Kendi doğrularını, başkalarında aramak
Nereden başlamalı, gerçekten bilemiyorum.
Öyle bir dağınıklık yaşanıyor.
Haber siteleri, bazı siyasiler ve gazetecilere karşı, sosyal medya platformlarında, kaynağı henüz belli olmayan bir şekilde resmen bir saldırı var.
Onca haber, video, içerik bir anda silindi, olacak iş değil.
Kim yaptı, neden yaptı, kimse tam olarak bilmiyor, anlaşılmıyor.
Çok büyük paralardan bahsediliyor, bu paraları kim karşılayabilir, kim kendini hedef haline getirir, söylediğim gibi bilinmiyor.
Bu konu büyük ve bizi aşan bir konu, ne zaman, nasıl ortaya çıkacak, göreceğiz.
Bu kadar basit olmamalı, ortada emek var, üretmek, topluma haber ulaştırmak var.
Ve ne olursa olsun, bunlar silinse de, orada olduğu biliniyor.
Kimseyi, ne olduğu tam olarak bilinmeden, suçlamak, hedef göstermek, hakaret etmek de doğru değil.
Gazetecilik, haber, hele bu çağda, susmaz, bitmez, yavaşlamaz, yenileri, mutlaka, daha kalıcı, daha cesur, üretilecektir.
Gerçekler, bir gün mutlaka ortaya çıkacak.
Belki de istenen, yapılanları birilerinin üzerine yıkmaktır.
Ne olursa olsun, ortada kötü bir oyun var, kötü ve hileli bir oyun.
Üzücü olansa şudur, yine herkes inandığı değerlere göre bölünüp, ona göre fikirler geliştiriyor.
Gerçekler, doğrular, etik ya da olması gerekenler, yine gölgede kalıyor.
Herkesin bildiği, ya da bildiğini zannettiği, inandığı doğru, ona göre tek doğrudur ve herkes de buna inanmak zorundadır.
Böyle bir şey mümkün mü, olabilir mi?
Herkes kötü, iyi olan sadece kendi düşüncesi, öyle mi?
Bu düşünce, hem bireysel hem de toplumsal anlamda temel bir sorun yaratır.
Benim yaptığım sadece gözlem ve yorum, uzman değilim, ancak böyle bir sorunumuz olduğu da bir gerçek.
Memleket eski memleket değil, insan profili değişmiş, teknoloji, pek çok konuda hem iyi hem kötü.
Bu durumda insanların olaylara farklı açılardan bakması gayet doğal.
Doğal olmayan, genel olarak insanların kendi bakış açılarının sınırlı olabileceğini kabul etmek yerine, bunu koşulsuz bir doğru gibi kabul edip, savunması.
Bu her meslek, her kesim, her yaş gurubunda yaşanıyor, üstelik eğitim düzeyi yüksek kesimlerde daha çok görünüyor.
Dünyaya, ülkeye, olaylara daha geniş bakmak, eleştiriyi, farklı görüşleri olduğu gibi kabul etmek yerine, saldırgan, üstten bakan, kendi doğrusunu empoze eden bir anlayış.
Peki, getirisi nedir?
En önemli konu bu ve yarattığı, kutuplaşma, bölünme, herkesin kendi gibi düşünenlerle görüşmesi, karşı görüşleri dışlaması.
Oysa gerçeklik her zaman farklılıktan çıkar.
Herkesin kendi doğrularını tek gerçek olarak görmesi, bireysel ve toplumsal iletişimi zayıflatan bir kopmadır.
Daha sağlıklı, olgun ve doğru bir toplum yapısı için herkesin, tüm kesimlerin, kendi düşüncelerini sorgulayabilmesi, farklı görüşlere açık olması ve empati kurabilmesi şart.
Hele de toplumun çok şey beklediği, aydın dediğimiz kesimlerden.
Gerçek ve sağlıklı bir toplumsal yapı, sadece kendi doğrusunu savunan değil, başkalarının doğrularını da anlamaya çalışan insanlarla yaratılabilir.
Bu küçücük ülke ve toplumda bunu başarabilmek zor olmasa gerek, yeter ki iyi niyet olsun.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.