Kıbrıs’ta NATO’lu çözüm çabası!

Yayın Tarihi: 24/06/26 07:38
okuma süresi: 7 dak.

Kıbrıs’ta NATO’lu Çözüm Çabası!

                  Son günlerde Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir çözüm planının masaya konacağına ilişkin kamuoyu nezdinde yorumlar yapılıyor…

                  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in konuyla ilgili yeni bir çerçeve anlaşması hazırladığı ve ilgili anlaşmayla Kıbrıs’ta çözümün zamana yayılarak gerçekleştirileceği konuşuluyor!

                  Guterres’in çözümü gerçekleştirmek için görevlendirdiği kişisel temsilci Holguin ise geçmişteki arabulucu rolü üstlenenlerden farklı olarak sivil toplum örgütlerini de hareketlendirmeye çalışırken sivil toplum örgütleriyle yaptığı toplantılarda süreç içerisindeki ilişkilere ve güven yaratmaya yönelik istişareler yapmaktadır…

                  Birimlerin güçlü olduğu, merkezi yapının özellikle günlük yaşamda etkinliğini minimuma indiren bir federal yapının taraflara kabul ettirilmeye çalışıldığı bir süreç başlatılmaya çalışılıyor!

                  Toprak düzenlemesi, yönetim ve güç paylaşımı paylaşımı, mülkiyet mevzusu ve güvenlik-garantiler sürecin içerisinde odaklanacak konular olarak ele alınıyorlar!

                  Toprak düzenlemesinde gözler Kapalı Maraş’a ve Güney Mesarya (1974 öncesi Larnaka’ya bağlı köylerle birlikte bazı Mağusa köylerine çevriliyor), bunlara ek olarak Güzelyurt’un gündeme gelmesi de diplomasi ve akademi çevrelerinde konuşuluyor)… Kıbrıs Elen medyasında çeşitli boyutlarıyla ele alınan süreçte en çok odaklanılan konuların başında ise garanti antlaşmasına alternatif olarak NATO şemsiyesinde bir güvenlik modelinin ön görülmesi !

                  Özellikle Güney Kıbrıs’ta neo-liberal  çevrelerin son dönemde odaklandığı NATO üyeliği  Kıbrıslı Elen lider Nikos Hristodulidis’in  de hayalleri arasında! Hristodulidis NATO üyeliği olmazsa bile, özel ilişki modeliyle (Major non-NATO ally) ABD  Kongresi’nin onayıyla İsrail ve Mısır’ın yararlandığı gibi ABD’nin ilgili bütçe kalemlerinden yararlanmayı düşünmesi söz konusu! Bununla birlikte olası yeni Kıbrıs çözüm modelinde tam üyelik veya NATO çerçevesinde özel ilişkiyle adanın tümünde NATO’nun garanti antlaşmasının alternatifi olarak ön plana çıkarılması da gündeme geliyor! Bu noktada Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile birlikte Fransa’nın da ada üzerinde askeri anlamda güvenlik konusunda etkisinin artırılması konuşuluyor!

                  Avrupa Birliği’nin Security Action for Europe (SAFE) programına dair 38 Milyar Avroluk bütçenin geçtiğimiz Şubat ayında onaylanması ve buna AB Komisyonu tarafından Fransa’nın da geçtiğimiz hafta tam olarak dahil edilmesi, Kıbrıs’taki NATO planı konusunda Fransa’nın aktif rol alıp almayacağı konusunda soru işaretlerini artırmaktadır. Bu bakımdan 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşecek olan NATO zirvesi NATO’nun bölgedeki etkinliği ve AB’nin  SAFE programıyla ilişkilendirilmesi-ayrıştırılması-ayrıştırılmaması bakımından da önem arz etmektedir ! (Avrupa’nın güvenlik konusuna paylaşımının artırılması!) Zirvede üye devletlerin NATO’ya finansal katkılarının GSYH’lerinin %5’inden az olmaması ön görülürken, Türkiye’nin F-35 ve Çelik Kubbe konularını da masaya taşıması bekleniyor!

                  Ankara zirvesinde bölgesel güvenlik konularında Kıbrıs’ın konu edilip edilmeyeceği de merak konusu ve bu bakımdan Guterres ve BM’nin ön gördüğü çerçeve planı etkileyebilecek nitelikte…

                  Kıbrıs mevzusunun NATO ayağı elbette sadece Batı perspektifine bağlı değil, halihazırda 3 garantör ülke NATO üyesi ve adada askeri varlığa sahipler, ancak bunun kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi konusunda BM’nin 2 daimi üyesi Rusya Federasyonu’nun retçi tavrı ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin çekinceli pozisyonu da bilinmektedir. Bu bakımdan adada NATO üzerinden oluşturulması öngörülen yapıya dış dinamikler bakımından bu iki ülkenin karşı duruşu söz konusu olabilir. İç dinamikler açısından da hem Kıbrıs Türk Toplumunda hem de Kıbrıs Elen Toplumunda NATO şemsiyesi altında gerek aşırı milliyetçi çevrelerin gerekse sol kesimlerin karşı duruşları söz konusudur!

                  Zamana yayılarak ve güven artırıcı önlemelerin işleyişiyle birlikte sürdürülmesi planlanan çözüm süreci hem iç dinamiklerin hem de dış dinamiklerin tepkisiyle karşılaşabilir…   Özellikle Kıbrıs’taki tarafların farklı uluslararası statülere sahip olmaları zamana yayılarak bir çözümün oluşturulmasını zorlaştırmaktadır !

Son günlerde Türkiye’de de özellikle Yunanistan ve Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına geri dönüşlerinde, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerinde Türkiye’nin vetosunu kaldırması anımsatılmakta ve bu noktada Türkiye’nin istediğini tam olarak alamadığı vurgulanırken, bu bağlamda Güney Kıbrıs’ın (Kıbrıs Cumhuriyeti) NATO üyeliği veya özel ilişki modeline dair dikkatli olunması yönünde bir yaklaşımın da belli çevrelerde konuşulmaya başlandığı malumdur.

                  Kıbrıs konusuna ilişkin bir hareketlilik olması pek muhtemel olmakla birlikte iç ve dış dinamiklerin farklı perspektiflerde olmaları neticesinde sürecin daha olgunlaşmadan bitmesini muhtemel kılıyor…

                  Sonuç olarak var olan paradigmaların ve dünya sisteminin bölgeye yansımaları ışığında böylesi bir çözüm modelinin yürürlüğe girmesi çok zayıf bir ihtimal olmakla birlikte taraflarda endişe yaratır nitelikte durmaktadır. Bu bakımdan daha farklı bir modellemeyle sanırım sürece dair önermeler yapmak doğru olacaktır…

                  NATO'nun Ankara zirvesi çok önemli, zirvenin ardından bölgesel konulara ve Kıbrıs'a ilişkin daha sağlıklı yorum yapabiliriz diye düşünmekteyim...


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.