NE VAR BU DAVRANIŞTA

Uzm. Gelişim Psikoloğu Nisan ERKAN
nisan.erkan@kibrispostasi.com
Uzm. Gelişim Psikoloğu Nisan ERKAN

Çocuklarda ve Ergenlerde İnat: Her “Hayır” aynı şeyi mi anlatır?

Yayın Tarihi: 06/08/26 09:25
okuma süresi: 7 dak.
  • “Ne söylesem tersini yapıyor”
  • “Her şeye hayır diyor”
  • “Eskiden böyle değildi, şimdi en küçük şey tartışmaya dönüşüyor”

Çocuk ve ergenlerle çalışan bir psikolog olarak, ebeveynlerden en sık duyduğum ifadelerden bazıları bunlar. Günlük hayatta “inat” diye tanımladığımız davranışların önemli bir kısmı aslında gelişimin doğal bir parçasıdır. Çünkü çocuk büyürken yalnızca boyu uzamaz, kendi fikirlerini oluşturmayı, seçim yapmayı, bağımsızlaşmayı ve sınırlarını test etmeyi de öğrenir. Bu nedenle her “hayır” davranış problemi değildir. Ancak çocuğun gelişim dönemini bilmek, hangi davranışın ne anlatıyor olabileceğini anlamamızı kolaylaştırır.

2–3 YAŞ: “BEN YAPACAĞIM!”

İnat davranışının en belirginleştiği dönemlerden biri 2–3 yaş civarıdır. Çocuk artık yürüyebilir, konuşabilir, seçim yapabilir ve çevresi üzerinde etkisi olduğunu fark etmeye başlar. “Hayır!”, “Ben!”, “Kendim yapacağım!” sözlerini sıkça duymamız tesadüf değildir.

Aslında çocuk çoğu zaman ebeveynine karşı gelmek için değil, “Ben ayrı bir bireyim ve bazı şeylere karar verebilirim” demek için direnmektedir. Bu dönemde uzun açıklamalar ve güç savaşları genellikle işe yaramaz. Bunun yerine çocuğa sınır içinde seçim sunmak daha işlevseldir “Montunu giymek zorundasın. Kırmızı olanı mı, maviyi mi istersin?” Burada çocuk seçim yapabilir, karar sürecine dahil edilmesi olumlu olacaktır, ancak sınır değişmez.

3–6 YAŞ: SINIRLAR NE KADAR GERÇEK?

Okul öncesi dönemde çocuklar kuralları anlamaya başlar ancak dürtülerini yönetme becerileri hâlâ gelişmektedir. Bu nedenle bir kuralı bilmesi, o kurala her zaman uyabileceği anlamına gelmez. Aynı zamanda çocuklar sınırları test ederler:

“Biraz daha ağlarsam fikir değişir mi?”
“Babam hayır dedi ama anneme sorarsam olur mu?”

Burada ebeveynin tutarlılığı oldukça önemlidir. Ancak tutarlılık, sertlik anlamına gelmez. “Üzüldüğünü biliyorum. Oynamaya devam etmek istiyorsun. Ama artık uyku zamanı” gibi bir yaklaşımı benimsemek, çocuğun duygusunu kabul edip, empati yaparken sınırı korumak da mümkündür. Duyguya alan açmak, davranışa izin vermek değildir.

6–11 YAŞ: “AMA BU HAKSIZLIK!”

Okul çağıyla birlikte çocuklar kuralları daha iyi anlar, neden-sonuç ilişkileri kurabilir ve adalet kavramına daha fazla önem vermeye başlarlar. Bu yaşlarda direnç bazen “inat”tan çok çocuğun kendi görüşünü savunmaya çalışmasıdır. “Neden ben yapıyorum?” “Arkadaşımın ailesi izin veriyor.” “Bu haksızlık!” gibi “isyanları” oldukça sık duyarız. Ebeveynin her tartışmayı kazanması gerekmez. Çocuğun fikrini dinlemek, ona sebeplerini açıklamak güvene dayalı bir ilişki inşa edilmesine yardımcı olur ama bu, kuralı onun belirlemesine tamamen göz yumacağız anlamına gelmez. “Bunun sana haksızlık gibi geldiğini anlıyorum. İstersen neden böyle düşündüğünü anlat. Ama bu akşam ekran süresiyle ilgili kararımız değişmeyecek.” Bu yaklaşım çocuğa önemli bir mesaj verir “Seni dinliyorum ama ebeveynlik sorumluluğumu da sürdürüyorum.”

