Modern insan neden hiç duramıyor?
Modern insanın asıl sorunu yorgunluk değil; duramama hâlidir. Yoruluyor ama durmuyor, sıkılıyor ama hızlanıyor, bunaldıkça daha fazla meşgul oluyor. Çünkü durmak, bu çağda tehlikeli bir eylem hâline geldi. Durmak, insanı kendisiyle baş başa bırakır. Ve modern insan, kendisiyle kalmaktan korkuyor.
Durduğunda sorular belirir. “Ben ne yapıyorum?”, “Bu tempo gerçekten benim mi?”, “Neyi kaçırıyorum?”, “Neden bu kadar huzursuzum?” Bu soruların cevabı çoğu zaman rahatsız edicidir. O yüzden insan durmak yerine koşmayı seçer. Koşmak, yüzleşmekten daha kolaydır. Hareket hâlinde olan insan, sorgulamaz; sadece yetişmeye çalışır.
Bu çağda hız, bir değer olarak sunuluyor. Yavaşlık geri kalmışlıkla, durmak başarısızlıkla eşleştiriliyor. Takvimi dolu olan güçlü, boş olan yetersiz sayılıyor. Oysa bu doluluk çoğu zaman anlamdan değil, korkudan besleniyor. İnsan neye yetiştiğini bilmiyor ama geri kalmaktan korkuyor. Bu korku, sürekli bir hareket hâlini normalleştiriyor.
Modern insanın duramamasının bir nedeni de durmanın görünmez oluşudur. Hız görünürdür; durmak görünmez. Üretilen şeyler, atılan adımlar, yapılan işler sayılabilir. Ama durup düşünmek, beklemek, içe dönmek ölçülemez. Ölçülemeyen şey bu çağda değersiz sayılır. Bu yüzden insan, içsel süreçlerini ihmal eder.
Durmak aynı zamanda kontrol kaybı gibi algılanır. Hızlı olan kişi kontrol ediyormuş hissi yaşar. Oysa çoğu zaman kontrol edilen odur. Akışa kapılan, tempoya uyan, beklentilere yetişen insan kendini güçlü sanır. Ama aslında kendi ritmini kaybetmiştir. Kendi ritmini kaybeden insan, başkasının temposuna mahkûm olur.
Duramayan insan düşünemez. Düşünemeyen insan seçemez. Seçemeyen insan sürüklenir. Hayat, ardı ardına gelen tepkilerden ibaret hâle gelir. İnsan neye “evet” dediğini, neye “hayır” demesi gerektiğini fark etmez. Çünkü fark etmek için durmak gerekir.
Modern insanın duramamasının bir başka nedeni de sessizlik korkusudur. Sessizlikte bastırılan duygular yüzeye çıkar. Eksiklikler görünür olur. Ertelenmiş kararlar kendini hatırlatır. O yüzden insan, sessizliği sesle boğar. Gürültü, iç boşluğu örten bir perdeye dönüşür.
Oysa durmak tembellik değildir. Durmak vazgeçmek değildir. Durmak, yön tayin etmektir. İnsan ancak durduğunda nereye gittiğini anlar. Hangi yükleri gereksiz yere taşıdığını, hangi hızın kendisine ait olmadığını fark eder. Durmak, insanın kendine verdiği en temel haktır.
Belki de modern insanın en büyük yanılgısı şudur: Hızlandıkça güçlendiğini sanıyor. Oysa insan hızlandıkça incelir, yüzeyselleşir, dağılır. Derinlik yavaşlık ister. Anlam durak ister. Huzur ise aceleyi sevmez.
İnsan bazen hiçbir şey yapmadan var olabilmelidir. Sadece nefes alarak, sadece bakarak, sadece düşünerek… Çünkü durabilen insan, gerçekten yaşayabilen insandır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.