Gemiyi çıkarmak en mantıklısı…
Başbakan Ünal Üstel, İstanbul’dan sonra Ankara’ya geçti ve bir dizi resmi temaslarda bulundu. Hayatını kaybeden 28 kardeşimizden 14’nün naaşına ulaşıldı. Günlerdir başka ulaşılan yok. Ortaya bir fikir atıldı; batan gemi enkazının çıkarılması. Böylelikle gemi içerisinde hapis kalmış 14 kardeşimizin naaşına ulaşılacak. Umarım bir an önce bunu yapabilecek bir yol bulunur ve geriye kalan kardeşlerimiz aile yakınlarına teslim edilir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasını hem okudum hem izledim. Dokuz gemi 11 hava aracıyla hummalı arama devam ediyor dedi Sn. Cumhurbaşkanı. Türkiye devleti her zaman olduğu gibi yanımızda. Batan gemide hayatlarını kaybeden günün sonunda bizim insanımız, Türk olmasa da yabancı bir milletten olsa da en nihayetinde insan. Öyle anlaşılıyor ki naaşların bir bir çıkarılması hem çok uzun süre alacak hem de çok zor olacak. Bu nedenle batan gemi enkazının çıkarılıp naaşlara ulaşılması en Pratik ve kolay olan yol.
Isias depreminden sonra yaşadığımız bu facia hepimizin üzerinde derin yaralar açtı. Hayatını kaybeden iki çocuğumuz da var bildiğim kadarıyla. Düşündük sonra insanın asabı bozuluyor canı sıkılıyor ve morali bozuluyor.
Umarım bir an önce geriye kalan 14 kardeşimizin naaşlarına ulaşılır ve aile yakınlarına teslim edilir.
Hayat devam ediyor. Bakın bir taraftan gemi kazası gündemdeki yerini korurken öte yandan Kıbrıs konusunda açıklamalar yapılıyor, bir taraftan Batı Nil virüsü 3 hastamız var artık ve bu sayı artabilir. Derken okullar açılıyor ve okullardaki problemler henüz çözülmedi diye eğitim sendikalarının açıklamaları var.
Açık konuşmak gerekirse ben KKTC’nin eski yıllarını daha çok özlüyorum. Özellikle Annan Planı yıllarını. Heyecan doruktaydı ve inanılmaz bir umut vardı hepimizin içerisinde. Şimdi ne umut var ne heyecan var.
Annan Planı dönemlerini hatırlıyorum. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan çözüm sürecine oldukça ciddi bir destek veriyordu. Hükümette CTP vardı. Hani bir zamanların Ankara hükümetlerine karşı en sert muhalefetini yapan CTP, tek vücut olmuş çözümün peşinde koşturuyordu. En büyük destekçisi de bizzat Recep Tayyip Erdoğan'dı.
O yıllarda Ankara hükümeti hem içte KKTC devletine ciddi bir maddi destek içindeydi hem de Kıbrıslı Türklerin haklı davasının dünyada duyulması için Cumhurbaşkanı Talat’a ciddi destek içindeydi.
Ne gelen paralar ne gelen yardımlar kimseyi rahatsız etmiyordu. Hatta o yıllarda Ankara daha çok yardım yapıyordu Kıbrıs Türk halkına.
Kimseler de bu durumdan rahatsız değildi. Memur istihdamları, 13. maaşlar ve aklınıza gelen her türlü ama her türlü yardım fazlasıyla geliyordu.
Kimse de çıkıp demiyordu “Vay Türkiye bize müdahale ediyorsun.”
Bu öyle bir dayanışmaydı ki Sn. Talat, Türkiye’de yaşasa AK Parti hükümetine oy vermeyi dahi düşünüyordu. Varın siz anlayın ilişkinin boyutunu.
MİTİNGLER VE BOZULAN İLİŞKİLER
Bu ve buna benzer yazıları çok kaleme aldım bu nedenle uzun uzadıya konuları detaylandıracak değilim ama gelmek istediğim bir nokta var. Derken Türkiye iş yapmayan hükümetlere para vermekten sıkılmaya başladı. Çözüm süreci çökmüş, Rumlar çözümü reddetmişti. Bunun ardından Mitingler yapılmaya başlandı. Neye karşı ve kime karşı. Mitingler sözüm ona birer varoluş mitingiydi ama kime karşı?
PARA VEREN YARDIM EDEN BAŞKASI YOK
Önemli bir nokta var burada. KKTC’ye Türkiye’den başka para yardımı ya da diğer yardımları yapan başka bir ülke var mı? Bakınız bu son derece önemli bir sorudur.
Diyeceksiniz ki “tamam be bay yardım eder diye her şeyimize de karışıyor”… Bu sıkça kullanılan bir cümledir.
Peki bir başka açıdan bakalım olaya. Dünyanın herhangi bir yerinde her türlü yardımı yapan bir devlet ya da mekanizmanın yardım ettiği ülkeye karışmaması söz konusu mu?
Yazıyı okuyanlar hemen örnek yazsın lütfen. Deli gibi peşinden koştuğumuz Avrupa Birliği’ni görüyoruz. İmrendiğimiz ve özendiğimiz Rum yönetimini de görüyoruz.
Şöyle hayal edin peki; her türlü maddi yardımın geldiğini var sayalım AB’den sizce “alın kardeşlerim yeyin ve keyfinize bakın” der miydi?
Hepimiz biliyoruz ki demezdi.
Peki bu ilişki şekli doğru mu?
Hayır doğru değil! Peki var mı başka önerisi olan?
Tanınmıyorsun, üretmiyorsun, ihracatın yok ve beş kuruşsuz oturuyorsun. Hem müdahale ediyor diye sövüyorsun hem de para vermediğinde “işgal ettin bakacaksın” diye bağırıyorsun.
Ee hangisi?
Hastane, yol, okul, ilaç desteğini hep Türkiye yapıyor.
O parayla şu yapılırdı diye de bir şey yoktur zaten yapılması gereken birçok şeyi yine Türkiye devleti yapıyor.
Ne yazık ki bizim başardığımız pek az şey var.
Bu durum beni de mutlu etmiyor ama şu an yaşadığımız gerçek bu.
Çok fazla seyrüsefer, sigorta ve servis parası ödediğim için hep şikayet etmişimdir, herkes gibi. Babam der ki “en azından bunları ödeyecek paran var ya olmasaydı”. Doğrudur da!
En azından bu saydıklarımı veren bir ülke var bize ya olmasaydı. O nedenle bilinçli bir şekilde neye karşı olduğumuzu ve neyle neyi satın almaya çalıştığımızı bir daha gözden geçirmeliyiz.
Kastettiğim biat kültürü değil... Vefadır dostlar.
**********************
Günün Sözü
"Aşkta sadık olanlar yalnızca aşkın uçarı yanlarını bilirler aşkın trajedisini bilenlerse vefasızdır."
Oscar Wilde
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.