“Ben kimim?” sorusu ile ergenlikte kimlik arayışı
Ergenlik döneminde çocuklarının değiştiğini düşünen pek çok ebeveynden benzer cümleler duyarız “Eskiden bizimle her şeyini paylaşırdı, şimdi odasına kapanıyor”, “Ne söylesek karşı çıkıyor”, “Arkadaşlarının yanında bambaşka biri oluyor” veya “Bir gün istediğini ertesi gün istemiyor.”
Bu değişimler ebeveynler için yorucu ve kaygı verici olabiliyor ancak ergenlikte görülen bu davranışların önemli bir bölümü, gencin temel bir gelişimsel soruya cevap aramasıyla ilişkilidir, “Ben kimim?”
Çocukluk yıllarında kimliğin sınırlarını büyük ölçüde aile belirler. Çocuğun nasıl giyineceğine, zamanını nasıl geçireceğine, nelere inanacağına ve hangi davranışların doğru olduğuna çoğunlukla ebeveynleri yön verir. Ergenlikle birlikte genç, kendisine sunulan bu kimliği sorgulamaya başlar. Ailesinden öğrendiklerinin hangilerinin gerçekten kendisine ait olduğunu, hangi değerleri benimsemek istediğini ve nasıl bir insan olacağını anlamaya çalışır.
Bu nedenle ergenlikte fikirler, arkadaşlıklar, ilgi alanları, giyim tarzı ve gelecek planları sık sık değişebilir. Bir dönem belirli bir müzik türünü hayatının merkezine koyan genç, birkaç ay sonra bundan tamamen uzaklaşabilir. Daha önce ailesinin düşüncelerini benimserken artık onlara itiraz edebilir. Psikolog James Marcia, kimlik gelişimini gencin farklı seçenekleri ne ölçüde araştırdığı ve belirli seçimlere ne ölçüde bağlandığı üzerinden açıklamıştır ve dört kimlik statüsü tanımlamıştır. Herhangi bir arayışın ve belirgin bir yönelimin bulunmadığı dağınık kimlik, seçenekleri sorgulamadan aile veya çevrenin beklentilerini benimsemeyi ifade eden ipotekli kimlik, gencin seçenekleri aktif biçimde araştırdığı ancak henüz kesin bir seçim yapmadığı gecikmiş kimlik, ve bu araştırma sürecinin ardından kendi değer ve hedeflerini belirlediği kazanılmış kimlik. Bunlar değişmez kişilik özellikleri değil, gencin farklı alanlarda ve farklı zamanlarda bulunabileceği gelişimsel konumlardır. Dolayısıyla bu dönemdeki değişkenlik her zaman kararsızlık ya da tutarsızlık değilde, çoğu zaman genç, farklı olasılıkları deneyerek kendisine uygun olanı arıyordur (Marcia, 1966).
Akran grupları da bu süreçte özel bir önem kazanır. Ergen, ailesinden bir miktar uzaklaşırken ait olabileceği yeni alanlara ihtiyaç duyar. Arkadaşlarının davranışlarını taklit edebilir, onlar gibi giyinmek isteyebilir veya grubun görüşlerinden kolayca etkilenebilir. Bu durum, gencin artık ailesine değer vermediği anlamına gelmez. Akran grubu, ona farklı yönlerini deneyebileceği ve “Benzerlerim arasında nasıl biriyim?” sorusuna cevap arayabileceği bir alan sunar.
Kimlik arayışı yalnızca “Kim olmak istiyorum?” sorusunu değil, “Kim olmak istemiyorum?” sorusunu da içerir. Bu nedenle gençler bazen ebeveynlerinin önerilerine, önerinin içeriğinden bağımsız olarak karşı çıkabilirler. Buradaki amaç her zaman çatışma yaratmak değildir. “Ben senden farklı düşünebilirim” diyerek kendi psikolojik sınırlarını oluşturmaya çalışıyor olabilirler.
Ebeveynler bu karşı çıkışları saygısızlık ya da aileden kopuş olarak yorumladığında ilişki kolaylıkla bir güç savaşına dönüşebilir. Genç kendi alanını korumak için daha sert tepki verirken ebeveyn, kontrolü kaybettiğini düşünerek sınırları daha da sıkılaştırabilir. Sonuçta her iki taraf da anlaşılmadığını hisseder.
Gencin kimlik arayışına alan tanımak, bütün sınırları kaldırmak anlamına gelmez. Ergenler hâlâ yetişkinlerin rehberliğine, güvenli sınırlara ve öngörülebilir bir ilişkiye ihtiyaç duyar. Ancak sınırların yalnızca “Ben böyle istiyorum” biçiminde değil, gerekçeleri açıklanarak ve mümkün olduğunda genç de karar sürecine katılarak belirlenmesi önemlidir.
Ebeveynler, hemen düzeltmek ya da ikna etmek yerine merak etmeyi deneyebilirle“Bu konu senin için neden önemli?”, “Bunu seçmene ne yardımcı oldu?” veya “Bu kararın sana ne hissettiriyor?” gibi sorular, gence düşüncelerinin ciddiye alındığını gösterir. Her fikrine katılmak gerekmez, ancak onu dinlemek, hem düşüncelerini geliştirmesine hem de ebeveyniyle iletişimini sürdürmesine yardımcı olur.
Gencin seçimlerinin küçümsenmesi, zevkleriyle alay edilmesi ya da sürekli geçmişteki hâliyle karşılaştırılması ise kimlik gelişimini zorlaştırabilir. “Sen eskiden böyle değildin” demek yerine, “Son zamanlarda bu konuya daha farklı yaklaştığını fark ediyorum” demek konuşmaya daha fazla alan açar.
Kimlik arayışı bazen karmaşa, huzursuzluk ve belirsizlik içerebilir. Yine de her değişimi “ergenliktir, geçer” diye değerlendirmemek gerekir. Gencin uzun süre boyunca kendisini değersiz ya da boş hissetmesi, günlük işlevselliğinde belirgin düşüş yaşaması, arkadaşlarından tamamen uzaklaşması, kendisine zarar vermesi veya riskli davranışlarının artması profesyonel destek gerektirebilir.
Ergenlikte kimlik, bir anda keşfedilen sabit bir cevap değildir. Denemeler, vazgeçişler, çelişkiler ve yeniden seçimlerle zaman içinde şekillenir. Bu süreçte ebeveynin görevi, gencin kimliğini onun yerine belirlemek değil, güvenli sınırlar içinde kendisini tanıyabileceği bir ilişki sunmaktır.
Çünkü bir gencin “Ben kimim?” sorusuna kendi cevabını bulabilmesi için hem uzaklaşabileceği bir alana hem de ihtiyaç duyduğunda geri dönebileceği güvenli bir bağa ihtiyacı vardır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.