NATO Mevzusu…

Yayın Tarihi: 14/07/26 09:00
okuma süresi: 5 dak.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da gerçekleştirilen NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) zirvesine ilişkin yorumlar ve tartışmalar devama ediyor…  

Tartışmalar sadece üye ülkeler nezdinde değil, NATO’ya üye olmak isteyen veya NATO ile özel ilişki kurmuş ülkeler ve NATO karşıtı ülkeler nezdinde de gerçekleşiyor…

1949 yılında kurulan örgütün temel amaçlarına ve rolüne ilişkin kamuoyunda tartışmaların genelde teorik bir çerçeveden uzak daha fazla aktüel konular üzerinden gerçekleştiğini gözlemledim… (sayıların az da olsa belli siyasi çevreleri bu noktada tenzih ediyorum).

NATO’ya ilişkin siyasal düşüncesi çerçevesinde yaklaşımların Kuzey Kıbrıs ile karşılaştırıldığında bir çok ülkede daha tutarlı bir çizgide olduklarını söylemek mümkündür.

Uluslararası örgütler dersimin bölgesel güvenlikle ve NATO ile ilgili bir bölümü tamamıyla uluslararası ilişkile ve siyaset teorileri çerçevesinde NATO’ya ve örnek sayılan faaliyetlerine ilişkin bakış açılarını değerlendirilmesidir.

Uluslararası ilişkilere Realist bir çerçeveden bakan görüş açısından NATO’nun Soğuk Savaş sonrası varlığını sürdürmesi ulusal egemenliğin erozyona uğratılması anlamına gelmektedir. Bu bakımdan da NATO’nun varlığına artık ihtiyaç kalmadığı ifade edilir. ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘’Önce Amerika’’ ve merkantilist yaklaşımlarına bakıldığında NATO’ya ilişkin görüşlerinde tutarlılık söz konusudur. 

Liberal yaklaşıma göre ise NATO’nun varlığı ve özellikle Soğuk savaş sonrası faliyetleriyle birlikte bölgesel ve küresel istikrarın sağlanması açısından önemlidir. Liberaller bu bakış açılarıyla ekonomik sistemin küresel düzeyde ‘’istikrarlı’’ bir şekilde uygulanabilmesi için güvenliğin NATO tarafından sağlanmasına sıcak bakmaktadırlar.

Neo-Marksist, Neo-Gramscian kökenli düşünceye göre NATO küresel finans-sermaye gruplarının korumasını üstlenen ve onların rahat hareket etmesini sağlayan bir kuruluş olarak adalandırılıyor. Bu bakımdan Balkanlar, Ortadoğu ve Güney Asya’daki misyonları Neo-Marksist bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. 

Uluslararası ilişkilere Feminist düşüncenin temelinde yaklaşanlar için NATO militarizmin bir temsilcisi olarak ağırlıklı olarak net edilmektedir ve bununla birlikte ataerkil bir karaktere sahip örgütlenme olarak tanımlanmaktadır.

Uluslararası ilişkiler teorileri (siyaset teorisi) bakımından NATO’ya olan bakış açılarını özetle bu şekilde…

NATO’nun Kendini Savunma düzleminden Kollektif Güvenlik düzlemine geçişi Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle ve Koruma Sorumluluğu (Responsibility to Project) kavramını Kosova Savaşıyla birlikte pratiğe dönüştürmesiyle olmuştur. Böylesi bir durumun ortaya çıkışı da Birleşmiş Milletler’in misyonunu arka plana atılmasıyla ve örgütün bir çok konuda işlevsiz kılınmasına yol açmıştır. 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron 2019 yılında  ‘’NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’’ ifadesi özellikle Trump’ın İkinci dönemiyle birlikte tekrardan anımsanmıştı… Bu bakımdan Ankara zirvesi NATO’nun kendisini tamir eden bir zirve olması öngörülmüştü… Bakıldığında NATO zirvesinin neo liberal bir düzlemde ve jeopolitik öncelikleri öne çıkaran, terörizmi ve Rusya’yı tehdit olarak algılayan, bütçesini 2030 ajandası çerçevesinde artırmayı hedefleyen bir sonuç bildirgesiyle tamamlandığını söyleyebiliriz. Ancak bu somut adımların atılmasına ilişkin alınan kararlara karşı, özellikle Gazze ve İran gibi konularda NATO içerisinde farklı yaklaşımların mevcudiyeti örgüt üyesi devletlerin parçalı bulutlu bir görüntü sergilemektedir. Buna ek olarak ileriki günlerde Trump’ın NATO’ya ilişkin yaklaşımları, Türkiye’nin Rusya ile nükleer  enerji alanındaki işbirliği ve bunun askeri alana yansımları, Almanya’nın ve İspanya’nın farklı tavırlarları NATO’nun yukarıda da bahsettiğim üzere parçalı bir görüntü vermesine neden olmaktadır. 

Kıbrıs’ın NATO üyesi devletlerin etkisi altında altında olduğunu bir gerçeklik, ancak kurumsal-resmi anlamda Kıbrıs’ın bütünün NATO’ya ve onu güvenlik garantisi altına girmesi konusunda Ankara zirvesinde somut bir gelişmenin resmi düzeyde gerçekleşmediği görülmüştür.

İlgili zirveye, NATO’ya uluslararası ilişkiler ve siyaset teorileri açısından değerlendirmelere ilişkin özellikle Kuzey Kıbrıs ayağında ana akım siyaset bağlamında  kamuoyunun bir sesizliğe bürünüldüğünü söylemek yanlış olmayacaktır.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.