Siyasetçinin korunma yöntemi: Hiçbir şeyi kabul etmemek
Siyasette artık en zor bulunan şey vizyon değil, samimiyet.
Çünkü modern politikacı profiline baktığınızda çok ilginç bir ortak özellik görüyorsunuz: Başarısızlık olabilir, hata olabilir, yanlış hesap olabilir, tutulmayan söz olabilir ama kabul etmek yok. Asla.
Ekonomi kötü gider… suç dış güçlerin.
Şehir planlaması çöker… suç önceki yönetimin.
Verilen sözler tutulmaz… şartlar değişmiştir.
Vatandaş şikâyet eder… vatandaş meseleyi anlamamıştır.
Siyasette adeta yeni bir meslek tanımı oluştu: Her şey kötü giderken bile çok iyi gidiyormuş gibi konuşabilme sanatı.
Daha ilginci şu: Bazıları kürsüye çıktığında söylediği vaatlere kendisinin bile tam inanmadığı hissediliyor. Cümle ağızdan çıkıyor ama gözler başka bir şey söylüyor. Halk bazen konuşmayı değil, mimiği dinler. Ve o mimik bazen şöyle der: “Ben de çok emin değilim ama bir deneyelim.”
Her seçim döneminde aynı cümleleri duyuyoruz:
“Bu kez çok farklı olacak.”
“Büyük projeler geliyor.”
“Yeni bir dönem başlıyor.”
"Anavatanla işbirliğini geliştireceğiz."
"Bu kez barış geliyor."
Vatandaş artık projeden çok fragman izliyor.
Ortada film yok ama trailer her seçim yenileniyor.
Niccolò Machiavelli, The Prince adlı eserinde iktidarın korunma reflekslerinden bahseder.
Bugün buna yeni bir madde eklenebilir: Hata yapmış olsan bile asla kabul etme.
Oysa dünyanın birçok gelişmiş demokrasisinde istifa bazen erdem sayılır. Bizde ise koltuğa veda etmek, sanki kişisel trajedi gibi sunuluyor.
Koltuk bazen kamu görevi olmaktan çıkıp aile yadigârına dönüşüyor.
“Ben gidersem kim gelir?” psikolojisi çok yaygın.
Merak etmeyin, dünya sizden önce de dönüyordu.
Tasavvufta çok temel bir kavram vardır: muhasebe. İnsan kendi nefsini hesaba çekmezse büyüyemez. Bu sadece bireyler için değil, yönetenler için de geçerli.
Hatasını kabul etmeyen insan gelişemez.
Hatasını kabul etmeyen kurum düzelemez.
Hatasını kabul etmeyen siyaset ise topluma sürekli aynı faturayı keser.
Belki siyasetin gerçekten ihtiyaç duyduğu yeni vaat şudur:
“Her şeyi çözeceğim” demek yerine…
“Yanlış yaparsam kabul edeceğim.”
İnanın, şu an kulağa en devrimci vaat bu geliyor.
Hatta biraz bırakmayı da düşünün, derneklerin başında olmayı, devlet dairelerinin başında olmayı, defalardır milletvekili olmayı biraz bırakmayı deneyin.
İnanın size iyi gelecek.
Bize de...
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.