Çok yazık oluyor...

loading
26 Kasım, Perşembe
£

10.65

9.49

$

7.96

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Çok yazık oluyor...

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın  geçen gün TRT World kanalına verdiği röportajda söylediği "Anastasiadis, yaptığımız görüşmede iki devletli çözümü dışlamadı" şeklindeki ifadelerin doğru olmadığını söyleyerek sert tepki göstermiş.

Rum Başkanlık Sarayından yapılan yazılı açıklamaya göre, Anastasiadis "Kendisi ile yaptığımız görüşme boyunca benim duruşum aynıydı. Bu da iki taraf arasında bugüne kadar sağlanan uzlaşılar, BM Güvenlik Konseyi kararları ve AB'nin prensiplerine uygun olan çözümdür" diye konuşmuş.

Cumhurbaşkanı Tatar ile 4 Kasım günü yaptığı görüşme sırasında, Tatar'ın gündeme getirdiği iki devletli çözüm modeli önerisini sadece reddetmekle kalmadığını da ifade eden Anastasiaidis, "kendisi ile bunu tartışıp ona istediği çözüm modelinin uluslararası toplum nezdinde, özellikle AB ve BM'de hiç kimse tarafından kabul görmediğini anlattım. Dolayısıyla Sayın Tatar'ın görüşme ile ilgili ifadeleri sadece gerçek dışı değil, aynı zamanda BM Genel Sekreterinin almayı düşündüğü yeni inisiyatifle ilgili şüphe yaratacak niteliktedir" ifadelerini kullanmış.

Sözlerinin devamında Anastasiadis, "Türkiye ve Sayın Tatar'a son kez sesleniyorum ve diyorum ki Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulmak, uluslararası hukuka uygun, iki taraf arasında bugüne kadar anlaşılan uzlaşılar, üst düzey anlaşmalar, BM kararları ve parametreleri yönünde, AB değer ve prensiplerine uygun, Kıbrıslı Türk ve Rumların yararına olacak bir anlaşma ile mümkündür gerçekleri çarpıtarak değil" diye de eklemiş.

İşte özellikle son 1 yıldır gerek bizim federal çözüm karşıtı cephe, gerekse de Türkiye'nin kimi kesimleri tarafından ortaya konulan "artık Rumlar bile federal çözümden vazgeçti, onlar da iki devletli istiyorlar" şeklindeki çarpıtmaya, Rum liderin verdiği son cevap budur.

Sayın Tatar'ın seçilmesine en çok sevinen kişinin Nikos Anastasiadis olduğu gerçeğini her gün yaptığım televizyon programlarımda sık sık vurguluyorum.

Çünkü 6 Temmuz 2017 gecesi çözüme ramak kalınan masayı tekmeleyerek deviren ve ardından da özellikle Genel Sekreter Guterres'in gözünde 'çözüm istemeyen esas taraf' hüviyetine bürünen Anastasiadis'in o günden beri süren bu sıkıntılı hali, Sayın Tatar'ın Kıbrıs Türk siyasi tarihinin en pervasızca yapılan müdahalesi sonucu seçilmesi ile son bulmuştur.

Haliyle, Sayın Tatar'ın yerli yabancı kanallara verdiği ve kat'i surette skandal nitelikli bir ifadeyi araya sıkıştırdığı mülakatlarının sonuncusu olan TRT World macerasına istinaden yaptığı açıklaması ile ilgili Rum liderin "Sayın Tatar'ın görüşme ile ilgili ifadeleri sadece gerçek dışı değil, aynı zamanda BM Genel Sekreterinin almayı düşündüğü yeni inisiyatifle ilgili şüphe yaratacak niteliktedir" demesi boşuna değildir.

Zira Rum lider, uluslararası arenada Türkiye dışında bir Allah'ın kulunun bile desteklemediği, hali hazırda 37 yıldır teoride ve pratikte uygulanan ancak 'yeni ve yaratıcı bir fikir' diye satılan fakat hiçbir şekilde kabul görmeyen iki devletli çözüm modelinin aslında 'çözümsüzlük' olduğunu gayet iyi bilmektedir.

Bu noktada, Sayın Tatar'ın bahse konu modeli alıp, yıl sonu yapılması düşünülen gayrı resmi 5+1 konferansına gelmesi demek, bilindik çözümsüzlük modelini masaya koymaktan başka bir manaya gelmemektedir.

Çünkü BM ve diğer uluslararası aktörler, iki toplum arasında varılan uzlaşıları, onlardan yaratılan parametreleri ve diğer uluslararası mutabakatları ciddiye almakta, bunların ışığında da, aslında bir Türk tezi olan federal çözüm modeline destek vermektedirler.

Bundan ötesi, dünkü makalemde de vurguladığım üzere, Genel Sekreter Guterres'in, Crans Montana'da masaya koyduğu kendi ismini taşıyan 6 maddelik kriterlerin yeni müzakerelerin başlangıç noktası olduğu konusunda ısrarcı tutumu da bellidir.

İşte bu yüzden, önüne gelen her tür medya karşısında coşan ve olmadık dualara amin diyen Sayın Tatar'ın bu tutumu ve ona Türkiye'den gelen destek, Genel Sekreterin yeni bir inisiyatif alması üzerinde büyük şüpheler yaratmaktadır.

Tam da bu noktada Crans Montana'dan beri sıkıntılar yaşayan Anastasiadis kendisine verilen gollük pasları bir bir değerlendirmektedir. 

Bunun sonucunda da özellikle son 5 yıldır çözümü forse eden, yapılan dört Kıbrıs zirvesinin en büyük mimarı olan Kıbrıslı Türkler bir kez daha eskinin köhne 'çözüm istemeyen tarafına' dönüşmektedir.

Gerçekten de çok yazık oluyor…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.