Her şey olabilirdi…

Yayın Tarihi: 08/04/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Hiçbir sorun ilelebet sürmez, gitmez.

Tabi ki sürdürülmek istenmezse ve her eylem, her mücadele bir amaç uğruna yapılır, yapılmalıdır.

Hareketli günler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

Belki hareketli demek hafif kaldı, tarihi günler, bize yakışmayan görüntüler.

Tarafına bakmaksızın eylem yerinde olanların büyük çoğunluğunda, bir öfke, bir kin, bir nefret.

Konu sadece hayat pahalılığı konusu değil, bu başka bir şey.

Tasarı geri çekilse de, eskiye dönüş yapılsa da, bu öfke patlaması dinmeyecek gibi, dedim ya bu başka bir şey.

Bu ülkenin Meclisi basıldı, çok daha kötü olaylar, kişilerin zarar görmesi, her şey olabilirdi.

Hükümet kontrolü kaybetti, ama sendikalar da kontrolü kaybetti.

Karşılıklı olarak yaşanan, orantısız bir güç kullanımı var.

Daha önceki yazımda, hükümet bu karardan geri adım atmazsa, istediğini yapmayı başarırsa, artık her konuda daha cesur olacak demiştim.

Şimdi aynı cümleyi, sendikalar ve öfkeli kitle için kullanabilirim.

Meclis basılmış, alınan kararlar, sivil itaatsizlikle uygulanmıyor, daha sonra başka konularda da benzer tavırlar yapılabilir.

Hükümet ve en başta başbakan, sendikalarla, insanlarla konuşabilir, orta yol bulabilirdi, bulmalıydı.

Cumhurbaşkanın veya bazı milletvekillerinin arabuluculuğuna gerek kalmamalıydı.

Süreci yönetecek bir akla ve lidere ihtiyaç vardı.

Çok kötü bir tecrübe sürecinden geçiyoruz, dünyanın birçok ülkesinde kötü bir imajla yer aldık, gerçekten çok üzgünüm. 

Elbette herkes, bu mücadeleye bir yerden destek vermeye çalışıyor.

Mücadele amacından çıkmadıktan sonra.

Yapılan ne olursa olsun, mutlaka mağdurlar da yaratıyor.

En çok öne çıkan, çıkarılan, okullar, öğrenciler ve ders kayıpları, sınavların bölük pörçük olması, motivasyon kaybı.

Kimse kusura bakmasın ama kamu okullarında eğitim alan çocukların kaybı çok büyük.

Umarım, bu kaybın giderilmesi için aklıselim bir yol bulunur.

Bir başka tarafa da bakmak gerek;

Hastaneler, hastalar da aynı mağduriyeti yaşadı, yaşıyor.

Düşünün, sağlık sorunlarından dolayı çalışması mümkün olmayan ve kurul raporu ile çalışma dairesine müracaat ederek maaş almaya hak kazanan insanlar var.

Eylem ve grevler sebebiyle sağlık kurulları yapılamıyor, kurul yapılamayınca rapor da olmuyor, rapor olmayınca maaş da olmuyor.

Şimdi bu mağduriyeti kim karşılayacak?

Eylem, grev yapılmasın, ya da bu işlemler, okullardan sınavlar yapıldıktan sonra yapılsın, bunlardan bahsetmiyorum.

Bu mağduriyetler nasıl giderilecek, çözüm ne, nasıl ve kimler bulacak, derdim bu.

Kurulların nasıl yapıldığını az çok biliyoruz.

Burada görev alan doktorların eksiklikleri, yasal boşluklardan dolayı sorumluluk alarak görev yaptıkları, hepsini biliyor ve elbette takdir ediyoruz.

Tüzük güncellemesi, eksikliklerin giderilmesi şart.

Mesela, kalp ile ilgili sorun yaşayan veya kalp nakli olan bir hasta çalışamaz, ama tüzük de yok.

Ağır engelli bir çocuk, belli dönemlerle sağlık kuruluna giriyor, iyi olması, zamanla sağlığına kavuşması mümkün değil, bariz ortada bir durum yaşanıyor, fakat kurula giriyor, ona da ailesine de çok zor.

Ama bitmiyor, sebep, tüzükler, eksiklikler.

Oysa kalp nakli yapılıyor, KKTC de, devlet hastanesinde.

Bir zaman hayal bile değildi.

Sadece çalışma süresi, mesai saatleri, binalar, cihazlar değil.

Yasal altyapı ile de sorunlar, eksiklikler, yapılması gerekenler var.

Sorunların esasına gelemiyoruz, eksiklikler ve yarattığı mağdurlar, bir gün hepimiz bu durumla bire bir yüzleşebiliriz.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.