Bir gün her şey bitecek…

Yayın Tarihi: 18/07/26 07:30
okuma süresi: 5 dak.

Bir gün, adınızı son kez biri söyleyecek.

Telefonunuz çalmaya devam edecek ama siz açamayacaksınız. Masanızda yarım kalmış bir çay olacak. Cevaplamayı ertelediğiniz mesajlar, "yarın ararım" dediğiniz insanlar, bir türlü vakit ayıramadığınız sevdikleriniz…

Ve dünya, siz olmadan dönmeye devam edecek.

İnsan en büyük yanılgısını, sonsuza kadar yaşayacağını zannederek yapar.

Sanki zamanın sahibiymiş gibi davranır. Kalp kırmayı erteler, özür dilemeyi erteler, teşekkür etmeyi erteler. Mutlu olmayı bile erteler.

"Biraz daha para kazanayım…"

"Şu işi de bitireyim…"

"Emekli olunca yaşarım…"

Oysa hayat, hiçbirimize söz vermedi.

Bugün nefes alan milyonlarca insanın bir kısmı yarını göremeyecek. Onlar da dün akşam uyurken bunun son geceleri olduğunu bilmiyorlardı.

Belki sen de bilmiyorsun.

İşte bu yüzden şimdi kendine şu soruyu sor:

Gerçekten yaşıyor musun?

Yoksa sadece hayatta mı kalmaya çalışıyorsun?

Sabah gözünü açıyorsun…

Koşturuyorsun…

Sinirleniyorsun…

Kıyaslıyorsun…

Şikâyet ediyorsun…

Sonra yine aynı günü tekrar ediyorsun.

Bir gün dönüp baktığında ise yılların nereye gittiğini anlayamıyorsun.

Hayat, büyük anlardan oluşmuyor.

Hayat; annenin sesidir.

Babanın duasıdır.

Çocuğunun gülüşüdür.

Dostunun omzuna dokunmasıdır.

Sessiz bir akşam yürüyüşüdür.

Bir fincan çayın buharıdır.

Yağmurun kokusudur.

Ve sen bunları fark etmeden ömür geçip gidiyor.

Çünkü zihnin hep başka yerde.

Ya geçmişin pişmanlığında…

Ya geleceğin korkusunda…

Oysa hayatın kendisi yalnızca şu andır.

Ne dün geri gelecek…

Ne yarın garanti.

İnsanların çoğu, sahip olduklarını kaybettikten sonra değerini anlıyor.

Sağlığını kaybedince nefes almanın mucize olduğunu…

Anne babasını kaybedince bir telefon konuşmasının servetten değerli olduğunu…

Gençliğini kaybedince koşabilmenin nimet olduğunu…

Ve zamanı kaybedince, dünyanın en pahalı şeyinin para değil, geçen dakika olduğunu öğreniyor.

Hiç mezarlıkları düşündün mü?

Orada yarım kalmış hayaller var.

Söylenememiş "Seni seviyorum." cümleleri var.

Affedilememiş insanlar var.

Bir gün yapılacağı düşünülen yolculuklar var.

Ama artık hiçbirinin zamanı yok.

Çünkü ölüm, ajandaya bakmaz.

Takvime danışmaz.

Hazır olup olmadığını sormaz.

İşte bu yüzden bugün...

Eğer kırgın olduğun biri varsa, belki affet.

Affetmek onu özgür bırakmak değil; kendini yüklerinden kurtarmaktır.

Sevdiğin insanlara onları sevdiğini söyle.

Sarıl.

Teşekkür et.

Özür dile.

Çünkü yarın bunun için geç olabilir.

Ve en önemlisi...

Kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırak.

Bir başkasının başarı hikâyesi senin başarısızlığın değildir.

Sosyal medyada gördüğün hayatların çoğu, yalnızca en parlak birkaç dakikadır.

Kimsenin geceleri, korkuları, yalnızlığı görünmez.

Sen ise kendi hayatının tamamını, başkasının vitrinine bakarak değersiz sanırsın.

Bu büyük bir haksızlıktır.

Kendine...

Hayat, yarış değildir.

Hayat, fark etmektir.

Elindekini görebilmektir.

Bir nefesi bile hediye sayabilmektir.

Çünkü mutlu insanlar, her istediğine sahip olanlar değildir.

Sahip olduklarının farkına varanlardır.

Belki çok paran olmayacak.

Belki herkes seni alkışlamayacak.

Belki hayallerinin hepsi gerçekleşmeyecek.

Ama bu, güzel bir hayat yaşayamayacağın anlamına gelmez.

Güzel hayat...

Şükredebildiğin hayattır.

Vicdanın rahat uyuyabildiğin gecedir.

Kimseyi incitmeden yaşayabildiğin gündür.

Arkana dönüp baktığında "İyi ki yaşamışım." diyebildiğin ömürdür.

Şimdi videoyu durdurmadan önce senden tek bir şey istiyorum.

Derin bir nefes al.

Etrafına bak.

Şu an sahip olduğun ama çoğu zaman fark etmediğin üç şeyi düşün.

Belki gözlerin...

Belki ailenden biri...

Belki dostların...

Belki sadece hâlâ nefes alıyor olman...

İşte mutluluk, çoğu zaman aradığın yerde değil; alıştığın yerde saklıdır.

Unutma...

Hayat uzun değildir.

Sadece bize uzunmuş gibi görünür.

Bugün sevmek için bir neden bul.

Bugün teşekkür etmek için bir insan bul.

Bugün affetmek için cesaret bul.

Ve bugün yaşamaya başla.

Çünkü bir gün, hepimiz bu dünyadan sessizce ayrılacağız.

Geride bıraktığımız şey ise ne banka hesabımız olacak...

Ne unvanlarımız...

Ne de sahip olduğumuz eşyalar.

Geride yalnızca dokunduğumuz kalpler kalacak.

Ve belki de gerçek zenginlik, tam olarak budur.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Ferhat ATİK yazıları