Kimin bayramı?
Bazı konular, anlamını yitirmiş gibi.
Sıradanlaşmış, normalleşmiş, kökünü, değerini kaybetmiş.
Oysa ne olduğu fark etmeden, korunması ve toplumsal bir değer olarak kabullenilmesi gerek.
Her şey için illaki kanun, yasa gerekmez.
Sahip çıkmak, değerini bilmek, yazısız bir kanun gibi gönüllü olarak uymak, uygulamak.
Kamu veya özel hiç ayırımsız çalışma hayatının bir eşitlik ve paylaşım ortaklığı olmalı, bunu başarmalıyız.
Dün tüm çalışanların bayramı mıydı, yoksa bir kesim için şartsız, garantili bayram, bir kısım çalışan için de önceki günlerden farksız bir çalışma günü müydü?
2 Mayıs 2012 tarihinde, yani tam 14 yıl önce, 1 Mayıs işçi bayramı konulu yazdığım bir yazımı bugün içinde paylaşmak istiyorum, yıllar öncesinden, bugüne değişen bir şey var mı? Siz karar verin.
“Dün 1 Mayıs’tı. Normal bir takvim günü ve sıradan tarihe gömülen bir zaman dilimiydi.
Tabi ki başka anlamı da vardı 1 Mayıs’ın.
İşçi ve Emekçi bayramını simgeleyen özel bir gün olması gibi. Aslında daha önce “Kadınlar günü” olarak kutlanan ve abartıldıkça abartılan, anlamını yitiren, maddi, manevi sömürülen ve bayram değil, anma günü olarak hatırlanması gereken 8 Mart gibi bir tarih.
Fakat ilginç tablolar çıktı ortaya. Sanayi bölgesi. Birçok iş yeri açık.
İnşaatlar, çalışan, çalıştıkları yerde yaşayan işçiler. Lefkoşa da Girne kapısında günlük iş bekleyen insanlar, “Tartalım abi” diyen çocuklar. Peki, bu kimin bayramı?
1 Mayıs 1856 Avustralya. 1 Mayıs 1886 Chicago. Ayni amaçla yapılan protestolar. Amaç insana yaraşan çalışma koşulları. Polis müdahalesi. Patlatılan bombalar. Ölen 14 kişi. Ölümlerden dolayı suçlanan ve idam edilen 5 sendikacı. 1888’de 1 Mayıs tüm dünya işçilerine emek ve dayanışma günü olarak ilan edildi. O günlerden, günümüze geçen 156 yıl. Ve bunca yıldır yaşayan simgeleşmiş bir tarih; 1 Mayıs.
Sorduğum soruyu bir daha tekrar edeyim. 1 Mayıs kimin bayramı? Ya da bu tarih bir bayram mı? Hayır, tabi ki değil.
Aslında işçi kesiminin daha iyi koşullarda çalışması için mücadelenin simgesi ve bir anma günüdür.
Ama bizler her şeyi o kadar anlamsızlaştırdık ki, farkında değiliz.
İşçinin çalıştığı, memurunun tatil yaptığı bir işçi bayramının anlamı var mı? Yok.
Özel sektör işçisinin bu çağda hala daha sendikal anlamda örgütsüz olduğu bir ülkede, işçi hakları için bayram kutlamak normal mi? Değil.
1 Mayıs mücadelesine 8 saat çalışma süresi ta yıllar önce damga vurmuş. 1 Mayıs'ı ortaya çıkaran en baştaki amaç buydu. Ülkemizde nedir bu durum? Hala daha mücadelesi veriliyor.
Dünya genelinde işsizlik sayısı artıyor. Bu yıl 6 milyon kişilik artışla işsizlik rakamının 202 milyon kişiye, 2013 yılında ise bu rakamın 207 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bizim nüfusumuzun kat ve kat fazlası. Özel sektörde işyerlerinin kapandığı, kurumların battığı, KİT’lerin özelleştirilmek için sıraya konduğu, piyasasında yaprak kımıldamayan ülkemizde bu sorun daha da ağır şekilde hissedilecektir.”
Bugüne gelirsek, hala günden güne büyüyen, ekonomik ve sosyal uçurumlar.
Görünen o ki yıllar geçse de yine aynı noktalarda kalmaya devam edeceğiz.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.