Merec-el Bahreyn

Yayın Tarihi: 13/12/18 07:00
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

Merec-el Bahreyn

Yaşam öylesine ağır gelir ki bazen, insan sığınmak ister.

Böyle zaman ve duygularda her birey, kendince şeyler yaparak, bir sığınma yolu arayışına girer. Kolay değildir. Sufiler bu durumun sabırla aşacağına inanırlar. Doğrudur.

İnsan sabırla olgunlaşır, sabırla kemale erer.

Elbette bu ve benzeri ihtiyaçları düşündüğümüzde en çok akla gelen isim bu konunun piri olan Rumi'dir. Bu ay 17'sinde ölümünü (Şeb-i aruz) anacağımız Rumi, sadece bizim atalarımızdan birisi olmakla kalmamış, dünyanın en önemli sayılan birkaç isminden birisi olmuştur.

Elbette Şems-i Tebrizi'yi de hatırlamayız, Rumi dediğimiz anda.

O, onun ışığı.

*

Tebrizli Şems, Rumi'nin karşısına ilk kez çıktığında ona: "Ey bilginler bilgini, söyle bana, Muhammed mi büyüktür, yoksa Beyâzîd Bistâmî mi?" Diye sorar.

Rumi, şaşırır ve biraz da kızarak yanıtlar:

"Bu nasıl sorudur? O ki peygamberlerin sonuncusudur; O'nun yanında Beyâzîd Bistâmî'in sözü mü olur?"

Tebrizli Şems şöyle devam eder ve "Neden Muhammed; 'Kalbim paslanır da bu yüzden Rabb'ime günde yetmiş kez istiğfar ederim' diyor da, Beyâzîd, 'kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, cüppemin içinde Allah'tan başka varlık yok' diyor; buna ne dersin?" diye sorar.

Rumi bu soruya da hazırldır: "Muhammed her gün yetmiş mâkam aşıyordu. Her mâkamın yüceliğine vardığında önceki mâkam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Beyâzîd ulaştığı mâkamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı. Onun için böyle konuştu" diye yanıtlar.

Tebrizli Şems bu yorum karşısında "Allah, Allah" diye haykırarak Rumi'yi kucaklar.

Aradığı O'ydu. Bu buluşmaya Merec-el Bahreyn (iki denizin buluştuğu nokta) denir.

İki yüce insan, tasavvufu bize nehirler gibi anlatırlar.

*

Yarın gece (14 Aralık cuma gecesi saat 19:30), bu yüce değerin anma etkinliği, değerli dostum Hakan Mengüç'ün sunumu, semazen gösterisi ve GAÜ Sufi Akademi'nin özel orkestrası ile Girne Amerikan Üniversitesi'nde tüm halk açık olarak gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve sevgili Serhat Akpınar'ın Sufi Akademi'ye verdiği büyük değerle.

Kaçırılmayacak bir duygu şöleni. Benen söylemesi…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları