NE VAR BU DAVRANIŞTA

Uzm. Gelişim Psikoloğu Nisan ERKAN
nisan.erkan@kibrispostasi.com
Uzm. Gelişim Psikoloğu Nisan ERKAN

Çocuğum Neden Hâlâ Konuşmuyor?

Yayın Tarihi: 24/07/26 12:31
okuma süresi: 6 dak.

“Arkadaşı bu yaşta cümle kuruyordu, bizimki neden hâlâ birkaç kelime söylüyor?” Özellikle küçük çocuğu olan ailelerden bu soruyu oldukça sık duyuyoruz, çünkü çocuk gelişiminde belki de ebeveynlerin en kolay karşılaştırdığı alanlardan biri konuşma. Aynı yaşta iki çocuk yan yana geldiğinde biri uzun uzun anlatırken diğeri birkaç kelimeyle iletişim kurabiliyor. Böyle olunca da ister istemez “Acaba bir problem mi var?” kaygısı başlayabiliyor.

Oysa çocukların gelişimi her birine özel ve tabii ki her çocuk aynı hızda ilerlemiyor... Bazı çocuklar ilk kelimelerini daha erken söylerken bazıları konuşmaya daha geç başlayabiliyor. Geç konuşan çocukların önemli bir bölümü zaman içerisinde akranlarını yakalayabiliyor, ancak bazı çocuklarda dil alanındaki güçlükler ilerleyen yıllarda da devam edebiliyor. Bu nedenle ne hemen paniğe kapılmak ne de “Nasıl olsa büyüyünce konuşur” diyerek uzun süre beklemek doğru.

Bir çocuğun dil gelişimini değerlendirirken aslında yalnızca kaç kelime söylediğine bakmıyoruz. Çocuk bizi ne kadar anlıyor? Bir şey istediğinde işaret ediyor mu? İlginç bulduğu bir şeyi bize göstermek için dönüp bakıyor ve dikkatinizi çekmeye çalışıyor mu? Jestleri kullanıyor mu? Bizimle iletişim kurmaya çalışıyor mu? Oyunu nasıl? Bunların hepsi en az söylediği kelimeler kadar önemli.

Şunu aklımızda tutmakta fayda var, konuşma ve dil aynı şey değil. Konuşma daha çok sesleri ve kelimeleri üretebilmemizle ilgili.. Dil ise söyleneni anlamayı, düşüncelerimizi ifade etmeyi ve iletişim kurmayı kapsayan çok daha geniş bir alan. Özellikle çocuğun hem konuşmasında hem de söyleneni anlamasında gecikme varsa bunu daha yakından değerlendirmek gerekebilir. Araştırmalar da yalnızca ifade edici dilde gecikmesi olan çocuklarla karşılaştırıldığında, anlama alanında da güçlük yaşayan çocukların ilerleyen dönemde devam eden dil sorunları açısından daha fazla risk taşıdığını gösteriyor.

Peki ne zaman biraz daha dikkatli olmak gerekir?

Aslında gelişim basamaklarını kesin tarihler gibi düşünmemek gerekiyor, bunlar bize yol gösteren işaretlerdir diyebiliriz. Çocukların çoğu 18 ay civarında “anne” ve “baba” dışında birkaç kelime söylemeye çalışırken, 2 yaş civarında iki kelimeyi bir araya getirmeye başlar. Klinik alanda ise 24 aylık bir çocuğun 50’den az kelime kullanması ve henüz iki kelimeli ifadeler oluşturmaması, geç dil gelişimi açısından sık kullanılan ölçütlerden biridir.

Fakat benim için daha önemli olan noktalardan biri şudur ki, çocuk iletişim kuruyor mu? Örneğin konuşamasa bile size bir şeyi göstermek için işaret ediyor, gözünüzün içine bakıyor, jestlerle kendini anlatıyor ve söylediklerinizi büyük ölçüde anlıyorsa bunu da değerlendirmede dikkate almalıyız. Buna karşılık daha önce kullandığı kelimeleri kaybetmesi, söylenenleri anlamakta belirgin zorlanması, çok az jest kullanması, ortak dikkat kurmakta güçlük yaşaması veya seslere yeterince tepki vermemesi durumunda “Biraz daha bekleyelim” demeden değerlendirme almak önemlidir.

İnsanla çalışılan her alanda olduğu gibi, geç konuşmanın da tek bir nedeni yoktur. Ailede benzer bir öykünün bulunması gibi genetik faktörler etkili olabilir. Prematüre doğanlarda, düşük doğum kilosu olan çocuklarda ve ikizlerde geç dil gelişiminin daha sık görülebildiğini biliyoruz. Bazen işitme kaybı, gelişimsel dil bozukluğu, otizm spektrum bozukluğu veya diğer gelişimsel farklılıklar da konuşmanın gecikmesine eşlik edebilir.

Çevre de dil gelişiminde elbette önemlidir. Çocuklar dili yalnızca duyarak değil, karşılıklı ilişki içerisinde öğrenirler. Birlikte oyun oynamak, çocuğun ilgisini takip etmek, günlük yaşamda yaptıklarımızı anlatmak ve kitaplara birlikte bakmak bu süreci destekler. Ama burada ailelerin kendilerini suçlamaması da önemli. Bir çocuğun geç konuşması basitçe “Onunla yeterince konuşulmadığı” anlamına gelmez. Benzer şekilde iki dilli büyümek de tek başına bir dil gecikmesine neden olmaz.

Evde yapılabilecek en güzel şeylerden biri çocuğun iletişim kurma çabasını görmek ve ona cevap vermektir. Çocuğunuz “araba” dediğinde hemen “Bu ne renk?” diye sınamak yerine, “Evet, kırmızı araba gidiyor” diyerek söylediğini genişletebilirsiniz. Onunla oynayabilir, ilgilendiği şeyleri konuşabilir, cevap vermesi için biraz bekleyebilirsiniz. Çünkü dil gelişimi çoğu zaman bir ders gibi değil, ilişkinin ve karşılıklı iletişimin içinde gelişir.

Eğer içinize bir şey sinmiyorsa bunu küçümsemeyin. İlk olarak çocuk doktoru veya gelişimsel pediatri uzmanıyla görüşülebilir. Dil ve konuşma terapisti çocuğun anlama ve ifade becerilerini ayrıntılı olarak değerlendirebilir. İşitmenin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir ve bu nedenle gerektiğinde odyoloji ve KBB değerlendirmesi yapılabilir. Çocuğun diğer gelişim alanlarıyla ilgili de soru işaretleri varsa gelişim psikoloğu, çocuk ve ergen psikiyatristi veya çocuk nörolojisi gibi farklı uzmanlık alanlarından destek alınabilir.

Her geç konuşan çocukta bir gelişimsel bozukluk yoktur. Ama erken değerlendirme de bir çocuğa hemen “etiket koymak” anlamına gelmez. Bazen yalnızca gelişimini biraz daha yakından takip etmemiz gerektiğini, bazen de küçük bir desteğin çocuğun önünü ne kadar açabileceğini gösterir. Asıl önemli olan, her çocuğu başka bir çocukla değil, kendi gelişim yolculuğu içerisinde görebilmektir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.