Aynı zihniyet, yeni provokasyonlar!
Yunanistan! Kıbrıs’ın Yunan çocuklarını asla unutma.
Yaşasın E.O.K.A.
Özgürlük ya da ölüm.
Yunanistan bizi de koru.
Kahramanlar federasyon için ölmedi.
E.O.K.A’nın mücadelesi devam ediyor.
Kıbrıs’ta tek egemenlik Yunandır.
Türkler Kıbrıs’tan defol.
Kıbrıs Yunandır Yunan kalacak.
1960 bir hata, enosis tek çözümdür.
Bu sloganlar her yıl olduğu gibi 1 Nisan eoka terör örgütünün kuruluş yıl dönümünde atıldı.
Çoğu gencecik çocuklardı…

1 Nisan 2026’da Lefkoşa’da yaşanan ve Yiğitler Burcu’ndaki sivil Kıbrıslı Türklere yönelik taşlı saldırı, tek başına bir olay değildir; yıllardır kapalı kapılar ardında şekillenen, gerginliği körükleyen bir siyaset hattının dışa vurumudur.
Bu saldırı, EOKA’nın tarihsel mirasını kutsayan kutlamaların ardında hâlen canlı duran düşmanlık, ötekileştirme ve şiddet meşrulaştırma eğilimlerinin günümüzdeki tekrarıdır.
GKRY’deki bazı çevrelerin bu tarz eylemlerle toplumsal hınçları tahrik etmesi tesadüf değildir.
Son dönemdeki İsrail ile yakınlaşma, askerî temasların artması ve bölgeye savaş gemilerinin sevki, Eokacı şımarıklara yanlış bir cesaret vermektedir.
İran’a yönelik gerilimlerin bahane edilerek Avrupa’nın bazı donanma varlıklarının adaya yığılması, Kıbrıs’ta güvenlik ve denge yerine riski yükseltmiştir.
Bu koşullar, uluslararası aktörlerin “güç gösterisi” niyetli hareketlerinin yerel provokasyonlarla tehlikeli biçimde kesiştiğini gösteriyor.
Ancak gerçekleri de görmek gerekiyor: Türkiye bölgesel bir güç olarak caydırıcı kapasiteye, siyasi iradeye ve diplomatik araçlara sahip.
Ankara, bu tür provokasyonlara soğukkanlılıkla ve stratejik sağlamlıkla yaklaşacak; kaotik tırmanışlara asla malzeme vermeyecektir.
Aynı zamanda Türkiye, vatandaşlarının ve garantörlük haklarının korunması konusunda kararlıdır; hukuki, diplomatik ve gerektiğinde orantılı savunma-mekanizmalarını kullanmaktan da çekinmeyecektir.
Bu denge, provokasyon çıkaranlara net bir sinyal olmalıdır: kaos peşinde koşmak fayda getirmez, sonuçları ağır olur.
Kıbrıs’ta kalıcı çözüm ve barış arayışları, suni milliyetçilik ve dış müdahalelerle zedeleniyor.
Bölgedeki gerginliğin tırmanmasını isteyen aktörler, kısa vadeli siyasi kazanç peşinde olabilir; fakat istikrarsızlık herkesin zararına çalışır.
Hem GKRY yönetimi hem de uluslararası aktörler, sorumluluk üstlenmeli; provokasyonları kınamalı, suçluları adalet önüne çıkarmalı ve benzeri olayların tekrarlanmasını önleyecek somut adımlar atılmalı.
Peki sorumlular ve suçlular adalet önüne çıkarılacak mı?
Geçmiş olaylara bakarsak cevap hayır!
Yiğitler Burcu’ndaki saldırı, Rum milliyetçi söyleminin değişmediğini ve dış desteklerle birleştiğinde nasıl tehlikeli boyutlara ulaşabildiğini gösteriyor.
Türkiye ve KKTC soğukkanlı ve kararlı duruşlarını sürdürmeli; provokasyonlara gelinmeyeceğini, hak ve güvenliğin korunacağını net biçimde göstermelidir.
Aynı zamanda bölgeyi ateşe atacak adımlardan kaçınmak herkesin ortak sorumluluğudur.
Rum tarafına mesajımız bu şekilde oldukça net.
Bir mesajda kendi içimizde bu olayı küçümseyen, hafife alan hatta görmek istemeyenlere verelim.
Elbette bu saldırılar tüm Rumları temsil etmez. Ancak kin ve düşmanlıkla yetişen ciddi bir kalabalık var Rum tarafında.
Bunlar Eokacı, radikal tipler gibi bahanelerle kurtulamazsınız.
Güney Kıbrıs’ta aşırı sağın, Elam’ın nasıl büyüdüğünü unutmayalım.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.