Kültürü yaşatmak O'nun işi!

Yayın Tarihi: 23/07/18 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

• Ülke adına iki şansımız var; birincisi şu an ki Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit herşeyden önce bir eğitimci ve Kıbrıs sevdalısı bir öğretmen olması. Bu açıdan şanslıyız bunu söylemek lazım, öte yandan uzunca süredir Kültür Dairesi Müdürlüğü görevini yürüten Nilay Hanım'ın da keza kendini adeta bu işe adamış bir öğretmen olması. İki öğretmen anlayacağınız ciddi bir uyum içinde kültürümüzü doğru bir şekilde hem tanıtıyor hem de koruyor.

• Uzun sohbetin ardından daireden ayrılırken koluma ağırlık yapan kalınca Defne dergisine baktım şöyle bir, yapılan onlarca etkinlik içine yerleştirilmiş, adı güya dergi, dergi değil koca bir etkinlik kitabı. Yaptığı başarılı işleri anlatmaktan kaçınsa da kendi alçak gönüllü davransa da, icraatları ortada. Merdivenleri inip, dostları selamlarken "Nilay bu işi yapıyor, aşk olsun" diye mırıldandım kendi kendime.

Uzun bir aradan sonra Kültür Dairesi Müdürü Nilay Tunçalp ile buluşup kahve içtik. Kaç kez sözleşmemize rağmen ben bir türlü fırsat yaratıp kahvesini içmeye gidemedim. Malum bizim memleketin seçimi bitmez. Erken seçim arkasına da yerel seçimler derken aslında Kıbrıs Türk Kültürü'nün güçlü bir şekilde hem ülke içinde hem de dış dünyada layıkıyla temsil edilmesine vesile olan bu kıymetli öğretmeni ihmal ettik. Biz gazeteciler nerede popüler bir gelişme varsa oraya yöneliriz, halk olarak da seçimlerden usansak dahi gündem seçim oldu mu bir anda dünyamız sadece bundan ibaret olur ancak gelin görün ki seçimler klişe olmuş ve sıkça tekrarlanan koskoca bir yanlıştan ibaret. Neyse bu başka bir günün konusu. Ama dediğim gibi sıradan olaylara kapılıyoruz biz gazeteciler ve bir yandan çok yakındığımız ülke tanıtımını unutuyoruz. Halbuki bir ülkenin her anlamda kültürünün yaşatılması, sergilenmesi ve dünyaya anlatılması son derece önemli bir eylemdir.

Turizmde de böyle değil midir? KKTC turizmini dış dünyaya tanıtmak için milyonlar harcanır, teşvikler verilir. Çok şükür ki Turizm Bakanımız Fikri Ataoğlu bunu başarıyla yerine getiriyor.

İşte Kültür de ülke tanıtımının olmazsa olmazıdır. Ülke adına iki şansımız var; birincisi şu an ki Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit herşeyden önce bir eğitimci ve Kıbrıs sevdalısı bir öğretmen olması. Bu açıdan şanslıyız bunu söylemek lazım, öte yandan uzunca süredir Kültür Dairesi Müdürlüğü görevini yürüten Nilay Hanım'ın da keza kendini adeta bu işe adamış bir öğretmen olması.

İki öğretmen anlayacağınız ciddi bir uyum içinde Kültürümüzü doğru bir şekilde hem tanıtıyor hem de koruyor.

Nilay hanımla kahve içtik ve uzunca bir sohbet yaptık. Tunçalp'in ne yaptığı ne ettiğiyle ilgili bana bir şey anlatması gerekmiyor çünkü yaptığı başarılı işleri yakından takip eden bir gazeteciyim. Hali hazırda aman övünme olmasın diye her zamanda aşırıya kaçmaktan kaçınan alçak gönüllü bir yapısı var.

Kültür Dairesi'nin bütçesi hepimiz biliyoruz ki son derece sınırlı ancak son zamanlarda hakkını vermek lazım, Maliye Bakanı Serdar Denktaş tarafından proje bazında yüksek rakamlarla destekleniyor, öte yandan Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Derya Kanbay'ın da hakkını vermek lazım; Derya Bey de Türkiye adına Kıbrıs Türk Kültürü'nün korunması ve yaşatılması adına son derece yardımcı.

