Berlin, umutlar, işaretler ve korkular...

loading
5 Ağustos, Çarşamba
£

9.18

8.28

$

7.01

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Berlin, umutlar, işaretler ve korkular...

25 Kasım'da Berlin'de yapılacak üçlü zirve için nefesler tutulurken, görüşmenin bir çok açıdan bir 'kırılma anı' olabileceği konusunda genel bir kanı var.

Bir diğer kanı da zirveden bir şey çıkmayacağı yönünde.

Ancak çok açık şekilde altını çizmem gerekirse, zirveden bir şey çıkmaması zaten kendi kendine bir kırılma anı olur.

Çünkü bu toplantı, 6 Temmuz 2017'de Crans Montana'da konferansın bitmesinin ardından başlayan 'reflection period' faslının da bitmesi anlamına gelen bir toplantı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, o gün konferansı kapatırken taraflara sunduğu kriterlerin "altını doldurup geri gelin" demesinin üzerinden 2 yıldan fazla bir zaman geçti.

Bu yüzden de Genel Sekreter, bu inisiyatifi aldığına göre, o sürecin sonuna geldiğimiz besbelli demektir.

Şimdi olacak olan şey gerçeklerle yüzleşmektir. 

Bu dakikadan sonra, Genel Sekreterin bu toplantıyı, "geldik, yemek yedik, daha sonra tekrar bakacağız" gibi bir şekilde kapatması bana göre mümkün değildir. 

Dolayısıyla, eğer Berlin'de yeni bir süreç başlamazsa, bunun neden ve nasıl başlamadığını açıklamak yine bizzat Guterres'e düşmektedir.

Çünkü, BM Güvenlik Konseyi, AB, Amerika, Rusya ve aklınıza gelecek bir çok ülkenin desteklediği yeni süreç eğer sekteye uğrarsa, bunun suçlusu kimse artık öğrenmek zorundayız.

Dolayısıyla, çok da uzatmadan, Berlin toplantısının yorumlarını zaten önümüzdeki 48 saat içinde yapacağımız için, biraz daha dünyevi şeylere dönerek konuşayım…

Kıbrıs Postası olarak Berlin'de olacağımızı zaten ilan etmiştik…Dolayısıyla Berlin zirvesini an be an tüm detayları ile Kıbrıs Postası TV'den izleyebileceksiniz. 

Öte yandan tüm ada basını arasında ilk kez Kıbrıs Postası'nın yayımladığı üzere, zirve, Berlin'deki tarihi Brandenburg Kapısı yanındaki ünlü Adlon Kempinski Otel'de yapılacak. 

Garip bir tesadüf, aynı otelde Mustafa Kemal ile o zaman veliaht prens olan son Osmanlı Padişahı Vahdettin 10 gün boyunca kalmış…Sene 1917…

Ve bir başka ilginç detay, Kempinski Oteller grubu, Mont Pelerin zirvelerine ev sahipliği yapan otelin de sahibi…

O değil de, otelin açılışını yapan kişi son Alman İmparatoru (Kayzert) 2.Willhem…

Niye son acaba?

İşaretler, işaretler…

Peki, başka ne bilgiler var?

Hafta içi konuyla ilgili bilgi aldığım bazı diplomatik kaynaklar, saat 19.00 sularında başlaması planlanan zirvenin uzun süreceğini ve her türlü sürprize gebe olduğunu söylediler.

O değil de, her zirve öncesi konuştuğum ve beni hep "çok ümitlenme" diye teskin eden bazı diplomatik kaynakların bile bu kez "ümitli" olması, doğrusunu söylemem gerekirse ufaktan heyecanlandırmıyor değil.

Ah ah…

Hani o meşhur arabesk şarkı var ya, onu şöyle çevirip söylesem? 

"Kaç 'zirve' tükendi şu "umutlu" gönlümde…"

Ah ah…

Aklıma, 6 Temmuz 2017 sabahı, Crans Montana'daki konferans salonuna yürüyorkenki halim geliyor…

Kıbrıs Sorununun çözüldüğüne o kadar emindim ki, salona yürürken buna inanmakta zorlanıyor ve kendi kendime "oğlum Ulaş, bu iş bittiyse, bundan sonra ne ile uğraşacaksın?" şeklinde sorular soruyordum.

Elimde sağlam veriler de vardı, heyecanım boşuna değildi…

Mesela 8 Temmuz için Cenevre'deki BM Sarayında imzaların atılması için hazırlanan salonun fotoları…

Mesela son gece beraber içki içtiğim üst düzey BM yetkilisinin "Bu kez başarıyoruz Ulaş galiba" demesi…

Ve yine son gece, sabaha karşı acayip duygular içinde Crans sokaklarında dolaşırken karşılaştığım, Cenevre'den bizi getiren ve Türkiye heyetini taşıyan şoförü görüp, "Hayırdır be abi?" diye sormam, onun da bana "Başbakan Binali Yıldırım'ın heyetinden birilerini getirdim" demesi…

Haliyle bunun Yıldırım'ın gelmesi yani son imza anlamına gelmesi…

Yani anlayacağınız varsa, o sabah konferans salonuna delirmiş de çözüm olmuş zanneder bir şekilde değil, elindeki parçaları birleştiren birisi olarak yürüyordum…

Ah ah…

Sonra gün boyu ve akşam süren zirvenin çöküşü…

Ve o çöküşü hıçkıra hıçkıra ağlamamak için insanüstü bir çaba harcayarak izleyenlere anons etmem…

Herkesin bu toplantı ile ilgili bir korkusu var…

Bizim sağlı sollu statükocuların korkusu zirveden çözüm yönünde bir şey çıkması mesela…

Benim korkum ise bir kez daha zirvenin sonuçsuz kaldığını anons etme ihtimalim…

Umarım bu kez öyle olmaz…

Umarım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.