Dış-hat gibi olmaya çalışırken, iç-hat bile olamamak…

loading
9 Temmuz, Perşembe
£

8.66

7.75

$

6.86

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Dış-hat gibi olmaya çalışırken, iç-hat bile olamamak…

Uzun süredir Güney Kıbrıs'ın gündeminde olan ancak bir türlü başlatılamayan Limasol-Pire (Yunanistan) feribot seferlerinin bu yıl başlayacağı açıklandı.

Rum Denizcilik Bakanlığı Müsteşarı Natasa Pilides'in yaptığı açıklamaya göre, söz konusu feribot seferleri ile ilgili çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğü ve en kısa sürede ihale sürecinin başlayacağı da belirtildi.

Pilides'in açıklamasına göre, yıllık yaklaşık 5 milyon Euro gelir beklenilen feribot seferleri için açılacak olan ihaleye yoğun ilgi olduğu, Kıbrıs, Yunanistan ve AB ülkelerinden şirketlerin sürece dahil olacağı belirtildi.

Gerek Kıbrıs Cumhuriyeti gerekse de AB tarafından teşvik verilecek olan seferlerin yaklaşık 30 saat süreceği belirtilirken, gidiş dönüş biletinin 130 Euro olacağı, arabalı fiyatların ise daha sonra açıklanacağı dile getiriliyor. Yaz girişinde başlayacak seferlerin Rodos üzerinden yapılacağının belirtildiği açıklamada, 2019 yılında az da olsa gelir kaybına uğrayan güney turizminin yaralarını sarması öngörülüyor.

Yılda yaklaşık 4 milyon turistin gittiği adamızın güney yarısında uygulamaya girecek olan yeni turizm projesi bu.

Geçen yıl biraz azalma gösteren, bu yıl da Aya Napa tecavüz davası sebebiyle başlayan boykotlar sayesinde daha da darbe alacakmış gibi duran Rum turizmi, işte böyle vizyon sahibi olan, plan program bilen, uluslararası hukuk içinde yaşayan yöneticileri tarafından hemen tedbir alınarak korumaya alınıyor yani…

Peki, güneyde bu gelişme açıklanırken, bizde turizmle ilgili neler oluyordu?

Anlatayım.

Hafta sonu yapılan Turizm Şûrası’nda 200'den fazla karar alınmış. Kararlar uygulanır, uygulanmaz göreceğiz. Ama çok azı uygulanacak, bunu sizlere buradan duyurayım. Yok ki beceriksizlikten, bilakis imkânsızlıktan ya da 'niyetsizlikten.'

Peki, başka nelere oldu?

Dün yapılan Kıbrıs Türk Otelciler Birliği'nin genel kurulunda, Başkan Dimağ Çağıner'den duyduk.

Efendim, KKTC, Türkiye tarafından, tüm ısrarlara rağmen, iç-hat değil, dış-hat turizm destinasyonu olarak görülmeye devam edeceği için, haliyle, hem uçak fiyatları hem de diğer servisler daha pahalı olarak pazarlanmak zorunda bırakılmış. Dahası, eğer iç-hat sayılabilseydik, bu durumda kredi kartlarında 12 taksit imkânı olacakken, dış-hat destinasyonu olarak kaldığımızdan sadece 3 taksit imkânı olacakmış…

Konu basına yansıyınca, iş Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay'ın dikkatine gelmiş o da Türkiyeli yetkililerden yardım istemiş.

Dediğine göre, TC BDDK başkanı ile konuşmuş, belki dış-hat sayılsa bile kredi kartlarına 12 taksit imkânı sağlanabilirmiş…

Olur, olmaz, bilemiyorum ama KKTC'nin 'iç-hat' sayılması isteği nedir, bir bakalım.

Kendi ayakları üzerinde duran bir KKTC isteyen çevrelerimiz, eğer kendilerini bir devlet olarak görüyorsa, o zaman devlet olarak davranılmayı da istemek zorundadırlar. Öyle hem köpeğin karnı tok, hem ekmek de bütün olmaz bu işler.

İç-hat olacaklarmış… Oldu olacak, entegrasyon isteyin olsun bitsin, dükkanı da kapatın, vali gelsin yönetsin.

Böylece Türkiye ile iş birliğinin en üst noktasına ulaştırıp rahat edersiniz, kredi kartına da 12 değil, 24 taksit gelir… Pes yani…

Öte yandan Türkiye bu kadarcık bir 'kıyağı' yapmıyor mu da Kudret Hoca telefonlara sarılıyor? Hayırdır, neden yapılmıyor acaba? 

Hâlbuki ne olması gerekirdi? Başbakan Yardımcısı Türkiye'yi aradığında, "Ne demek, hemen yapalım" denmeli, merhum Rauf Denktaş'ın anıldığı bu günler  'taçlandırılmalıydı' değil mi?

Nedir yani, atla deve mi KKTC'yi 'iç-hat' saymak, bunu isteyenleri memnun etmek? Hiç de bile… E o zaman niye?

Yani sevgili dostlar, lafın kısası, ben yazmaktan da söylemekten de usandım…

Bu devlet 'idare edilmek' için kuruldu, 'yönetilmek ya da kendi ayakları üzerinde durması' için değil.

O yüzden de, yazının ilk girişine tekrardan bakacak olursanız, oradaki 'ana-yavru' ilişkisi ile bizim 'ana-yavru' ilişkimizin bir biri ile hiçbir benzerliği yoktur.

Bu gerçek anlaşılmadığı sürece yapılan hiçbir tespit doğru olmayacağı gibi, öngörülen tedavi yöntemleri de başarısız olmaya mahkûmdur.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.