LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Krizler çağında toplum, eğitim ve insan

Yayın Tarihi: 11/02/26 08:00
okuma süresi: 5 dak.

Ocak Aylarında Gelen Uyarı: Dünya Ne Söylüyor, Biz Ne Duyuyoruz?

Bazı metinler vardır; yayımlandığı gün manşet olur, birkaç gün konuşulur, sonra sessizce unutulur.
Bazı metinler ise konuşulmaz ama zamanla hayatın kendisine dönüşür.

World Economic Forum, her yıl Ocak ayında, istisnasız biçimde, böyle bir metin yayımlar.
Takvim şaşmaz. Dünya dönmeye devam eder, rapor gelir.

Bu raporlar bir “gelecek tahmini” değildir.
Daha çok, dünyanın kendi kendine tuttuğu bir röntgendir.

Son birkaç yıla bakıldığında şunu görüyoruz:
2024’te altı çizilen riskler, 2025’te derinleşti.
2026’ya gelindiğinde ise artık yeni bir şey söylenmedi; çünkü şimdilik söylenecek yeni bir şey kalmadı.

Mesaj netleşti:

Dünya bir krizden diğerine geçmiyor;
aynı anda birçok krizin içinde yaşıyor.

Bu yüzden Dünya Ekonomik Forumu, riskleri iki ayrı zaman ölçeğinde ele alıyor:

  • Kısa dönemli riskler: Önümüzdeki iki yıl içinde toplumsal ve siyasal hayatı sarsacak olanlar

  • Uzun dönemli riskler: Önümüzdeki on yıl boyunca dünyayı yapısal biçimde dönüştürecek olanlar

Bu ayrım önemli.
Çünkü bazı riskler kapıyı çalar,
bazıları ise evin temeline yerleşir.

İlk İki Yıl: Fırtınanın Yakın Ayak Sesleri (Kısa Dönemli Riskler)

Bu dönemde karşımıza çıkan riskler, ani patlamalar gibi değil.
Daha çok, üst üste binen dalgalar gibi.

1. Jeoekonomik çatışmalar
Ekonominin, diplomasinin yerini aldığı yeni bir güç mücadelesi.

2. Yanlış bilgi ve dezenformasyon
Yalanın değil, hakikatin görünmez hâle gelmesi.

3. Toplumsal kutuplaşma
Farklılıkların zenginlik olmaktan çıkıp tehdit gibi algılanması.

4. Aşırı hava olayları
İklim krizinin istisna olmaktan çıkıp gündelik hayata dönüşmesi.

5. Devletler arası silahlı çatışmalar
Sınırların değil, dengelerin parçalanması.

6. Siber güvensizlik
Dijital dünyanın fiziksel dünyadan daha kırılgan hâle gelmesi.

7. Eşitsizlik
Gelirden çok, hayata başlama şansının adaletsizliği.

8. İnsan hakları ve sivil özgürlüklerin gerilemesi
Güvenlik söylemiyle özgürlük alanlarının daralması.

9. Kirlilik
Doğanın değil, insanın ihmalkârlığının sonucu.

10. Zorunlu göç ve yerinden edilme
İnsanların ülkelerini değil, hayatlarını terk etmek zorunda kalması.

Bu iki yıllık tablo şunu gösteriyor:
Dünya, aynı anda hem gergin, hem güvensiz, hem de kırılgan.

On Yıl: Sessiz Ama Derin Kırılmalar (Uzun Dönemli Riskler)

Uzun vadeli riskler daha tehlikelidir.
Çünkü yavaş ilerler, ama kalıcıdır.

1. Aşırı hava olayları
Doğanın artık uyarı vermeyi bırakıp tepki göstermesi.

2. Biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü
Yaşamın kendini yenileme kapasitesini yitirmesi.

3. Dünya sistemlerinde kritik değişimler
Geri dönülmesi zor eşiklerin aşılması.

4. Yanlış bilgi ve dezenformasyon
Demokrasinin içeriden aşınması.

5. Yapay zekâ teknolojilerinin olumsuz sonuçları
İnsan kararının, algoritmaların gölgesinde kalması.

6. Doğal kaynak kıtlığı
Su, gıda ve enerjinin yeni siyaset alanlarına dönüşmesi.

7. Eşitsizlik
Kuşaklar arası uçurumların derinleşmesi.

8. Siber güvensizlik
Devletlerin ve toplumların dijital altyapılar üzerinden savunmasız kalması.

9. Toplumsal kutuplaşma
Birlikte yaşama fikrinin aşınması.

10. Kirlilik
Bugünün ihmallerinin yarının sağlık krizlerine dönüşmesi.

Bu artık bir risk listesi değil;
geleceğin taslağıdır.

Kuzey Kıbrıs Bu Tabloya Dışarıdan Bakamaz

Bu riskler küresel olabilir;
ama etkileri ebette ki yereldir de.

* Kıbrıs’ta iklim krizi, soyut bir kavram değildir; su demektir.
* Jeopolitik gerilim, bir haber başlığı değil; Doğu Akdeniz demektir.
* Göç, istatistik değil; demografi, eğitim ve toplumsal uyum demektir.
* Dezenformasyon, bir iletişim sorunu değil; toplumsal güven meselesidir.

Dolayısıyla mesele şudur:
Bu riskleri sadece izleyen bir toplum mu olacağız,
yoksa onları okuyup kendini yeniden düşünen bir toplum mu?

Bir sonraki yazıda tam da buradan devam edeceğiz:
Bu krizler çağında nasıl bir toplum olmak istiyoruz?

Çünkü nasıl bir toplum istediğimiz netleşmeden,
ne eğitimi ne de insan yetiştirmeyi doğru kurgulayabiliriz.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.