BM Genel Kurulu öncesi AB Güvenlik Konseyi Fikri !
BM Genel Kurulu öncesi AB Güvenlik Konseyi Fikri !
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 22 Eylül 2026’da örgütün merkezi New York’ta toplanıyor... Dünya devletlerinin 22-28 Eylül tarihlerinde en üst düzeyde temsil edileceği, dünyadaki mevcut sorunlar hem çoklu hem de ikili görüşmelerde diplomasi masasına yatırılacak...
Kıbrıs Sorunu öncelikli konular arasında olmamakla birlikte yine gündeme gelecek ve belli başlı konuların konuşulacağı görüşmeler gerçekleşecektir...
Birleşmiş Milletler zirvesine az bir süre kala, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ortaya Avrupa Güvenlik Konseyi fikrini attı...
Leyen’in Avrupa Güvenlik Konseyi fikrini ortaya koymasının en büyük nedeni, AB’nin güvenlik konularında daha hızlı ve kurumsal bir çerçevede karar üretmesini sağlamaktır...
AB, SAFE (Avrupa için Güvenlik Eylemi) programına ilişkin finansal ve teknik anlamda çalışmaları başlatmasına karşın ilgili programın kurumsal bir düzlemde nasıl uygulanacağı henüz netlik kazanmadı... Bu bakımdan Leyen’in Avrupa Güvenlik Konseyi fikrini ortaya koyması kurumsal anlamda bir adım atılmasına ilişkin bir başlangıç olarak kabul edilebilir... Leyen’in bu fikri ortaya koyarken, AB’nin karşılaştığı güvenlik sorunlarına acil reaksiyon göstermesi gerekliliğine dikkat çekiyor... Öyle ki, son dönemde Rusya-Ukrayna savaşının bir sonucu olarak AB’nin doğu sınırlarına dahil bölgelerinde Rusya’ya ait dronların uçması AB’nin acil bir güvenlik organizasyonuna ihtiyaç duymasına neden olmuştur. Leyen’in yeni bir durumun ortaya çıktığına vurgu yapması ve acil reaksiyon göstermekten bahsetmesine ek olarak AB’nin savunmadan sorumlu Litvanyalı Komiseri Andrius Kubillius da barış zamanında oluşturulan kurumların artık kifayetsiz kaldığını ifade etmiştir...
Leyen’in Avrupa Güvenlik Konseyi’ni oluşturma sürecine ilişkin organize edilecek zirveye Kanada, Birleşik Krallık, Norveç ve Ukrayna’nın da dahil edilmeleri öngörülüyor...
Geçmişte Fransa Devlet Başkanı Macron tarafından da desteklenen Avrupa Güvenlik Konseyi fikrinin Birleşmiş Milletler zirvesinde gerek ikili gerekse çoklu diplomaside gündeme gelmesi bekleniyor.... Konunun bir bakıma gayrı resmi olarak görüşüleceğini ve öngörülen resmi zirveye hazırlık yapılacağını söyleyebiliriz...
Avrupa Güvenlik Konseyi fikri kulağa hoş gelen ve AB için güven ve siyasal entegrasyon imajı vermekle birlikte acil tepki ve asker konuşlandırma süreçlerinde oy birliği-uzlaşma üzerinden bir karar alma mekanizması olması halinde birliğin diğer konularda olduğu gibi güvenlik konularında da hızlı karar almasını engellemesi söz konusu olacağına ilişkin görüşler ağırlıktadır... Özellikle, Asker gönderme-konuşlandırma ve yaptırım uygulanmasına ilişkin konularda AB’ye üye devletlerin bir bütün olarak yer almaları çok düşük bir olasılık olduğu kanısındayım...
Rusya-Ukrayna savaşı ve savaşın öncesinde oluşturulan düşünce yapısının yaşama geçirilmeye çalışılması, savaşın süresinin uzamasını ve Rusya ile AB ülkeleri arasındaki husumetin devam edeceğine dair bir işaret aslında.... Bu husumetin devam etmesi de uluslararası ilişkiler sisteminde Afrika’da tanıklık ettiğimiz üzere yeni çatışma ve rekabet alanlarının oluşmasına neden olacaktır. Bununla birlikte Rusya’nın hali hazırda etkileşimde olduğu Çin’in etki alanına daha fazla girmesi söz konusu...
Avrupa Güvenlik Konseyi her ne kadar NATO ve ABD’yi karşısına alan veya dışlayan bir yapı olarak tanımlanmasa da, ABD ve Trump yönetimi açısından uluslararası güvenlik konularına dair yeni bir değerlendirmenin yapılması pek muhtemel gözüküyor... Bu çerçevede ABD’nin NATO ve AB’den Trump’ın doktrinleri çerçevesinde uzaklaşması veya karmaşık bir ilişki biçimine girmesi pek muhtemel olur !
AB’nin SAFE programını kurumsal bir yapıya oturtma arzusu ve supranasyonal (ulus üstü, kimi zaman hükümetler arası yaklaşım da olabiliyor) yaklaşımı, buna karşın ABD’nin merkantilist-ulusalcı yaklaşımı güvenlik politikalarında ve NATO çerçevesinde komplikasyonları artırmaktadır. Bu komplikasyonlar nedeniyle de Batı’nın gerek Doğu Akdeniz’de gerekse Mağrip ve merkezi Afrika’da politikalarında da belirsizlikler ve yetersizlikler ortaya çıkmaktadır. Hal böyle olunca da doğan boşluğu askeri ve siyasal anlamda Rusya, ekonomi-politiği anlamında ise Çin doldurmaktadır.
Sonuç olarak yukarıda bahsettiğim mevzulara ilişkin AB ve ABD arasındaki ilişkilerde komplikasyonlar-belirsizlikler giderilmezse ve Rusya ile olan savaş bitirilmezse, Kıbrıs konusunda da kısa bir zaman içerisinde adım atılması mümkün görülmemektedir.
Herkese iyi bir hafta diliyorum ve her şeye rağmen BM zirvesini dikkatle takip edelim...
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.