Neyi kurban ediyoruz?
Kurban, insanın kendi içindeki bencilliği, kibri, öfkeyi ve “ben” putunu kesebilme cesaretidir. Tasavvuf ehli bu yüzden kurbanı, bıçağın ete değil, nefsin karanlığına vurulması olarak yorumlar.
Bugün modern dünyada insanlar daha konforlu evlerde yaşıyor ama daha yalnız. Daha fazla eşyaya sahip ama daha az huzurlu. Çünkü çağımızın büyük problemi ruhsal kopuştur. İnsan, kendinden uzaklaştı. Kalbini susturdu. İçindeki merhameti teknolojiye, vicdanını hız kültürüne kurban etti. Oysa Kurban Bayramı bize unuttuğumuz bir hakikati yeniden fısıldar: “Paylaşmadan tamam olamazsın.”
Hz. İbrahim’in teslimiyeti ile Hz. İsmail’in sadakati arasında saklı olan sır, aslında insanın Allah’a güvenebilme meselesidir. Günümüz insanı her şeyi kontrol etmek istiyor; geleceği, ilişkileri, hayatı… Oysa kontrol ettiklerin kadar değil, teslim olabildiğin kadar huzurlusun. Bayramlar eskiden kapıları açardı. Şimdi ise çoğu insan telefon ekranlarını açıyor. Aynı sofrada oturan insanlar bile birbirinin gözlerine değil, bildirimlerine bakıyor. Belki de bugün kesmemiz gereken ilk kurban, bizi birbirimizden uzaklaştıran dijital bağımlılıklarımızdır. Tasavvuf, kurbanı sadece ibadet olarak değil, insanlaşma sanatı olarak görür. Çünkü gerçek kulluk, yalnız secdede değil; bir yetimin başını okşarken, kırgın bir kalbi tamir ederken, sofranı bölüşürken ortaya çıkar. Mevlana’nın dediği gibi: “Cömertlikte akarsu gibi ol.”
Bugün dünyada savaşlar, öfke, kutuplaşma ve yalnızlık büyürken; Kurban Bayramı bize yeniden merhametin dilini öğretmeye geliyor. Belki de insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni teknolojiler değil, eski bir kalptir. Bu bayram kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz gerçekten neyi kurban ediyoruz?
Bir hayvan mı? Yoksa içimizdeki karanlığı mı?
Eğer kurban bizi daha merhametli, daha paylaşımcı, daha vicdanlı bir insana dönüştürmüyorsa; geriye sadece ritüel kalır. Oysa tasavvufta ibadetin özü şekil değil, dönüşümdür. Bu bayram et dağıtırken sevgiyi de dağıtalım. Kapıları değil gönülleri açalım. Ve unutmayalım: Allah’a ulaşan ne etlerdir ne de kanlar… O’na ulaşan yalnızca kalbinizdeki samimiyettir.
Mutlu bayramlar.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.