Kendi gündemimizden çıkmak
Yaklaşık iki hafta oldukça yoğun ve yorucu bir süreç yaşandı.
Gündemde tek konu, hayat pahalılığı ile ilgili olarak hükümetin yapmak istediği yeni uygulama, buna karşılık olarak, sendikalar, çalışanlar, toplumun farklı kesimlerinden gelen tepkiler.
Eylem ve grevler, hayat durdu, okullar, hastaneler, gümrükler çalışmadı.
Polis, güvenlik güçleri, sivil halk, karşı karşıya geldi.
Siyasiler, milletvekilleri, birbirleriyle tartıştı, siyasi tansiyon yükseldi.
Pek çok sebebi mutlaka ki vardır ama hükümet bir karar aldı.
Adeta bir ateşkes.
Başbakan Üstel;
“Hükümet olarak hedefimiz nettir. Halkımızın alım gücünü korurken, ülkemizin ekonomik dengesini ve geleceğini güvence altına almak. Meclis gündemindeki hayat pahalılığı düzenlemesi, bu hedef doğrultusunda hazırlanmıştır. Ancak gelinen aşamada, toplumun farklı kesimlerinde ortaya çıkan hassasiyetleri ve küresel ekonomik belirsizlikleri birlikte değerlendirmek zorundayız.
Bu nedenle, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin bu haftaki Meclis gündeminde ele alınmasını bir sonraki meclis oturumuna erteleme ve Meclis çalışmalarını, bölgedeki gelişmelerin seyrine göre yeniden takvimlendirme kararı aldık. Bu kararımızın önemli bir nedeni ise toplumsal gerginliği azaltmak uzlaşı ile çözüme katkı koyma fırsatı yaratmaktır.”
Tabi ki farklı değerlendirmeler, sebep arayışları olacaktır, vardır da.
Ama bu noktada bakılması gereken, uzlaşıya bir fırsat doğmuş olabileceğidir.
Sivil toplum, sendikalar temkinli, bu da haklı bir sonuç.
Ancak uzlaşıya açık olunmalı, diyalog, iletişim koparılmamalı, bu en başta toplumsal kazanım için önemli.
Bir diğer taraftan, ABD, İsrail, İran savaşında son durum ne?
Kendi kendimize yarattığımız gündemlerden koparak, dünyaya da bakmak gerek.
Orta Doğu’da başlayan savaş dünya için önemli bir krize dönüştü.
Bir yandan ateşkes var denirken, bir yandan da çatışmalar sürüyor.
ABD, geçici olarak saldırıları durdurduğunu ve 2 haftalık bir ateşkes için anlaşmaya varıldığını ilan etti.
Ancak, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının devam ettiği haberleri geliyor.
İran’ın da buna karşılık füze saldırıları gerçekleştirdiği açıklanıyor.
Yani ateşkes tam olarak uygulanmıyor.
İran, kalıcı barış için şu şartları açıkladı;
“ABD saldırılarının tamamen durması,
Tekrar saldırı yapılmayacağına dair garanti,
Ve savaş zararlarının karşılanması.”
ABD ve Trump ise adeta köşeye sıkışmış durumda, en önemlisi de bu savaşın Amerikalılar tarafından benimsenmemiş olması.
Hürmüz Boğazı, şuan için savaşın en önemli kırılma noktası.
İran, Hürmüz Boğazı’nı kontrol ettiği için, akaryakıt ticaretini direkt olarak etkiliyor.
ABD de şart olarak, boğazın yeniden açılmasında ısrarlı.
Çok kolay söyleniyor, çok basit görünüyor ama özellikle İran’da binlerce insan hayatını kaybetti.
Siviller, çocuklar, yıkılan şehirler, evler, gerçek bir dram yaşanıyor.
Uluslararası kurumlar etkisiz, arabulucu ülkeler savaşın bitmesi ve kalıcı çözüm için çabalıyor.
Kalıcı çözüm, bölge ve tüm dünya için gerekli, savaşın yeniden tırmanması olasılığı ise aynı dünya için büyük bir yıkım olur.
Kısaca, ABD, İsrail umduğunu bulamamış gibi.
İran, hazırlıklı, stratejik, en önemlisi de halkın genel olarak bölünmemesi, bütünlük içinde olması.
Ateşkes için güven ortamı yok, fakat bu bir mecburiyet.
Bu hafta hem savaş, hem de bizim iç gündemimiz için önemli.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.