Hatıralar çoğaldıkça

Yayın Tarihi: 14/07/26 12:12
okuma süresi: 4 dak.

İnsan gençken hayatın yalnızca biriktirmekten ibaret olduğunu sanıyor. Yeni insanlar tanıyoruz, yeni dostluklar kuruyoruz, yeni şehirler görüyoruz. Her yıl ömrümüze yeni yüzler, yeni hikâyeler, yeni anılar ekleniyor. Hayat büyüyor, çevremiz genişliyor, hafızamız kalabalıklaşıyor. O yıllarda zamanın sadece önümüzde uzandığını düşünüyoruz.

Sonra fark etmeden başka bir dönem başlıyor. Bu kez hayat yalnızca yeni insanlar getirmiyor; bizden bazılarını da alıp götürüyor.

Önce uzaktan tanıdığımız birinin vefat haberini alıyoruz. Ardından bir komşu, eski bir öğretmen, çocukluk arkadaşımızın babası... Derken bir gün en yakınlarımızdan biri eksiliyor. O zaman anlıyoruz ki yaş almak, sadece doğum günlerinin sayısını artırmak değil; uğurladığımız insanların sayısını da artırmakmış. Sanırım hepimizin yaşadığı ortak bir an vardır. Eski bir fotoğraf albümünü açarsınız. Fotoğraftaki herkes gülümsemektedir. Siz de önce gülümsersiniz. Sonra gözünüz bir yüzün üzerinde durur. Çünkü o kişi artık hayatta değildir. O fotoğraf değişmemiştir. Gülüşler aynıdır. Masa aynıdır. Ev aynıdır. Değişen yalnızca zamandır. Bir kareye baktığınızda, aslında yılların sizden neler aldığını görürsünüz.

Bazen eski bir telefon rehberine rastlarsınız. Silmeye kıyamadığınız isimler vardır. Arayamayacağınızı bile bile dururlar orada. Bir bayram sabahı içinizden "Keşke şimdi arasaydım." dersiniz. Sonra hatırlarsınız ki o ses artık bu dünyada değildir. İşte insanın içini en çok acıtan şey, unutmak değil; bir daha hatırlatacak yeni bir anı oluşturamayacağını bilmektir.

Ama zaman insana başka bir şey de öğretir. Hakikate göç edenler aslında hayatımızdan bütünüyle çıkmazlar. Onlar, kurduğumuz cümlelerde yaşamaya devam ederler. Kendimizi bir gün annemizin kullandığı bir sözü söylerken yakalarız. Babamızın yürüyüşünü farkında olmadan taşırız. Yıllar önce kaybettiğimiz bir dostumuzun kahkahası, hiç beklemediğimiz bir anda kendi gülüşümüzün içinde yankılanır. Meğer insanlar sadece yanımızda değilken de bizimle kalabiliyormuş. Belki de olgunlaşmak, kaybetmemeyi başarmak değildir. Kayıplarla birlikte yaşamayı öğrenmektir. Acıyı inkâr etmeden, özlemi tüketmeden, hatıraları bir yük değil bir emanet gibi taşıyabilmektir.

Hayat bize her yıl yeni insanlar armağan ediyor. Aynı hayat, sevdiğimiz bazı insanları da hakikatin sonsuzluğuna uğurluyor. Biz ise iki dünyanın arasında yürümeye devam ediyoruz; bir elimizde yeni tanışmaların sevinci, diğer elimizde güzel vedaların hüznü… Ve galiba insanın gerçek zenginliği, banka hesabında değil, kalbinde taşıdığı isimlerdedir. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığımızda, hatırladığımız şey yıllar değil; bize iz bırakan insanlardır. Eğer ardımızda sevgiyle anacağımız yüzler bırakabildiysek ve içimizde şükranla hatırlayacağımız insanlar biriktirebildiysek, hayat bize aslında en büyük serveti vermiş demektir.

Hatıralar çoğaldıkça insan biraz daha yaşlanır; ama aynı zamanda biraz daha insan olur.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Ferhat ATİK yazıları