AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

Sen Mars'ta bekleyedur Perseverance, biz uzayın derinliklerine uçuyoruz…

Yayın Tarihi: 19/02/21 13:34
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

30 Temmuz 2020 günü, biz daha Jetgiller skandalını konuşurken ve Cumhurbaşkanlığı seçimine en yoğun müdahaleler yapılırken, Cape Canaveral, Florida'dan fırlatılan Perseverance (Azim), Mars yolculuğuna başladı. 

Perseverance fırlatıldıktan sonra ay yakınlarından geçerken, bizdeki konu, zamanın Başbakanının yine zamanın Cumurbaşkanını, güneyden ilaç getirdiği için 'kaçakçılıkla' suçlaması konusuydu. Hoş, şimdi kendi uhdesinde çalışan mekanizma sayesinde Rum'dan biri sürü aşı ve tıbbi malzeme geliyor ama olsun, dün dündür, bugünse bugün…

Yine aynı günlerde Başbakanın mensubu olduğu partinin bir milletvekilinin "Rum'dan ilaç alacağımıza, ölürüz daha iyi" şeklindeki kahramanca çıkışı da manşetlerimizi süslüyordu.

Perseverance ayın karanlık yüzünü dolaşıp, iyice uzaya doğru yöneldiğinde ise, biz hükümeti oluşturan partilerin kavgasını ve seçime yapılan müdahaleleri yaşayıp duruyorduk.

Ardından NASA'nın 1 tonluk roverini taşıyan uydu, Dünya ile Mars arasındaki tam rotasına girerken, bizler Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale etkinlikleri çerçevesinde Maraş kentini 'insanlığa kazandırma' iddiası ile yeri göğü inletiyorduk.

Mars'taki görevi 'yaşam' aramak, insanlığın bin yıllık hayalini gerçekleştirmek olan uydu, uzayın derinliklerinde yol alırken biz de 47 yıldır içinden hayatı söküp aldığımız bir harabeye yeniden hayat verme hamaseti içinde, uluslararası hukukun tersi yönde yol almaya devam ediyorduk.

Sonra Cumhurbaşkanlığı seçimlerini tamamlayıp, bizi Perseverance'ın menzilinden çok daha uzağa, dış uzaya yollayacak potansiyeli olan bir başkan koltuğa getirdiler. Hayıf NASA'ya, buna da mı dert?

Onların Perseverance'ı varsa, bizim de türlü türlü numaramız vardır, konu dünya dışılıksa, kitabını biz yazdık ne de olsa…

Böylece Mars yolu yarılanıp, heyecan ufaktan artmaya başladığında, biz yeni bir hükümet aramakla meşgul olmaya başladık.

Perseverance rotasında tıkır tıkır yol alırken, Kıbrıslı Türklerin iradesinin yerle yeksan edilmesi planı da tıkır tıkır işliyordu…Saat gibi…

Önce ikili, sonra üçlü, yetmedi dörtlü, bir ara beşli, aniden cümbür cemaat tümü, derken tekrar üçlü…Tam 65 gün…

Bu bağlamda Perseverance Mars'a yaklaştı, biz hükümeti kurmaya yaklaştık.

Perseverance, Mars'ı ufukta gördü, biz sonumuzu getirecek karanlık tünellere tam gaz daldık…

İnsanlığın gerçekleşmez denen rüyasının, azminin, vizyonunun ve amacının süzgecinden geçip, son teknoloji ürünlerle donatılan o muhteşem roverin üzerine Mars'ın demir-oksitle bürünmüş yüzeyinin kızıllığı vururken, bizdeki konu Meclis Başkanlığı seçiminde yaşanan Ali-Cengiz oyunlarıydı. Perseverance dünyadan kopup giderken, bizde de 3 vekil partisinden kopup gitti… Ne var yani, öyle de koptu, böyle de koptu, aynı şey…

Öte yandan NASA'nın kontrol merkezi iniş hazırlıklarına başlayıp, matematiğin en derin hesaplamalarında gezinirken, biz hala daha günlük vaka sayılarının bile doğru dürüst yansıtılamadığı, adına rapor denilen rakamsal paçavralarla uğraşıyorduk.

Öyle ya, KKTC'nin Covid-19 tablosunun karmaşık matematiği, Perseverance'ın rota hesaplamalarından daha zor, bize de yakışan buydu icabında…

Sonra 2020 bitip, 2021'e girerken ve Mars'ın muhteşem kızıllığı Perseverance'ın radarında iyice ortaya çıkarken, biz, hükümetin kendi atadığı ve kendi yetkilendirdiği Üst Kurul ile yaptığı kavgayı konuşuyorduk. Arada iyi huylu muhalefetimizi de dinliyorduk…

Biz tam 21 gün boyunca bilimin ve aklın, vizyonsuzluk ve sığ siyaset ile tutuştuğu o kavganın toz bulutu arasında gezinirken, Perseverance'ın Mars yüzeyine iniş rotasının son hesaplamaları yapılıyordu.

En sonunda bizim Başbakan içi 'cız' ederek 'kapanma' kararını verdiğinde, Perseverance, Mars'ın efsanevi uyduları Phobos (Korku) ve Demios'a (Dehşet) selam çakıyordu.

Mars'ın korku ve dehşeti varsa, bizim de bir sürü etrafa nam salan siyasetçilerimiz var nasıl olsa… Gerekirse onları çağırırız, o zaman da esas Mars bizden korksun diyorum…

Dolayısıyla bizler 'korku ve dehşet' eşliğinde, zaten belirsiz olan hayatımızın daha da belirsiz ufuklarına yelken açarken, Perseverance iniş koordinatlarını çoktan almış, yüzeye doğru inişe geçmeye başlamıştı bile…

İşte tam 7 ay ve 470 milyon kilometre süren yolculuğunun sonunda dün akşam 'touch down' yapıp Mars'a ulaşan Perseverance'ın bu başarısı sevinç çığlıklarıyla karşılanırken, biz ise bize yakışan bir şekilde 'kapanma devam etsin mi etmesin mi' diye bilimsel veriler yerine hurafecilerin elimize tutuşturduğu papatya falıyla uğraşıyorduk. 

Ama ne çare, biz bu lanetli coğrafyada tek bir nefes almak için uğraşıp dururken Mars yüzeyine gayet sağlam bir şekilde yerleşen Perseverance çoktan dünya dışı yaşamı aramaya başlamıştı bile…

Sıkıntı yok ama, biz de geleceğe uçuyoruz nasılsa…

Bu yüzden hoşça kal Perseverance, sen Mars'ta bekleyedur, biz uzayın derinliklerine doğru uçmaya devam ediyoruz…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ulaş BARIŞ yazıları