Durum hiç iyi değil…

loading
28 Eylül, Pazartesi
£

10.00

9.07

$

7.79

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Durum hiç iyi değil…

Bana göre geçtiğimiz yılın en çarpıcı haberi 25 Nisan 2019 günü New York Times'ın ön sayfasında yayımlanan ve Antartika kıtasında birdenbire ortadan kaybolan kral penguenlerini konu eden haberdi.

Habere göre, bir İngiliz uydusunun 9 milyon kilometrekareden büyük olan dev kıta üzerinde yakaladığı 2016 yılına ait görüntülerde, dev bir penguen kolonisi üzerinde yaşadığı buzulun birdenbire erimesiyle birlikte sulara gömülmüş. Bunun sonucunda 10 binden fazla yavru penguen boğularak ölmüş. Durum 2019 yılında Cambridge Üniversitesi’nin dikkatli uzmanları sayesinde ancak anlaşılabilmiş.

2016 sonrasında yine o bölgenin görüntüleri üzerinden yapılan ölçümlere göre, kıtanın en büyüklerinden olan o koloni,  bugün hâlâ daha belini düzeltememiş durumda.

Düşünün, sıcaklıkların -70'lere kadar düştüğü Antarktika, artık aniden yaşanan erimelere sahne oluyor.

Bu da dev kıtadaki buzulların eriyerek denize karışmasına ve tüm dünyada deniz suyunun yükselmesine yol açmaktadır.

Ancak değişen sadece deniz suyunun yüksekliği değil, soğuk Antarktika sularının karıştığı sıcak su akıntılarının değişmesi ve bunun sonucunda da değişen iklimdir.

Dolayısıyla Avustralya'daki yangın asla tesadüf değildir.

Koca kıta, bu yaz en yüksek sıcaklık derecelerine ulaşmıştır. Bize göre ters aylarda yazı yaşayan kıta, 18 Aralık 2019 günü ülke genelinde 40.3 sıcaklığa ulaşarak ölçümler başladığından beri en yüksek rakamlara ulaşmıştır.

O tarihten daha önce başlayan yangın ise bugünlerde neredeyse ikinci ayına girmiş ve kontrolden çıkmış görünmektedir.

Peki, buna benzer haberler yeni mi?

Çok değil, geçen sene bir başka büyük ülke Kanada'nın ormanları 2 aydan uzun bir süre cayır cayır yanmış, yangın doğal yollarla ancak sönmüştü. Dünyanın en refah ülkelerinden Kanada, yanı başındaki Amerika'nın her türlü yardımlarına rağmen yangını kontrol altına alamamıştı.

Ancak sorunlar yangının büyüklüğü veya kapladığı alanla da sınırlı değildir.

Haziran 2017'de, Portekiz'de meydana gelen ve 66 kişinin bir anda otoyol içinde alev kapanına kısılıp yanarak öldüğü yangın bu hızlı yayılma durumuna çarpıcı bir örnektir. Bir anda başlayan yangın, inanılmaz bir hızla yayılmış, insanlar daha ne olduğunu anlamadan bir anda alevlerin içinde kalmıştır. Bakınız, altını çiziyorum, altında araba olan insanlar yangından kaçamamıştır!

Daha arazi açılsın, kereste toplansın diye kesilen, yakılan Amazon ormanlarının durumuna hiç girmedim, girmek de istemiyorum.

Bunun yanı sıra Endonezya'nın Borneo ve Sumatra adalarında, bugün yediğimiz çikolatadan tutun da şampuana kadar kullanılan Palm yağı için insan eliyle yakılan ormanlardan da bahsetmek istemiyorum…

Son yirmi yılda yapılan ölçümlere göre, tarihin en sıcak 18 yazı, yine bu dönemde gerçekleşmiştir.

İddia o ki, dünyada son 100 yılda ortalama sıcaklık 1.5 derece artmıştır.

Yine güncel bir örnek vermem gerekirse, bizim Norveç, daha geçen gün tarihinin en sıcak kış gününü geçirmiştir.

İsmi soğuk kelimesi ile eş anlamlı olan ülke, 3 Ocak günü 19 dereceye yükselen sıcaklığı ile ölçümlerin yapılmaya başladığı 1850'li yıllardan beri en sıcak kış gününü geçirmiştir.

Rakamlar, olaylar, tarihler, rekorlar ve daha nice veriler, bizlere bir tek şeyi ifade etmektedir: Dünyamız sıcaklaşmaktadır ve bu iş dağdan kopan çığın durumu gibi gittikçe daha da büyük bir sorun haline dönmüştür.

Öyle ki, bu benzetme, dağdan ilk koptuğu anda nispeten küçük ve tehlikesiz olan çığın aşağılara doğru inerken büyümesi, en sonunda da geri dönülemeyecek noktalara varmasını anlatmaktadır.

Bugün Pasifik Okyanusundaki birçok küçük adalardaki yerleşim birimleri yükselen suların etkisiyle sorun yaşamaktadır.

Nihayetinde bir ada olan Kıbrıs'ta da aynı yükselmeleri bizzat gözlemlediğimi buraya not etmek isterim.

Adanın kuzeyindeki hemen hemen tüm sahilleri ziyaret etmiş, oralarda kamp yapmış birisi olarak söylemem gerekirse, son 5 yıl içinde özellikle Karpaz bölgesinde bu yükselmelerin gözle görülür hale geldiğini üzülerek görmekteyim.

Yani, iki plaj arasındaki geçitlerin denizin sularına gömülmesinden tutun da, denizin aşındırdığı plajların yarım hali gibi bir sürü belirti olduğunu söyleyebilirim.

Öte yandan geçtiğimiz yıl, Kıbrıs adası yangınlar bakımından şanslı bir yıl geçirmiş, çok büyük bir felaket yaşanmamıştır.

Ama bence bunun sebebi geçen yılın, 1914'ten beri kaydedilen en yağışlı yıl olmasındandır.

Yağan yoğun yağmur, toprağı suya boğmuş ve bunun sonucunda da hem sıcaklık hem de nem açısından ormanları bir miktar korumuştur. Konun uzmanı değilim ama mantığım böyle bir denge kurulmuş olabileceğini söylemektedir.

Bu yıl da yağmurlar iyi gitmektedir ancak ilerleyen dönemde neler olur bilemiyorum.

Şimdi, Kanada gibi, Avustralya gibi dünyanın en zengin ve her türlü ekipmanı bulunan ülkelerinin bile başa çıkamadığı yangınların Kıbrıs'ta da meydana gelebileceğini düşünmek istemiyorum.

Biz daha yangın helikopteri mevzunu aşamadık çünkü…

Hani o her yıl yaz girişi yapılan tartışma var ya, onu diyorum…

Dolayısıyla Eric Saite'nin muhteşem ‪Gnossiennes’ini dinleyerek yazdığım bu makalenin ruh hali de, verileri de hiç açıcı değil…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.