Kaygılı çocuklar çağı

Yayın Tarihi: 28/05/26 07:30
okuma süresi: 3 dak.

Eskiden çocukların en büyük derdi akşam ezanına kadar sokakta oyun oynayıp eve geç kalmaktı. Şimdi ise çocuklar daha ilkokul çağında “kaygı bozukluğu” kelimesiyle tanışıyor. Bir nesil sessizce yoruluyor. Hem de oyuncaklarının arasında…

Amerika’da yapılan büyük bir araştırma, son on yılda çocuklarda psikolojik sorunların ciddi şekilde arttığını ortaya koydu. Özellikle kaygı ve anksiyete oranları adeta patlamış durumda. Fakat mesele yalnız Amerika değil. Çünkü modern dünya artık çocukların ruhunu yoran dev bir sisteme dönüşmüş durumda.

Bugünün çocukları hiç olmadığı kadar bağlantılı ama hiç olmadığı kadar yalnız.
Ekranları var ama göz teması yok.
Takipçileri var ama gerçek dostlukları az.
Odaları dolu ama iç dünyaları boşalmaya başladı.

Bir çocuğun ruhu sürekli yarış halinde büyüyemez.

Sürekli “başarılı ol”, “daha iyi ol”, “geri kalma”, “kendini göster” baskısıyla yaşayan bir nesilden huzurlu bireyler çıkmasını bekliyoruz. Daha çocuk yaşta performans makinesine dönüştürülen bireyler, doğal olarak bir süre sonra tükeniyor.

Sosyal medya ise bu çağın görünmeyen psikolojik laboratuvarı gibi çalışıyor. Çocuk kendini artık mahallesindeki arkadaşla değil, dünyanın en “mükemmel” hayatlarını sergileyen insanlarıyla kıyaslıyor. Bu da yetersizlik hissini büyütüyor. Bir zamanlar aynalar fiziksel görüntüyü gösterirdi; şimdi ekranlar ruhsal eksiklik hissi üretiyor.

En acı tarafı ise şu:
Çocuklar üzgün değil sadece… Kaygılılar.

Çünkü gelecek korkusu artık çok erken yaşta başlıyor.
İyi okul kaygısı…
Dış görünüş kaygısı…
Beğenilme kaygısı…
Yalnız kalma korkusu…
Yetişememe hissi…

Bir çocuğun omzuna yetişkin dünyanın yükünü koyduk.

Üstelik aileler de tükenmiş durumda. Anne-babalar ekonomik stres, zaman yetersizliği ve dijital dağınıklık içinde çocuklarının ruhuna tam olarak dokunamıyor. Aynı evin içinde yaşayan insanlar bazen birbirinin kalbine kilometrelerce uzak.

Elbette terapi önemlidir. Psikolojik destek değerlidir. Gerektiğinde ilaç tedavisi hayat kurtarıcı olabilir. Fakat modern toplumun yaptığı en büyük hata, ruhsal sorunların yalnızca tıbbi tarafına odaklanıp insani tarafını ihmal etmesidir.

Çocuk bazen ilaçtan önce şuna ihtiyaç duyar:
Dinlenmeye…
Anlaşılmaya…
Sarılınmaya…
Yargılanmadan konuşmaya…

Belki de yeni neslin en büyük ihtiyacı daha fazla teknoloji değil; daha fazla insan sıcaklığıdır.

Çünkü ruh, hızla değil; güvenle iyileşir.

Ve galiba bu çağın en büyük sorusu şudur:
Çocuklarımız büyüyor mu…
Yoksa sadece yoruluyor mu?

---
Not: Yazıda yer alan veriler, 2026 yılında JAMA Network Open dergisinde yayımlanan ve 1.8 milyon çocuk üzerinde gerçekleştirilen Harvard merkezli araştırmadan derlenmiştir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Ferhat ATİK yazıları