmaları var.

Hükümet kanadı bir af çalışması yaparken, muhalefet tarafından CTP Milletvekili Devrim Barçın “Yasa tasarısıyla eğitim adı altında ülkeye gelip iznini yenilemeyenlere af getirilmeye çalışılıyor” iddiasında bulundu.

İlgili komite üyesi UBP milletvekili Hasan Küçük ise konuya dair şunları söylüyor;

“Hukuk, Siyasi İşler ve Dış ilişkiler Komitesinde, daha önce burada çalışmış, çalıştığı yerde kendisine ihtiyaç olunan, işveren aradığı vasıflarda bir çalışan bulamadıysa, ancak bu kişiler, bu aftan yararlanacak.

İlgili odalarla, paydaşlarla, toplantılar yaptık. Bir iş için kalifiye personel bulamayan bir işveren. Bu işi bir başkasına yaptırmaya çalıştı. Hem daha maliyetli oldu, hem istenen kalitede iş yapılamadı, hem de bir iş kazası yaşandı.

Bu konuda ilk kriter, ilgili iş alanında münhal açılmasına rağmen personel bulunamaması, ikincisi daha önce aranan kriterlere uygun olarak, KKTC de çalışan ve cezaya düşen kişiler faydalanacak. Böyle bir uygulama yapılması konusunda paydaşlarla, sanayi odası, ticaret odası, esnaf zanaatkârlar odası, hem fikir olundu.”

Karmaşık ve çok taraflı bir konu.

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer de çarpıcı açıklamalar yaptı;

“Gelin bir ayda yasayı yapalım. Yasayı yaparken de bir ay boyunca 3’üncü dünya ülkesinden işçi getirmeyelim. Çalışma Bakanlığı’nın tabelası var. Fakat kendisi yok.

Mevcut durumda Kıbrıs’ın kuzeyine işçi getiren kişiler, işçi başına 1000 ila 3000 Euro para kazanıyor. Özellikle inşaat sektörüne yönelik getirilen insanlar kaçak duruma düşmüyor ancak üniversite ve hayvancılık sektörleri için aynı şeyi söyleyemem. Güneydeki mülteci kampının yüzde 90’nı üniversitelerdendir.”

Söylediğim gibi çalışma hayatı, ülkede bulunan, çalışan yabancı iş gücü konusu, çok çelişkili, tartışmalı bir mesele.

Hele üniversitelerin, kayıp olduğu iddia edilen öğrencilerin, çalışma hayatına dâhil olup, olmadığını, kim nasıl, denetliyor?

Bildiğim kadarıyla, öğrenci olarak ülkeye gelen yabancı uyruklu insanlara, belirli şartlarda, çalışma izni veriliyor.

Bu son derece gereksiz, suiistimale açık ve kötü amaçlarla kullanılma imkânı veren bir uygulama.

Bu ülkeye öğrenci olarak gelen kişiler öğrenci olarak kalmalı.

Eğer okuyamıyorsa, istemiyorsa, ülkeden ayrılmalı.

Bunu sağlayacak bir sistem kurulmalı, yoksa bugün yaşananlar engellenemez.

Öğrenci olarak ülkeye gelen ama öğrenci olmanın gereklerini yerine getirmeyen, sadece adı öğrenci olanların bu ülkede kalmaması gerek.

Ve bilinen bir gerecek, KKTC, yabancı uyruklu insanların, önce güneye sonra başka ülkelere gitmek için kullandığı bir yol.

Çalışma hayatı da, üniversiteler de bu yol için kullanılıyor.

Tabi ki bu düşüncem genel değil.

Ancak bu bir gerçek.

Yine bildik sorun ise yine karşımıza çıkıyor.

Denetimsizlik, hangi sebeple olursa olsun, bu ülkeye gelen bir insan, nerede yaşıyor, nasıl, ne yapıyor, onu getirenler tüm sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getiriyor mu?

Bunları denetleyen var mı?

Binlerce insan buharlaşmayacağına göre, bu sorunun bir cevabı, aynı zamanda da bir yaptırımı olmalı.

Sahtecilik, görevi kötüye kullanma, sahte belgeleri tedavüle sürme, benzer konularla günlerdir yaşıyoruz.

Hep vurguladım, siyasetle sınırlı kalan yanlışları ortaya çıkarma iddiası, her konu ve sektör için geçerli olmalı.

İlk başta da insan kaçakçılığı olmalı.

Gerisi sadece popülizm.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.