ERGENLİK: “BENİM HAYATIM!”

Ergenlikte direnç yeniden belirginleşebilir. Çünkü bu dönemin temel gelişim görevlerinden biri bağımsızlaşmak ve kimlik geliştirmektir. Arkadaşlar, kıyafetler, telefon kullanımı, eve dönüş saatleri ve mahremiyet tartışmaların merkezine yerleşebilir. Bazen çocuklarımızın bu dönemde sıkça olan itirazlarını saygısızlık olarak değerlendirebiliriyoruz, fakat bu ilişkiyi hızla güç savaşına çevirebilir. Ancak “ergen zaten böyle” diyerek bütün sınırları kaldırmak da çözüm değildir. Gençlerin hâlâ yetişkin rehberliğine ihtiyacı vardır, yalnızca bu rehberliğin biçimi değişmelidir. Mümkün olan konularda müzakere etmek, önemli konularda ise sınırı net biçimde korumak gerekir. Ebeveynlerin, çocuklarının güvenliği ve iyi oluşu için sorumlu olduklarını unutmamaları ve buna göre inisiyatif kullanmaları da oldukça önemlidir.

İNATLA KARŞILAŞTIĞIMIZDA NE YAPABİLİRİZ?

Her şeyden önce, çocuğunuzun davranışının arkasındaki ihtiyacını düşünmek faydalıdır. Çocuk bağımsız olmak mı istiyor? Yorgun mu? Kontrol ihtiyacı mı arttı? Kaygılı mı? Kendini duyulmamış mı hissediyor?

Sonrasında birkaç temel ilke yol gösterici olabilir... Az ama net kurallar belirlemek, çocuğa yaşına uygun seçim alanı bırakmak, yapılmayacak şeyleri uzun tartışmalara dönüştürmemek, tehdit yerine öngörülebilir sonuçlar kullanmak ve ebeveyn olarak kendi duygu düzenlememize dikkat etmek. Çocuğu “inatçı”, “zor”, “şımarık” diye tanımlamak yerine davranışı tanımlamak da önemlidir. Çünkü çocuk davranışından ibaret değildir.

Bazen tartışma anlarında ebeveynin kendisine dönüp “Bu tartışmada çocuğuma ne öğretmek istiyorum?” diye sorması, tartışmanın yönünü belirleyebilir. Mesela ona, her koşulda bana itaat etmesini mi, yoksa sınırlar içinde kendi fikrini ifade edebilmesini mi öğretmek istiyorum?

İnat ve karşı gelme davranışları gelişimin belirli dönemlerinde beklenebilir. Ancak bu davranışlar uzun süredir devam ediyor, yaşına göre çok yoğun yaşanıyor, evin yanı sıra okul ve sosyal ilişkiler gibi farklı alanlarda da belirginleşiyor ve çocuğun ya da ailenin günlük yaşamını ciddi biçimde etkiliyorsa bir uzmandan değerlendirme almak faydalı olabilir.

Sağlıklı sınırlar, çocuğun sesini susturmaz. Ona hem “Seni duyuyorum” hem de “Seni koruyacak sınırları koymak benim sorumluluğum” mesajını verir. İnat gelişimin bir parçası olabilir ancak, ilişkiyi bir mücadele alanına dönüştürüp dönüştürmemek ise büyük ölçüde yetişkinlerin bu davranışa nasıl karşılık verdiğiyle ilgilidir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.