Veli Çelik, dizidoktoru.com'da...

Yayın Tarihi: 19/04/20 09:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Sevgili dostum Veli Çelik’in dizidoktoru.com sitesinde yayınlanan köşe yazısını okur okumaz sizlerle de paylaşmak istedim. Oya Doğan’ın harika sitesi dizidoktoru.com TV, sinema, kültür sanat ve magazin alanında ziyaret edebileceğiniz son derece kaliteli bir kanal. Bilinen o “ne olduğu belirsiz” magazin türünde değil. İçeriği güvenilir ve kaliteki bir çalışma.

*

Veli Çelik’i hemen herkes tanır. Türkiye’nin ünlü yönetmenlerinden ve harika katrajları olan sanatçılarından birisidir.   

Emmy Ödülü Adaylığı dahil, bir çok başarısı var. Ancak sizler için yakın zaman projelerinden bahsedip hemen yazısına geçeceğim.

Sevgili Veli, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ve ardınan Kaliforniya’da sinema okudu. Üniversitelerde dersler vermek yanında bir çok projenin yönetmenliğini üstlendi. Bunlardan mesela bir kaçı; “Ay Işığında Saklıdır”, “Sıcak Saatleri” “Aşkın Dağlarda Gezer” “Hırsız”, “Kumsaldaki İzler”, “Komiser Nevzat”, “Annem”, “Acayip Hikayeler”, “Sakarya Fırat”, “Görüş Günü Kadınları”, “Göç Zamanı, “Sen Anlat Karadeniz”.  

Her satırı duygu ve akıl dolu makalesini sizlerle paylaşmaktan mutluyum. 

*

“Bu kubbede hayat, hayatta kalma savaşıdır ve kazananı daima hayatın tam da kendisidir…

Yaşam, üstünü örtüp gözlerini kapattığında bile, inadına yarınlara kalmak kodudur, vazgeçilmez olan. İşte bu yüzden sadece bu yüzden, nefes ve akıl, yetenek ve içgüdü, yürek ve gönül, hatta canlıya dair ne varsa yarın için, yarınlar için çalışır. Sonranın tartışılmazlığı, bir tür efkar aynı zamanda hazdır.

En büyük günahların dahası yalanların olaya dahli bile bundandır ve varlığın en acımasız hali olağan bir yoldur. İyi ve kötünün, güzel ve çirkinin kardeşliği ise en masum müdafaadır. Yarına kendimizi bırakmak için doğurur, çalışır, konuşur ve severiz ve yaşarız…

Bu kubbede aşk, tamamlanma çabamızın en romantik ihtirasıdır. Kendinden vazgeçme büyüklüğüne erme arzumuz ya da adı bugün bile konulamamış bir hasretin ekosudur. Kim bilir…?

Kutsallarımız tercihlerimiz olmaya başladığında ilk koştuğumuz menzillerden biridir ve ne kadar yalın ve kolay gözükse de değildir çünkü, her aşkın içinde bir tür savaş vardır ve aşk, çoğu zaman savaş kadar çetrefillidir. Ama aşk, illa aşk hayatın en büyük evrimi dahası devrimidir, sonunun bilinmezliğindeki cazibe de zaten bundandır…

Şu günlerde bir kez daha gördük ki, kim ya da nereli, hangi düşünceye ya da inanç sistemine sahipsek de ya da her ne isek tek ve ortak bir derdi paylaşıyoruz; yaşamak, inadına yaşamak, yarına kalabilmek.

Üretenler de tüketenler de, yazanlar da çizenler de, film yapıp seyrettirenler de, dizi yapıp anlatanlar da ve bunları dinleyenler de... Masal olup bizi büyütenler de…

Yarına kendimizden bir iz, bir anı dahası bir parça bırakmak için bu yazılara başlarken merhaba demenin alengirli bir yolunu bulmaya çalışmak bile hayat kadar gerçek değil mi?

O zaman şöyle bağlayayım, Baki’nin dediği gibi;

Buyurun dostlar, sizin bu düğün

Şu dünya mahbesinde, bahtiyar olun hepiniz

Bir ömürlük nefesinde, aşkı yankılansın hepinizin

Kalpten kalbe ulaşan sesinde…

“Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş”

Sadanı hoş tut ve ölümsüz ol sende…

Gündüzün dağdasında kaybolmayan dostlara ve dostluklara…”


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Ferhat ATİK yazıları