Haluk Levent ve Aşka Özlem
Bazı şarkılar bazı gruplar bir dönemin kokusunu, gençliğini, dostluğunu ve umutlarını taşırlar. Kıbrıs'ın güzel rock gruplarından biri de Aşka Özlem'di.
1993 yılında okul arkadaşlarının kurduğu grup, önce Girne'nin küçük sahnelerinde müzik yaptı. Gençler hem popüler şarkıları söyleyip hem de kendi şarkılarını yapmaktaydılar. Bir buçuk yıl böyle geçerken o yıllarda BRT'de (KKTC'nin devlet radyo ve Tv kurumu) yaptığım ve o dönemin en popüler TV programı olan Matador Programı'na Aşka Özlem Grubu'nu canlı yayına almıştım. O günlerde stüdyoda gerçek bir müzik grubunu davulu ve tüm enstürmanları ile misafir etmek kolay değildi. Ama programın yönetmeni, BRT'nin en başarılı yönetmeni sevgili dostum Cemal Yıldırım'dı ki kolaylıkla altından kalktık. Sonra bu grup patladı. İyi de oldu. Ardından popüler şarkıları "Akşamlar" Haluk Levent'in sesiyle milyonlara ulaştı. Grup, ödüller aldı, iki albüm yayımladı ve Anadolu rock ile Kıbrıs'ın müzikal ruhunu aynı potada buluşturdu. Hatta ikinci albümlerinin prodüktörlüğünü de Haluk Levent üstlendi.
Bugün dönüp baktığımda aklıma aynı soru geliyor: Ya yeniden bir araya gelseler? Sadece nostalji olsun diye değil... Çünkü bazı sesler yıllar geçse de eskimez. Bazı dostlukların müzikte bıraktığı iz silinmez. Bugünün dijital dünyasında her şey birkaç haftada tüketilirken, o yılların samimiyetini yeniden duymaya ihtiyacımız var.
Bir konser düşünün... Haluk Levent sahnede... Yanında Aşka Özlem... Belki "Akşamlar" ile başlıyor gece. Sonra yılların eskitemediği o şarkılar peş peşe geliyor. O konser sadece müzik olmaz; bir kuşağın hafızasına yapılmış zarif bir yolculuk olur. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam da budur. Çünkü insan bazen yeni şarkılar aramaz; kendisini eski şarkıların içinde arar. Bu yazıyı aslında başka bir nedenle kaleme almak istemiştim.
Bugünlerde Haluk Levent hakkında yazılanları görüyorum. Üzülerek. Ne olursa olsun, adam ayaktayken kimsenin ağzını açmadığı bir düzende, başına bir olay gelince bu denli "nefret söylemi geliştirmek" her halde bir Ortadoğu geleneğidir.
Evet... Belki hatalı ki bunu mahkeme söyleyecek henüz masumiyet karinesi devam ediyor ama dikkatimi çeken şey, sanki yıllardır içinde beklettiği öfkeyi boşaltacak bir fırsat arayan insanlar aynı anda ortaya çıkması. Sosyal medyada büyüyen linç kültürü, tabi siyasi trollerin de organize saldırıları ile ne yazık ki bazı sanatçılar da bu koroya katıldı...
Ben bunu yapmayacağım.
Çünkü bir insanın bütün hayatını tek bir olayın içine sıkıştırmanın adalet olmadığını düşünüyorum. İnsanlar yalnızca hata yaptıkları günlerden ibaret değildir. Haluk Levent'i, bugün hakkında konuşulan tartışmalardan çok önce tanıdım.
1990 yılında... Henüz kimse onu tanımazken. Adana'daki o küçücük kafeteryada...
Bu yüzden, herkesin yaptığı gibi rüzgârın önüne kapılıp taş atanlardan olmayacağım. Bugün Aşka Özlem'i yazmamın sebebi de tam olarak buydu. Çünkü bazen bir insanı en doğru anlatan şey, hakkında atılan manşetler değil; birlikte yürüdüğü dostluklar, omuz verdiği insanlar ve geride bıraktığı izlerdir.
Dilerim bir gün o sahne yeniden kurulur. Haluk Levent ve Aşka Özlem aynı şarkıda yeniden buluşur.
Bazı şarkılar bitmez. Sadece yeniden söylenecek günü bekler.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.