Sokak ağzı ile değil, üslup

Yayın Tarihi: 27/02/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Aslında bu yazı, daha önceden yazılmış, ancak yayınlanmamış bir yazı.

Bunca gündem karmaşası içinde, biraz uzaklaşmak adına, bugün paylaşmaya karar verdim.

Üslup, her alanda olduğu gibi, siyasette de bozuldu.

Günlük yaşamda bozulan, değişen, her ne varsa mutlaka ki çeşitlenerek, artarak, başka alanlara da yayılıyor.

Ve evet, bir üslup sorunumuz var.

Haklı ve haksızın birbirine karıştığı, iç içe girdiği, çok konuşmanın, boş konuşmakla yarıştığı, çok bağıranın kendini haklı ve güçlü sandığı bir dönem.

Aynı zamanda hiç konuşmamanın, iletişim kurmamanın, bazı şeyleri yok saydığı, yokmuş gibi düşündürdüğü de yanlış bir iletişim eksikliğidir.

Bilmek, bilmemekten iyidir, konu ne olursa olsun, anlatmak, bilgi vermek önemlidir, hele siyasette, hele makam sahipleri için.

Bugün yaşanan birçok sorunun ana nedeni, iletişim kurmamak, şeffaf bir şekilde anlatmak ve anlaşılmaya çalışmamaktır.

Üslup, kendini ifade etmektir, esasen kendine yakışandır, kendine yakıştırılandır.

Üslup, iletişimin anahtarı, kalitesi, diyalog kurmanın, kendini anlatmanın, en önemli unsurlarındandır.

Aynı olmayan düşüncelerin, birbiri ile yarışması, farkın ortaya konması, yalnızca ne söylediğinin değil, nasıl ve ne şekilde söylediğiyle de birebir de ilgilidir.

Siyaset, bir algı ve iletişim becerisidir.

Olmayan bir şeyin, olmuş gibi gösterilmesi, iletişim yolu ile ikna ve inandırma, en önemli yolu da üslup ve bunu kullanma.

Hemen her gün farklı kesimlerle iletişim halindeyim, bu iletişim için farklı, alternatif yollar var ve hepsini kullanıyorum.

Bu çağda, böyle bir kolaylık var, bunları kullanmamak ise çok büyük bir eksiklik.

Neden siyasi üslup daha önemli ve daha ön planda tutuluyor?

Çünkü yüzlerce insanı etkiliyor, bir söz, bir cümle, bir hareket, onlarca insanı peşinden sürüklüyor.

Siyaset gerildikçe, toplum da geriliyor.

Yıllar yıllar önce, bir siyasi bir yere, bir ziyarete gittiği zaman, herkes işini gücünü bırakır, saygı duyar, bunu belli eder, dinler, konuşur, derdini anlatır ve saygı gösterirdi.

Peki, bugün öyle mi, maalesef değil.

Siyaset kendi saygınlığını, kendi kaybetti.

Meclis konuşmaları, bir saygınlık, düzgün Türkçe, seviye ve anlaşılır şekilde olurdu, Meclis oturumlarında çıt çıkmazdı.

Bugün öyle mi, hayır değil, sokak rahatlığında ki konuşmalar, suçlamalar, hakaretler, hatta fiziksel düzeye gelmiş kavgalar.

Böyle bir ortamda, güven ve anlayış olur mu?

Etki yaratmaya çalışmayı, daha fazla dikkat çekme çabasını anlarım.

Ama her şey bu değildir, ciddiyet ve sorumluluğu da unutmamak gerek.

Çünkü unutulan nokta, kullanılan üslubun, kişinin karakterini yansıttığıdır.

En başta empati, hem kişisel, hem kurumsal saygınlığa verilen önem, güzel ve etkili konuşma, düşüncelerini daha rahat, ikna yönü daha etkin bir üslup, farklı gösteren bunlardır.

İnsan neyse odur, günlük hayatta ki üslup, her zaman, her yerde kendini gösterir.

Çok bağırmak, belki magazin yönünü güçlendirir, ama hiçbir amaca hizmet etmez.

İletişim kurarken kelimeleri bilinçli seçmeli, sorumlulukla, her cümle dikkatle, diplomasi dili üslupla ve ustalıkla kullanılmalı.

İnsanlar her zaman, ne söylendiğini değil, kendilerine ne fayda sağlandığına bakar.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları