Müzakere heyetleri ve teknik komiteler neden işlemiyor?
MERT MAPOLAR’IN KÖŞE YAZISINI SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kıbrıs'ta çözümün önündeki asıl engel ne? Müzakere masalarının sessizliği mi, teknik komitelerin çöküşü mü?
"Bir sorun çözülemiyorsa, ilerleme sağlanamıyorsa, çoğu zaman sorun çözümün kendisinde değil; çözümü taşıması gereken mekanizmaların işlememesindedir."
Kıbrıs sorunu, onlarca yıldır yalnızca siyasi iradenin sınandığı bir dosya değil; aynı zamanda kurumsal kapasitenin, ortak aklın ve sürdürülebilir diyalog mekanizmalarının ne ölçüde işletilebildiğinin de en somut göstergelerinden biri olmuştur. Bugün gelinen noktada yaşanan en büyük çıkmaz, yalnızca taraflar arasındaki görüş ayrılıkları değildir. Esas sorun, bu ayrılıkları yönetmesi, güveni yeniden inşa etmesi ve çözüm üretmesi gereken mekanizmaların büyük ölçüde işlevsiz hâle gelmiş olmasıdır.
BM Genel Sekreterliği'nin son dönemde yürüttüğü diplomatik temaslar ve adaya yönelik girişimleri, yalnızca yeni bir siyasi sürecin kapısını aralama çabası değildir. Aynı zamanda, uzun süredir verimsiz çalışan teknik mekanizmaların neden ilerleyemediğini yerinde tespit etme ve süreci yeniden hareketlendirme arayışıdır. Bu amaçla, Genel Sekreterlik düzeyinde gerçekleştirilen temasların en önemli gündemlerinden biri iki toplumlu teknik komitelerin neden beklenen performansı ortaya koyamadığıdır.
Bugün Kıbrıs'ta, yalnızca müzakereler yavaşlamamıştır. Çözüm üretmesi gereken sistemin kendisi de yavaşlamıştır. Bu nedenle sorun artık yalnızca siyasi değil, aynı zamanda yönetsel, kurumsal ve koordinasyon temelli bir sorun haline dönüşmüştür.
"Köprü kurulmadan güven oluşmaz; güven oluşmadan da hiçbir müzakere kalıcı sonuç üretemez."
Geçmiş dönemlerde BM Genel Sekreterliği tarafından çözüm sürecinin daha sistematik ilerleyebilmesi amacıyla, yönetim, garantiler ve güvenlik başlıklarında ayrı müzakere masalarının daha etkin işletilmesine yönelik yaklaşım ortaya konulmuştu. Bu yapı, teknik komitelerle birlikte çalıştığında, siyasi müzakereleri besleyen güçlü bir altyapı oluşturabilecek nitelikteydi. Ancak uygulamada, bu mekanizmaların tam anlamıyla işletilemediği görülmektedir.
Bugün iki toplumlu teknik komitelerin önemli bir bölümünün hangi çalışma takvimini izlediği, hangi projeleri yürüttüğü, hangi konularda ilerleme sağladığı ve hangi alanlarda tıkanıklık yaşadığı kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Özellikle Kıbrıs Türk tarafındaki teknik komitelerin kimlerden oluştuğu, hangi uzmanlık alanlarını temsil ettiği, hangi hedeflerle çalıştığı ve bugüne kadar hangi somut çıktıları ürettiği konusunda ciddi bir bilgi eksikliği bulunmaktadır.
Şeffaflığın olmadığı yerde güven üretilemez. Güvenin olmadığı yerde ise çözüm kültürü gelişemez.
Teknik komitelerin büyük ölçüde kapalı yapılar halinde çalışması, yalnızca kamuoyunu değil, sivil toplum kuruluşlarını, akademik çevreleri, meslek örgütlerini ve uzmanları da sürecin dışında bırakmaktadır. Oysa modern müzakere anlayışı, yalnızca siyasi aktörlerin değil, çok disiplinli uzman ekiplerin, veri temelli analizlerin ve toplumun farklı kesimlerinin katkısıyla başarıya ulaşabilmektedir.
"Liyakatın yerini yakınlık aldığında, kurumlar değil, belirsizlik büyür."
Kıbrıs sorununun bugün geldiği noktada en önemli yapısal sorunlardan biri de teknik komitelerin oluşturulma biçimine ilişkin tartışmalardır. Kamuoyunda uzun süredir dile getirilen en önemli eleştirilerden biri, komitelerin uzmanlık esasına göre değil, zaman zaman kişisel yakınlıklar veya dar çevre tercihleri doğrultusunda şekillendiği yönündedir.
Bu algının dahi oluşmuş olması, başlı başına kurumsal güven açısından önemli bir problemdir.
Çünkü çözüm süreçleri yalnızca doğru kararlarla değil, aynı zamanda doğru kadrolarla yürütülür.
Müzakere heyetleri, yalnızca temsil makamı değildir; aynı zamanda strateji üretim merkezidir. Teknik komiteler ise bu stratejinin bilimsel, hukuki, ekonomik, çevresel ve toplumsal altyapısını hazırlayan beyin takımlarıdır.
Bu nedenle teknik komitelerde görev alacak isimlerin yalnızca siyasi referanslarla değil, uzmanlık, deneyim, uluslararası müzakere bilgisi, iletişim kapasitesi ve çözüm üretme becerileri de dikkate alınarak belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
"Çözüm masası yalnızca diplomasiyle değil, hazırlıkla kazanılır."
Bugün Kıbrıs sorununda en dikkat çekici eksikliklerden biri hazırlık kapasitesindeki zayıflamadır.
Müzakerelere güçlü hazırlanamayan taraflar masada güçlü pozisyon üretemez.
Teknik komiteler yalnızca toplantı yapan yapılar olmamalıdır.
Onlar;
- Sürekli veri üreten,
- Politika geliştiren,
- Risk analizleri hazırlayan,
- Uluslararası örnekleri inceleyen,
- Güven artırıcı önlemler tasarlayan,
- Toplumsal beklentileri ölçen,
- Sivil toplumla koordinasyon sağlayan,
- Akademik dünyayla ortak çalışan kurumsal düşünce merkezlerine dönüşmelidir.
Bugünkü tablo ise bunun oldukça uzağında görünmektedir.
"Belirsizlik uzadıkça, toplumların bilinçaltında umut değil, yorgunluk birikir."
Kıbrıs sorunu yalnızca siyasi liderlerin yürüttüğü bir süreç değildir.
Bu süreç aynı zamanda toplumların ortak geleceğe ilişkin inançlarını da doğrudan etkilemektedir.
Yıllardır sonuç üretmeyen görüşmeler, sürekli ertelenen beklentiler ve tekrarlanan açıklamalar toplumlarda görünmeyen fakat derinleşen bir tükenmişlik hissi oluşturmaktadır.
İnsanlar zamanla çözüm ihtimalinden değil, çözüm söylemlerinden uzaklaşmaya başlamaktadır.
Bu durum, özellikle genç kuşaklarda, ortak gelecek fikrine yönelik ilgiyi azaltırken, belirsizlik hissini normalleştirmektedir.
Toplumsal bilinçaltında yerleşen bu uzun süreli belirsizlik, yalnızca siyasi süreçleri değil, ekonomik beklentileri, yatırım kararlarını, sosyal güven duygusunu ve gelecek planlarını da etkilemektedir.
Bu nedenle teknik komitelerin başarısızlığı, yalnızca bürokratik bir eksiklik değildir.
Bu durum, toplumların ortak gelecek algısını da zedelemektedir.
"Çözüm iradesi görünür olmadığında söylentiler gerçeklerin önüne geçmeye başlar."
Şeffaflık eksikliği bugün en büyük sorunlardan biridir.
Teknik komitelerin;
- Tüm üyeleri açıklanmalıdır.
- Çalışma takvimleri yayımlanmalıdır.
- Faaliyet raporları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- Yıllık performans göstergeleri oluşturulmalıdır.
- Düzenli basın bilgilendirmeleri yapılmalıdır.
- Üniversiteler ve sivil toplum sürece dahil edilmelidir.
Bu uygulamalar yalnızca güven oluşturmayacak; aynı zamanda kurumsal hesap verebilirliği de güçlendirecektir.
"Tek kişinin omzuna yüklenen süreçler ağırlaşır; ortak akılla yürütülen süreçler ise güçlenir."
Bugün, Kıbrıs Türk tarafının önündeki en önemli ihtiyaçlardan biri güçlü kurumsal koordinasyondur.
Hiçbir lider tek başına onlarca farklı başlığı aynı anda yönetemez.
