Müesses nizam siyasetine dinamit: Fidias fenomeni!

Yayın Tarihi: 23/01/26 07:30
okuma süresi: 8 dak.

4 günlük Avrupa Parlementosu ziyaretimizde, buraların en çılgın adamı AP Milletvekili Fidias Paniyotu ile tanışma fırsatı da bulduk. Benle birlikte Kıbrıslı Türk gazetecilere konuşan Fidias’ın cidden çok samimi bir havası var. 

Belli ki bu samimi havasına inanan binlerce seçmeni de var ki AP gibi bir yere seçilmeyi başarmış. 

Ancak bu seçim zaferlerine yenilerini ekleyecek gibi duruyor.

Bilindiği üzere kendisi yeni bir siyasi parti kurdu.

İsmi Doğrudan Demokrasi!

Yapılan son anketlere göre oy oranı yüzde 11! 

Bu oran Disi, Akel ve Elam’la birlikte dördüncü sıra demek! 

Lakin bu oranın artacağına kesin gözle bakabiliriz çünkü partinin sadece üç ay önce kurulduğunu söylemek isterim! 

Peki Fidias’ın partisi ne vaat ediyor? 

Bir kere kendisi ne sağcı ne de solcu olduğunu, bu ideolojilerin “saçmalık” olduğunu, hiçbir şeye inanmadığını söylüyor. 

Tam da bu yüzden hem solcuların hem de sağcıların kendisine saldırdığını iddia ediyor. Solcular, lümpen ve popülist, sağcılar ise ‘Türk dostu!’ Diyormuş. 

İsmi son günlerde bir takım yolsuzluklara da konu olmuş durumda. Ona bunu da sorduk. 

Gülerek “benim Limasol’da milyonluk villa aldığım iddia ediliyor. Bu tabii ki doğru değil. Ben aylığı 1200 euro olan bir apartmanda kalıyorum. Bir tane de ofisim var” diye cevap veriyor. 

Bütün hesaplarını transparan bir şekilde yayınladığını, tek bir kuruş haksız kazanmadığını söyleyen Fidias “yakında başka saldırılar da bekliyorum. Mesela uyuşturucu kullandığım gibi şeyler. Bana saldırıyorlar çünkü onlar için büyük tehdidim” diye konuşuyor. 

Cidden de müesses nizama büyük bir tehdit!

Düşünün, 18-25 yaş arası seçmenin yüzde 44’ü AP seçimlerinde ona oy vermiş durumda. 25-35 yaş arası seçmenin de yüzde 30’a yakını onu tercih etmiş. 

Bu kadar genç ve büyük oy potansiyeli olan bir ‘influencer’ tabii ki düzenin öfkesini çeker! 

Bizimle konuşurken çok samimi hatta kırk yıllık arkadaş gibi davranan Fidias, siyaseten pek bilgili olmadığını ancak yavaş yavaş öğrendiğini belirtiyor. Salı günü AP’de yaptığı konuşmayı “I love you all” diye bitirmeden önce, Kıbrıs sorununun bir AB sorunu olduğunu söyleyerek, çözüm için çağrı yapmıştı. Hristodulidis’in son videosunu niye konuşmana konu etmedin diyen gazeteci arkadaşıma ise “dönem başkanlığını aldığımız gün, başkanı utandıramazdım. Bizim gibi ufak bir ülke için büyük bir gündü” diye konuşarak, siyaseten olgunluk yaptığını ima ediyor. Hristodulidis’in video ile ilgili yaptığı açıklamaları ‘doyurucu’ bulmadığını söyleyen Fidias, bu konunun takipçisi olduğunu, yeni video geleceğini düşündüğünü ve o zaman konuşmak için daha çok verisi olacağını sözlerine ekliyor. 

Tabii ben konuyu illa ki Kıbrıs sorununa getireceğim için, direk soruyorum: “Senin parti, Kıbrıs sorunu konusunda ne düşünüyor? Hangi çözümü destekliyor?” Gülümseyen Fidias, “Kıbrıs sorunu bizim önceliklerimiz arasında değil. Takipçilerimiz arasında anket yaptık ve ilk beş önceliğimizi ortaya çıkardık. Aralarında Kıbrıs sorunu yok!” diye cevap veriyor! 

Parti sempatizanlarına ‘takipçi’ demesi zaten ayrı bir olay da, Kıbrıslı Rum gençlerin Kıbrıs sorununu ‘sorun’ olarak görmemelerini değerlendirmek lazım.

