Akran zorbalığı ve şiddet ciddiye alınmalı

Yayın Tarihi: 24/04/26 07:00
okuma süresi: 4 dak.

Dün, “23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlandı.

Yüzyıllar boyunca da kutlanacak.

Türkiye'nin Milli Mücadele tarihine damga vuran, mihenk taşı olan önemli olaylardan biri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, TBMM de 106. yaşını kutladı.

23 Nisan pek çok önemli anlamı yanında, çocuklara adanan, bir gün.

Çocuklar o kadar önemsenmiş.

Türkiye art arda dehşeti yaşadı.

Çok çok üzücü olaylar, 14 Nisan 2026 yer Şanlıurfa, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi ve bir Meslek Lisesinde yaşanan olay.

Bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı.

Hemen ardından, 15 Nisan 2026 bu defa yer Kahramanmaraş.

Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde bir Ortaokul, yine bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı.

Elbette akıllara hemen şu soru geldi “neler oluyor?”

Mutlaka pek çok sebep vardır ve araştırılması, önlemler alınması şarttır.

Bu üzücü olaylar sonrasında, hayatını kaybeden insanlar oldu.

Teknolojiye bağımlı, mekanikleşen, sosyal yaşamdan çok otomatikleşen bir hayat düzeni, en başta çocukları etkiliyor.

Şiddetin özendirilmesi, filmler, diziler, günlük yaşamda silahlanmanın normalleşmesi, sosyal medya, ev içinde, okullarda çocukların yalnızlaşması, başka odakların için de yer almaya zorlanması, elbette çok etken vardır.

Ve ailelerden, devlete, herkese büyük bir sorumluluk düşüyor.

Sosyal medya kullanımı ile ilgili olarak, yaş sınırı getirilmesi, belli başlı önlemler alınması, birçok ülkede hayat buldu.

Bizim de bunları değerlendirme zamanımız geldi diye düşünüyorum.

Çok ciddi bir sorun daha var, akran zorbalığı, özellikle çocuklar ve gençler arasında yaşanan ve artan sosyal bir sorun.

Daha çok okullarda yaşanıyor ama yıkıcı etkisi psikolojik, sosyal ve toplumsal anlamda çok.

Altını çizerek devam edeyim, okullara daha çok dikkat edilmeli.

Öğretmenler, hem öğrenci, hem sistem, hem de bilinçsiz, duyarsız ailelerle mücadele ediyor.

Bu bir genelleme değil, sadece bir dikkat çekme.

Kendisinden daha güçsüz gördüğü ki bu güçsüzlük sadece fiziki anlamda değil, etnik, maddi, manevi, bedensel engel gibi konularda da görülüyor, bir zorbalık, küçümseme, fiziksel şiddet gerçek anlamda var, yaşanıyor. 

Bunun yanında, dışlama, olmayan şeyler üstünden suçlama.

İnternet ve sosyal medya üzerinden, saldırılar, tehditler.

Sebepler ise çok da yabancı olmadığımız, aile içi şiddet, ilgisizlik, öfke, empati yapamama, okullarda ve sosyal alanlarda denetim eksikliği ve daha yukarıda altını çizdiğim diğer etkenler.

Kendine güveni olmayan, içe kapalı, öfkeli, başarısız, genç nesiller yetişiyor.

En başta okullarda, eğitim sisteminde, iletişim, diyalog, saygı, empati geliştirici alanlar yaratılmalı.

Sadece iyi, yeni okullar, binalarla, eğitim olmaz, gelecek kuşaklar, genç nesiller yetişmez.

Belki de önce ailelerden başlanmalı, çünkü çok geniş bir konu.

Bazı bölgelerde, okullarda, önemli sayı da, yabancı uyruklu çocuklar eğitim alıyor.

Türkçeyi tam bilmeden, onların uyumunu kolaylaştırmak için yapılan uygulamalar var.

Ancak sosyal anlamda uyum ve güvene daha çok önem verilmeli.

Okul yönetimleri bu konuya yol haritası oluşturmalı, belki de vardır, bilmiyorum, ama araştırmalar ile veriler sağlanmalı, eğitim sistemine destek verilmeli.

Aileler bilinçli, sorumlu önem vererek bu konuya yaklaşmazsa, çözüm de bulunmaz.

En başta bu sorunu kabul etmek, ciddiye almak gerek.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları