NE VAR BU DAVRANIŞTA

Uzm. Gelişim Psikoloğu Nisan ERKAN
nisan.erkan@kibrispostasi.com
Uzm. Gelişim Psikoloğu Nisan ERKAN

Sınır koyarken çocuğun duygusunu nasıl kucaklayabiliriz?

Yayın Tarihi: 05/03/26 09:56
okuma süresi: 5 dak.

Birçok ebeveyn sınır koyarken aslında çocuğun tepkisinden geri durur. “Hayır” dediğimiz anda ağlama başlar, bağırma gelir, bazen kapılar çarpılır. Özellikle ergenlik döneminde buna odasına kapanma, sert sözler söyleme ya da tamamen iletişimi kesme de eklenebilir. O anda birçok anne baba şu düşünceye kapılır “Demek ki yanlış yaptım… Çocuğumu çok kırdım, çok üzüldü.” Oysa çoğu zaman olan şey çok daha basittir. Çocuk bir sınırla karşılaşmıştır.

Çocukluk ve ergenlik döneminde öfke çoğu zaman “istediğim olmadı” duygusunun doğal sonucudur. Küçük bir çocuk tablet süresi bitince bağırabilir, oyuncak fırlatabilir ya da yere yatıp ağlayabilir. Ergen ise arkadaşlarıyla dışarı çıkamadığında kapıyı çarpıp “Beni hiç anlamıyorsunuz!” diyebilir. Tepkiler farklı görünse de çoğu zaman altında yatan şey aynıdır, hayal kırıklığı. Bu noktada ebeveynlerin rolü çok kritik hale gelir, çünkü ebeveynin görevi çocuğun duygusunu ortadan kaldırmak değildir. Ebeveynin görevi, o duygunun içinde çocuğa rehberlik etmektir.

Bazen ebeveynler çocuğun öfkesini görünce iki uçtan birine savrulur. Ya tamamen sertleşirler “Bırak ağlamayı, sen bebek misin (sanki ağlamak sadece bebekler içinmiş gibi) abartıyorsun!” derler. Ya da tamamen geri adım atarlar “Tamam biraz daha izle.” Oysa bu iki uç da çocuğa yardımcı olmaz. Sertlik çocuğun duygusunu bastırırken, geri adım ise sınırın aslında gerçek olmadığını öğretir.

Çocuğun ihtiyacı olan şey sakin ama kararlı bir yetişkindir.

Örneğin küçük bir çocuk tablet süresi bitince “Hayır kapatmayacağım!” diye bağırdığında şu cümle yeterlidir “Biliyorum kapatmak zor geliyor, eğleniyordun. Ama süre bitti.”

Bu cümle çok basit görünür ama aslında iki önemli mesaj içerir. Birincisi çocuğun duygusu görülür, “Zor geliyor.” İkincisi ise sınır korunur “Ama süre bitti.” Ardından da sınırın uygulanması zaman içinde çocuğa şunu öğretir: Duygularım kabul ediliyor ama kurallar değişmiyor.

Ergenlikte ise mesele biraz daha karmaşık hale gelebilir... Çünkü ergenlik döneminde duygular çok daha yoğun yaşanır. Beynin duygu merkezi hızlı çalışırken, karar verme ve kontrol mekanizmaları henüz tam gelişmemiştir. Bu yüzden ergenler bazen duygularını çok keskin ifade edebilir.

Bir ebeveyn “Bu akşam dışarı çıkamazsın, yarın sınavın var” dediğinde ergenin tepkisi şöyle olabilir “Herkes çıkıyor! Hayatımı mahvediyorsunuz!” Bu noktada ebeveynin tartışmaya girmesi çoğu zaman durumu daha da büyütür, oysa empati iletişimin kapısını açabilir.

Örneğin şöyle bir cevap çok daha yapıcı ve kucaklayıcıdır “Arkadaşlarınla çıkmak istediğini anlıyorum. Senin için önemli. Ama yarın sınavın olduğu için bugün çıkmana izin veremem.”

Empati çoğu zaman yanlış anlaşılır. Empati, çocuğun istediğini yapmak değildir, empati, çocuğun duygusunu anlamak ama sınırı korumaktır. Bu yaklaşım çocuğun şu mesajı almasını sağlar “Anlaşılmıyorum ama görülüyorum.”

Bu fark aslında çok büyük bir etki yaratır, çünkü çocuk anlaşılmadığını hissettiğinde mücadele başlar fakat görüldüğünü hissettiğinde direnci yavaş yavaş azalır.

Empati aynı zamanda çocuğa duygularını düzenlemeyi de öğretir. Zamanla çocuk şunu öğrenir “Bir duygu yaşayabilirim ama bu duygu her davranışı yapabileceğim anlamına gelmez.” Bu beceri yalnızca çocuklukta değil, yetişkinlikte de çok önemlidir. Arkadaşlık ilişkilerinde, okul ortamında, iş hayatında ya da romantik ilişkilerde insan sürekli hayal kırıklıklarıyla karşılaşır. Bu duyguların içinde davranışını düzenleyebilme ise küçük yaşlarda temeli atılan bir beceridir.

Bu yüzden sınır koyarken ebeveynlerin önce kendi duygularını düzenlemesi gerekir. Çocuğun öfkesi çoğu zaman ebeveynin de öfkesini tetikler. Sesler yükselir, tartışma büyür ve mesele artık tablet, ödev ya da dışarı çıkmak olmaktan çıkar ve bir güç savaşına dönüşür.

Oysa çoğu zaman en etkili yaklaşım çok basit ve insancıldır, önce durmak, sonra çocuğun duygusunu görmek ve ardından sınırı sakin bir şekilde korumak.

Çocuk o an size kızabilir. Hatta bazen “Beni anlamıyorsun, beni sevmiyorsun” diyebilir. Ama uzun vadede çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, güçlü ve güvenilir bir yetişkindir. Her istediğini yapan bir ebeveyn değil, duygusunu anlayan ama yönünü gösteren bir ebeveyndir...

Çünkü çocuklarımız aslında şunu bilmek ister “Beni taşıyabilecek bir yetişkin var mı?”

Sınırlar, işte bu güvenin görünür halidir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.