Bundan 5-6 yıl önce Dünya Bankasının yaptığı bir ankete katılan 17-25 yaş aralığındaki Kıbrıslı Rum gençlerin yüzde 25’e yakını, “onlar orada, biz burada aynen yaşamaya devam edelim” diye cevap vermiş, bu sonucu çok manidar bulmuştum.

Fidias’ın cevabıyla o anketin sonucunu birlikte düşündüğümüzde, işler daha da acayip hale bürünüyor. 

Zira “onların orada, bizim de burada” yaşamaya aynen devam etme, elbette yeniden birleşme,  yani federal çözüm çabaları açısından hayra alamet değil. 

Fakat resmi Rum işgal tezine, ya da “Girne’ye geri döneceğiz” yönündeki görüşlere de uygun olmadığı aşikar! 

Yani kısacası, hatırı sayılır kısım Rum gençliği, Rum resmi siyasetinin işgal altındaki ada yarısı söylemine ters, bilakis, ortaya çıkan statükoyu içselleştirmiş, kuzeyde bıraktığı taşınmaza geri  dönmek gibi hayali olmayan, Kıbrıs sorununu ‘sorundan’ saymayan bir anlayışta olduğunu çıkarmak pek güç değil. 

Bir de şunu düşünelim: Real Madrid ile maç yapabilen, AB’nin her türlü imkanından yararlanabilen, işsizliğin, enflasyonun çok düşük olduğu, ev ve araba almanın çok daha basit olduğu, gayet iyi bir eğitim sisteminden geçen, yazları Aya Napa gibi bir yerde dünyayla eğlenen Rum genci niye Kıbrıs sorununa kafa yorsun ki? Yormaz da umursamaz da! 

Bir de senin gencine bak!

Babadan bulmadıysa ekonomik olarak sürünen, kendi kendine gazozuna maç yapan, gittik sonra gericileşen bir eğitim sisteminden geçen, haksız, enflasyonist, iradesiz bir düzende yaşayan, siyasetçi tarafından seçim dönemi hatırlanan bir Kıbrıslı Türk genç, ne yapacak?

Ya göç edecek, ya da düzene boyun eğip, çarklarına teslim olacak!

Ama ben konuyu daha da açacam: eğer Rum gençler şu anki statükoyu kabul edip, kuzeye geri dönmek gibi bir düşüncede değilse, bir çözümle birlikte “içimize Rumlar dönecek, tükeneceğiz” diye propaganda yapanların hali ne olacak?

Elinde harita köy köy dolaşanlar ne yapacak? Eskinin bayatlamış sloganları ve anlayışları bizi nereye götürecek? 

Bütün bunları içimin bunaldığı, fakat yıllar sonra nasıl olduysa pencere kenarına düştüğüm Atina uçağında yazıyorum. 

Atina’dan Tayland’a filan uçmayı hayal ediyorum ama gerçekler Larnaka’ya gideceğim yönünde. 

Velhasıl, Fidias konusuna geri dönecek olursam, içinde yaşadığımız ada siyasetinin güney kısmındaki müesses nizamı kökünden sallayan, geleneksel siyaseti dinamitleyip, herkese korku salan bu genç adam, illa ki kuzeydeki siyaseti de etkilemeye başlayacaktır diye düşünüyorum. Nitekim partisine Kıbrıslı Türk ‘takipçilerin’ de katıldığını söylüyor ancak rakamlar henüz istediği seviyede değilmiş. 

Kendisinin Kıbrıslı Türklerle bir sorunu olmadığını, çözümden yana olduğunu ve bu yüzden de Rum faşistlerin hedefinde olduğunu da belirtiyor. 

Kendisinin ve kız arkadaşının sürekli ölüm tehditleri aldığını, ancak bunlardan çekinmediğini ifade eden  Fidias “Öleceksem, ayakta öleceğim” diyor. Ayrıca bu yıl içinde evlenmeyi planlıyormuş. 

Bize bu müjdeyi verince ben de atılıp “Nikah şahitleri olarak, Nikos Hristodulidis ile Tufan Erhürman’ı çağır” dedim. Buna güldü tabii ama yapar mı yapar! Oldukça eğlenceli geçen röportajın sonunda fotoğraflar da çektirdik. Bu arada onun asistanı da bizim röportajı kayda aldı, sosyal medyadan paylaşacaklarmış. 

Ben de bugüne kadar çok ender yaptığım bir şeyi, bu ilginç söyleşiye uysun diye yapıyorum: onunla çektirdiğim samimi fotoyu buradan paylaşıyorum! 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.