Yaz tatilinde çocuklara verilebilecek yaşa uygun sorumluluklar
Yaz tatili geldiğinde çocuklar için okuldan, ödevlerden ve sınavlardan uzaklaşmanın heyecanı başlar. Ebeveynler ise bir yandan çocuklarının dinlenmesini isterken, diğer yandan günlerini nasıl daha verimli geçirebileceklerini düşünür. Çoğu zaman bu planların içinde kurslar, spor faaliyetleri ve geziler yer alır. Okul döneminde çocuklar zaten ödevlerini yapmak, okul çantasını hazırlamak gibi birçok sorumluluk üstlenirler. Yaz tatili ise bu sorumlulukları ev yaşamına taşıyabilmek ve farklı yaşam becerileri kazandırabilmek için güzel bir fırsattır.
Sorumluluk denildiğinde aklımıza bazen büyük görevler gelebilir. Oysa çocuklar için sorumluluk odasını toplamak, sofrayı hazırlamaya yardım etmek, evcil hayvanın suyunu değiştirmek ya da kirli çamaşırlarını sepete atmak kadar basit olabilir. Önemli olan yapılan işin büyüklüğü değil, çocuğun "Ben de bu evin bir parçasıyım ve katkı sağlayabiliyorum" duygusunu yaşayabilmesidir.
Bazen çocuklarımızı çok sevdiğimiz için onların yapabileceği işleri de biz yapıyoruz. Daha hızlı olsun diye ayakkabılarını bağlıyoruz, masayı biz topluyoruz, çantasını biz hazırlıyoruz. Hatta bazen "Zaten küçük, büyüyünce öğrenir" diye düşünüyoruz. Ancak iyi niyetle yaptığımız bu davranışlar, farkında olmadan çocukların bağımsızlaşma fırsatlarını azaltabiliyor.
Çocuklar sorumluluk alarak yalnızca bir işi yapmayı öğrenmezler. Aynı zamanda plan yapmayı, başladıkları işi tamamlamayı, hata yaptıklarında yeniden denemeyi ve yaptıkları davranışların sonuçlarını görmeyi de öğrenirler. Tüm bunlar ilerleyen yaşlarda öz güven, öz düzenleme ve problem çözme becerilerinin temelini oluşturur.
Elbette burada önemli olan nokta, çocuğa yaşının ve gelişim düzeyinin üzerinde sorumluluk vermemektir. Sorumluluk, çocuk için ulaşılabilir olduğunda öğreticidir, ağır bir yük hâline geldiğinde ise kaygı yaratabilir.
Örneğin okul öncesi dönemde bir çocuk oyuncaklarını yerine koyabilir, kirli kıyafetlerini sepete atabilir, çiçekleri sulamaya yardım edebilir ya da yemek masasına peçete, çatal koyabilir. İlkokul çağındaki çocuklar yatağını toplamak, okul çantasını hazırlamak, odasını düzenlemek, sofrayı kurup kaldırmaya yardım etmek veya alışverişten gelen hafif poşetleri taşımak gibi görevleri üstlenebilirler. Ergenlik dönemine yaklaşıldığında ise kendi odasının sorumluluğunu almak, basit bir kahvaltı hazırlamak, çamaşır makinesini çalıştırmayı öğrenmek ya da haftalık planını yapmak gibi beceriler günlük yaşamın doğal bir parçası hâline gelebilir.
Bazen sorumluluğu bir ceza gibi kullanma hatasına düşebiliyoruz. "Yaramazlık yaptın, şimdi odanı topla." ya da "Bunu yapmazsan tablet yok." gibi yaklaşımlar, çocuğun sorumluluğu olumsuz bir deneyim olarak algılamasına neden olabilir. Oysa sorumluluk, ceza değil yaşamın doğal bir parçasıdır.
Bazen de mükemmeliyet beklentisine girebiliyoruz. Elbette çocuğun topladığı oda bizim topladığımız kadar düzenli olmayabilir. Sofrayı kurarken çatalı yanlış yere koyabilir ya da bitkiyi sularken biraz su dökebilir. Öğrenme sürecinin doğasında bunlar vardır. Eğer her hatasında eleştirilen bir çocuk olursa, bir süre sonra "Nasıl olsa beğenilmeyecek." diyerek denemekten vazgeçebilir.
KKTC'de birçok aile yapısında büyükanne, büyükbaba ya da diğer aile üyeleri çocuk bakımında aktif rol üstleniyor. Bu güçlü aile bağları önemli bir avantaj olsa da bazen çocuk adına her şeyi yapma eğilimini de beraberinde getirebiliyor. "O daha küçük.", "Ben yapayım, çocuğu uğraştırma” ya da "Üzülmesin." düşüncesiyle çocukların yapabilecekleri görevler de yetişkinler tarafından üstlenilebiliyor. Oysa çocukların gelişimi açısından sevgi kadar, sorumluluk alabileceklerine inanıldığını hissetmeleri de önemlidir.
Sorumluluk vermek, çocuğu iş yükü altına sokmak anlamına gelmez. Aksine ona güvendiğimizi göstermenin en güzel yollarından biridir. "Bunu yapabileceğine inanıyorum." mesajını alan bir çocuk, zamanla kendi becerilerine de daha fazla güvenmeye başlar.
Belki de bu yaz tatilinde çocuklarımızın programını sadece eğlenceli etkinliklerle doldurmak yerine onlara ev içinde küçük sorumluluklar vermeyi de deneyebiliriz. Çünkü çocuklar yalnızca oynayarak değil, katkı sağlayarak da büyürler. Bir gün kendi yaşamlarını bağımsız şekilde sürdürebilmeleri için ihtiyaç duyacakları beceriler, bugün evde üstlendikleri o küçük görevlerle yavaş yavaş gelişmeye başlar.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.