İş geliyor tüm bunları başarıyla koordine edecek adrese; işte bu adreste Nilay Tunçalp oturuyor. Onlarca fotoğraf sanatçısı, ressam, yazar, şair, el sanatları ve işleriyle uğraşan birçok sanatçının çekinmeden yardımına başvurduğu ve hep güler yüzle karşılık bulduğu makama.

Tunçalp, Kültür Dairesi Müdürü olmasından sonra kültür adına birçok güzel işler yapıldı.

Hali hazırda Nilay Hanımla kahve içmek istiyorsanız, O'nu çoğu zaman bir sanatsal ortamda yakalamanız gerekiyor, ya da aşık olduğu ve sıklıkla ziyaret ettiği kütüphanelerde.

Pek mesai kavramı olan birisi değil, yani alışıla gelmiş bir memur ya da bir müdür tarzında çalışan bir tarzı yok, mesaisinin çok ötesinde koşuşturan ve tüm bunları eziyet, yorgunluk olarak değil yaşam tarzı olarak şekillendiren biri.

Defne diye bir dergileri var, bu derginin hazırlanmasında ve sanatçılara ulaşmasında titiz davranıyor. Dergiyi her ne kadar bana gönderse de gitmişken hediye etmeyi ihmal etmedi. Sanırsınız ki ansiklopedi !

Uzun sohbetin ardından daireden ayrılırken koluma ağırlık yapan kalınca Defne dergisinebaktım şöyle bir, yapılan onlarca etkinlik içine yerleştirilmiş, adı güya dergi, dergi değil koca bir etkinlik kitabı.

Yaptığı başarılı işleri anlatmaktan kaçınsa da kendi alçak gönüllü davransa da, icraatları ortada.

Merdivenleri inip, dostları selamlarken "Nilay bu işi yapıyor, aşk olsun" diye mırıldandım kendi kendime.

*********************

Vatandaş Tolga Atakan'ı unutmamıştır

20 Temmuz kutlamaları vesilesiyle kızımı alıp uçakları izlemeye gideyim dedim. Pişman oldum o ayrı konu. Lefkoşa-Girne anayolunda Boğazköy mevkiine gelince bir baktım ki trafik kilit ama ne kilit. Yaklaşık bir saat süren yolculuğumuzun ardından Girne limanına vardık. Ne uçak kaldı ne gösteri tabii. Gidişin binlerce araç kuyruğu, dönüş yolunda keza aynı durum. Öyle tahmin ediyorum ki Ulaştırma Bakanımız Tolga Atakan o kadar birçok anılmıştır ki hayli hapşırmıştır. Kendi kendime neyse limanda kızımla bir dondurma yerim bu trafik de ille ki dağılır birkaç saate diye düşündüm. 20:30'da oldukça saf duygularla ayrıldığım limandan ana yola çıktığımda, "kesin savaş çıktı" diye düşündüm. Tahminimce 10 bin araç bir yerden bir yere gitmeye çalışıyordu. Gıdım gıdım ilerledik durduk. Onlarca araç yolda kaldı, su kaynattı, ona yakın trafik kazası oldu, ambulansların biri gitti biri geldi. Bir saati aşkın bir zamandan sonra 21:40 da Lefkoşa'ya vardık.

Şimdi Lefkoşa-Girne anayolunun aciliyeti neydi bilemiyorum ki Ulaştırma Bakanı bu işe el attı. Vardı bir nedeni ki Bakan Atakan bu yola öncelik verdi. Fakat bu yol kısa sürede bitirilmezse ve kış mevsimine sarkarsa çok ciddi trafik kazaları olacak ve bunun sorumlusu haliyle Tolga Bey olacak. Benden söylemesi. Anlayışlı olmak, sabırlı olmak lazım tabii de bu yolun akışı çok sıkıntıya dönüştü artık. Sayın Bakan ha gayret bitirin bu yolu artık.

******************

Günün Sözü

Asla aşk acısı çeken birine aşık olmayın. O kişi yaralıdır ve yara bandı olarak sizi kullanır.

Pablo Neruda

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları