Cumhurbaşkanını yanıltanlar...

loading
24 Eylül, Perşembe
£

9.77

8.96

$

7.69

A- A A+

Cumhurbaşkanını yanıltanlar...

Hatırlayacağınız üzere Covid- 19 baş gösterdiğinde Başbakanlık bünyesinde ülkemizdeki üniversitelerde görev yapan alanında uzman bilim insanlarının yer aldığı bir Bilim Kurulu oluşturulmuştu. Bu kurulun Dünya’da yaşanan can kayıplarına bakıldığında salgınla mücadelede  Başbakanlığa bilimsel yönlendiricilik anlamında çok önemli katkılarda bulunduğu ortadadır. Ancak hali hazırda gerçekleşmeyen Cumhurbaşkanlığı seçiminin henüz dinmemiş propagandası ve rekabeti olacak ki Başbakanlık bünyesinde ne kurulduysa keza Cumhurbaşkanlığı bünyesinde de paralel olarak kurulmuştur. 

Ben bunu gereksiz buluyorum ama elbette ki Cumhurbaşkanı’nın kendi danışma ekibini kurmak en doğal hakkıdır, buna ben bir şey diyemem, demem de. 

Elbette ki her görüş önemlidir ama bilim insanlarının oluşturduğu Başbakanlık Bilim Kurulu’dur asıl olan ve mücadeleye bilimsel katkı koyan. 

Son günlerde Cumhurbaşkanı Akıncı’yı OHAL ilan edilmesi için yanlış yönlendirdiği ortaya çıkan danışman ekibinde bulunan Eski Başhekim Dr. Bülent Dizdarlı ve Tabipler Birliği Başkanı Dr. Özlem Gürkut’un Başbakanlık Bilim Kurulu koordinatörü Dr. Ahmet Savaşan üzerinden Başbakanlık Bilim Kurulu’na haksızca saldırdığını üzülerek görüyorum.  

En nihayetinde Kıbrıslıyız ve dostluklar önemlidir Bülent abiyi de Ahmet abiyi de severim, ancak işimiz yazarlık, bu sevgiyi buraya karıştırmayacağım.

Dünya’nın pek çok ülkesi gibi bizim ülkemizde de COVID-19’a karşı etkin bir mücadele verildi. Dünya ile kıyaslandığı zaman bu mücadelenin ne kadar başarılı olduğu ortada. Elbette ki bazı eksiklikler ve imkansızlıklar da yok değil. Bunların ivedi olarak giderilmesi gerekiyor, Pandemi hastanesi gibi.

Ülkemizde elde edilen başarıda, bilimsel akıl ve sürdürülebilirlik temelinde doğru zamanda doğru siyasi kararları üreten hükümetin tartışılmaz rolü olduğu kadar, sahada canla başla çalışan doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının katkısı da büyüktür. Başbakan Ersin Tatar, dünyadaki gelişmeleri takip ederek başbakanlığa ve hükümete bilimsel gerçeklere dayalı olarak öneriler geliştirmesi için 10’u Profesör olmak üzere 18 bilim insanının yer aldığı Başbakanlık Bilim Kurulu’nu oluşturdu. Bu kurulda yer alan bilim insanları sadece ülkemizde değil dünyada da bilim alanında kabul görmüş pek çok uluslararası çalışmaya imza atmış kişilerden oluşturulmuştur. 

Başbakanlık Bilim Kurulu diye isimlendirilen bu kurulda, ülkemizdeki üniversitelerde görev yapan yetkin bilim insanları yanı sıra Kıbrıs Türk Halkı arasından çıkan iki değerli bilimci, Prof. Dr. İbrahim Benter ile Dr. Jale Refik Rogers de görev almıştır.

Salgınla mücadelede bu kuruldan başka kurullar da kurulmuştur. Sağlık Bakanlığı özellikle sahada görevli doktorların ve başhemşiremizin katılımıyla kurduğu Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu ve Cumhurbaşkanı Akıncı’nın oluşturduğu bir danışman kurulu… 

OHAL PANİĞİ İLE BAŞLAMIŞTIK

Hatırlarsanız virüs başlangıcında Cumhurbaşkanı Akıncı ülkede OHAL ilan edilmesi istemişti. Ortada Cumhurbaşkanına sunulmuş bir rapor vardı ve Cumhurbaşkanını yönlendirenlerin Tabipler Birliği’nin Başkanı Dr. Özlem Gürkut ve Dr. Bülent Dizdarlı bu rapora katkı koymuşlardı. 

Ne yazık ki demiyorum iyi ki bu değerli iki doktorumuzun ortaya koyduğu rapor doğru çıkmadı. Başbakan Tatar, Cumhurbaşkanı Akıncı’yı ve ekibini dinlemiş olsaydı, zaten ekonomik anlamda dibe vuran ülke ekonomisine bir de OHAL sağlam darbe vuracaktı. Daha kötü bir sonuç, yanlış yönlendirmelerin dinlenmemesi sayesinde vuku bulmadı.

Sağlığa siyaset karışmasa iyi olacaktı ama ne yazık ki bugün doktorların belki politik gerekçelerle belki ses vermek adına bilemiyorum, Korona üzerinden politika yaptıklarına şahit oluyoruz.

OHAL ÇAĞRISI İLE DEVAM EDİYORUZ

Sevgili Bülent Dizdarlı abim beni yanlış anlamasın ama birkaç hafta önce üç aylığına OHAL ilan edilmesi çağrısını yineledi. Görünmeyen bir düşmanla karşı karşıyayız dedi. İyi dedi güzel dedi de keşke bunu bir de Hükümet koltuğuna oturup deseydi, ya da parasız evde oturan vatandaşların yerine kendini koyarak deseydi. Ülke ekonomisinin neredeyse yok olduğunu fark ederek deseydi ki fark etmemiş olmasını bir an bile düşünemiyorum!

OHAL’in şartlarını yerine getirebilecek bir gücümüz olmadığı gibi en azından dün de bu gün de böyle bir şeye ihtiyaç olmadığı ortadadır.

BİLİM KURULU GÖRÜŞÜ ÖNEMLİ VE YETERLİ  

Hepimizin hatırlayacağı gibi ülkemizde COVID-19 vakası görüldüğü 19 Mart’ın hemen ertesinde Cumhurbaşkanı Akıncı Bakanlar Kurulu toplantısına katılarak hükümete derhal OHAL ilan etmesi çağrısını yapmıştı. Ayrıca Akıncı o toplantının ardından basının karşısına geçerek Tabipler Birliği’nin kendisine ilettiği bilimsel raporu göstererek eğer hemen OHAL ilan edilirse 1 ay içinde ülkede vaka sayısının 189’a, OHAL ilan edilmez ise de 22,645’e ulaşacağını duyurmuştu. Hatta Cumhurbaşkanı’nın iddia ile ortaya koyduğu raporda yoğun bakıma gireceklerin de sayısının 1132 olacağı duyurularak ülkede bir panik havası estirilmişti.  

Sonuç olarak 9 Martta başlayan salgın süreci  18 Nisan’da sona erdi. Toplam vaka sayısı 108, yoğun bakıma giren insan sayısı ise 5 oldu. 

En başında Cumhurbaşkanına OHAL ilan edilsin dedirtenlerin bugün Cumhurbaşkanını yanlış yönlendirdiklerini görüyoruz.

Koca Cumhurbaşkanı, önüne konulan ve gerçeklerle bağdaşmayan bir raporu savunmuş ve ülkede gereksiz bir panik yaşanmasına vesile olmuştur. 

Sonuç ortada...

Peki bütün bu yaşananlar ortadayken, Dr. Bülent Dizdarlı’nın ve Dr. Özlem Gürkut’un bu sürecin doğru yönetilmesi için Başbakan’a bilimsel danışmanlık yapan bilim kurulunun oluşturulmasını ve toplantılarını koordine eden Ahmet Savaşan’a sosyal medya üzerinden saldırmalarını doğru bulmuyorum. Hatta salgınla mücadelede elde edilen başarı ortadayken aklı başında kimsenin bu saldırıları hoş karşılamadığı kanaatindeyim.

Dizdarlı ve Gürkut’un sahada çalışan doktorlarımızın Bilim Kurulunda olmamalarını, sanki bilim insanı olmalarına rağmen bilim kurulunda yer bulamadıklarını ön plana çıkarma çabalarını da en hafif deyimle meslektaşlarının duyguları üzerinden siyaset yapmak olarak nitelendiriyorum. Eminim ki kendini bilen herkes de böyle düşünmektedir.

Sahada çalışan ve çok kıymetli hizmetleri ile salgının en az zayiat ile atlatılmasına katkı koyan insanlarımızın görüşleri zaten Sağlık Bakanlığı tarafından çeşitli kurullarda alınmıştır. Bu kişileri onların hocası olacak yaş ve statüdeki insanlarla karşı karşıya getirmeye çalışmak son derece yanlış diye düşünüyorum.

AKLIMA TAKILAN BİRKAÇ SORU

Cumhurbaşkanını yanıltan raporların konuşulduğu Cumhurbaşkanlığı Danışma Kurulu’nda tutanak tutuldu mu bugüne kadar? Alınan kararları Gürkut ve Dizdarlı imzaladı mı? Bu tutanak ve kararlar kamuoyu ile ne zaman paylaşılacak?

Sonuç olarak Bilim Kurulu’nun görüşleri ve tavsiye kararları ile üretilen siyasi kararların ülkemizde bir başarı hikayesi yazdığı ortadadır. Buradan bakıldığında açıkça anlaşılıyor ki buradaki bilim insanları siyaset değil bilim yapıyorlar.

Bu nedenle yıpratılmaması ve gereksiz tartışmalara malzeme yapılmamaları gerektiğini düşünüyorum. 

Tabii siyaset de bir ihtiyaçtır ve görüyoruz ki Doktorlardan iyi siyasetçi olmuyor…

*****************

GÜNÜN SÖZÜ

Ben hiç böylesini görmemiştim, vurdun kanıma girdin itirazım var.

Attila İlhan

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.