Bunun için güçlü danışma mekanizmalarına, uzman ekiplere, çalışan teknik komitelere ve kurumsal hafızaya ihtiyaç vardır.
Bu nedenle yeni dönemde Kıbrıs Türk liderliğinin daha görünür, daha aktif, daha koordineli ve daha kapsayıcı bir yönetim anlayışı ortaya koyması büyük önem taşımaktadır.
Bu yalnızca siyasi temsil açısından değil, çözüm sürecine duyulan güven açısından da belirleyici olacaktır.
"Güçlü liderlik, her işi tek başına yapmak değil; güçlü ekipler kurabilmektir."
Tam da bu noktada teknik komitelerin yeniden yapılandırılması artık ertelenemeyecek bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Komiteler;
- Liyakat esaslı oluşturulmalıdır.
- Çok disiplinli uzmanlık yapısına sahip olmalıdır.
- Genç uzmanlara yer verilmelidir.
- Kadın temsili güçlendirilmelidir.
- Uluslararası deneyime sahip isimlerden yararlanılmalıdır.
- Düzenli performans değerlendirmesine tabi tutulmalıdır.
- Somut hedeflerle çalışmalıdır.
- Her altı ayda bir kamuoyu raporu yayımlamalıdır.
Böyle bir yapı yalnızca müzakere sürecini değil, kurumsal güveni de yeniden inşa edecektir.
"En büyük krizler bazen çözümsüzlükten değil, çözüm mekanizmalarının çalışmamasından doğar."
BM Genel Sekreterliği'nin son dönemde teknik komitelerin daha etkin çalışması yönündeki vurgularının arkasında da tam olarak bu kaygı bulunmaktadır.
Siyasi müzakerelerin ilerleyebilmesi için, önce teknik altyapının sağlıklı işlemesi gerekmektedir.
Aksi halde liderler masaya otursa bile, gerekli hazırlıklar tamamlanamadığı için süreç yeniden tıkanacaktır.
Bu nedenle, son dönemde teknik mekanizmaların yeniden canlandırılmasına yönelik diplomatik çabaların artması tesadüf değildir.
Özellikle BM Genel Sekreterliği makamında, görev süresinin son dönemine girilirken, çözüm sürecinde kalıcı bir hareketlilik oluşturma arayışının hız kazanması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Ancak bunun tek başına yeterli olmayacağı da açıktır. Kalıcı ilerleme ancak tarafların kendi kurumsal kapasitelerini güçlendirmesi ve teknik altyapıyı etkin biçimde işletmesiyle mümkün olacaktır.
"Gelecek, bekleyenlerin değil, hazırlananların olacaktır."
Bugün Kıbrıs sorununda belki de en kritik eşik yaşanmaktadır.
Artık mesele yalnızca yeni bir müzakere tarihi belirlemek değildir.
Asıl mesele, o müzakere masasına hangi hazırlıkla oturulacağıdır.
En güçlü diplomatik girişimler bile zayıf teknik altyapıyla başarıya ulaşamaz.
En iyi niyetli siyasi irade bile hazırlıksız ekiplerle kalıcı sonuç üretemez.
En kapsamlı uluslararası destek bile, içeride güçlü kurumsal yapılanma kurulmadan, sürdürülebilir hale gelemez.
İşte tam da bu nedenle teknik komiteler yeniden yapılandırılmalı, müzakere heyetleri uzmanlık temelinde güçlendirilmeli, şeffaflık kurumsal kültür haline getirilmeli ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan ortak akıl mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Çünkü Kıbrıs'ın geleceği yalnızca yeni bir müzakere masasının kurulmasına değil, o masayı ayakta tutacak bilgiye, liyakate, koordinasyona, güvene ve ortak sorumluluk bilincine bağlıdır. Çözümün gerçek anahtarı, yalnızca siyasi irade değil; o iradeyi sürdürülebilir sonuçlara dönüştürebilecek güçlü kurumlar, etkin teknik komiteler ve toplumun güvenini yeniden kazanacak şeffaf bir yönetim anlayışıdır. Eğer bu dönüşüm gerçekleştirilemezse, Kıbrıs sorunu yeni başlıklarla konuşulmaya devam edecek; ancak aynı belirsizlik döngüsü içinde ilerleme umudu, her geçen gün biraz daha zayıflayacaktır.
Mert MAPOLAR, C.Ht.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.