Siyasal Çözüm Bir Sonuç Değil, Bir Başlangıçtır
Kıbrıs’ta siyasal çözüm tartışmaları çoğu zaman yanlış bir yerden kuruluyor. Çözüm, sanki bütün sorunları kendiliğinden ortadan kaldıracak bir eşikmiş gibi anlatılıyor. Oysa bu anlatı tehlikelidir. Çünkü siyasal çözüm toplumları kurtarmaz; toplumları sınar. Kim olduğunuzu, neye razı olduğunuzu ve neyi taşıyabileceğinizi açığa çıkarır.
Bu adada barışı, federasyonu ve siyasal eşitliği savunmak bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur. Bundan vazgeçilemez. Ama tam da bu yüzden şunu açıkça söylemek gerekir: Çözüm, toplumsal zaafları örtmez; onları görünür kılar. Güçlü bir toplum için fırsattır; zayıf bir toplum için hızlandırıcı bir çöküş mekanizmasıdır.
Asıl rahatsız edici soru şudur:
Biz çözümü istiyoruz; peki çözüm bizi istiyor mu?
Siyasal Statü, Toplumsal Yetersizliği Telafi Etmez
Uluslararası tanınmışlık, kurumsal entegrasyon, ekonomik açılımlar… Bunların hepsi önemlidir. Ama hiçbiri toplumsal kapasitenin yerine geçmez. Üretmeyen, kurumlarına güvenmeyen, hukuku içselleştirmemiş, etikle bağı zayıflamış bir toplum, hangi siyasal formülün içine girerse girsin savrulmaya mahkûmdur.
Burada acı bir gerçek var:
Eğer bir toplum kendi iç düzenini kuramamışsa, dış düzen ona dayatılır.
Eğer kendi önceliklerini üretemiyorsa, başkalarının öncelikleriyle yönetilir.
Bu yalnızca Kıbrıslı Türkler için değil; Kıbrıslı Rumlar için de geçerlidir. Siyasal çözüm, halkların iradesi zayıfsa, halkların lehine değil; uluslararası güç dengelerinin lehine çalışır. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Toplumsal Zayıflık, Çözümden Önce de Sonra da Tehlikelidir
Bugün çözüm yokken yaşadığımız sorunları yalnızca “çözümsüzlüğe” bağlamak kolaydır. Ama bu eksik bir okuma olur. Çünkü çözüm olsa bile şu sorular bizi bekleyecektir:
– Kurumlarımız şeffaf mı olacak, yoksa daha karmaşık ilişkiler mi doğacak?
– Hukuk hızlanacak mı, yoksa yeni dengeler içinde daha da mı ağırlaşacak?
– Gençler bu toplumda kalmak isteyecek mi, yoksa yeni bir göç dalgası mı başlayacak?
Çözüm, bu soruları ortadan kaldırmaz. Tam tersine, ertelenmiş bütün meseleleri aynı anda önümüze koyar.
İşte bu yüzden siyasal çözüm romantize edilmemelidir. Çünkü romantizm, hazırlıksız toplumlar için en pahalı yanılsamadır.
Çözüm, Konfor Değil, Yükümlülük Getirir
Gerçek bir çözüm, alışkanlıkları bozar.
Popülizmi daraltır.
Hesap sormayı kaçınılmaz kılar.
Ve tam da bu nedenle rahatsız edicidir.
Çözümden sonra artık “idare edelim” dili işlemez.
“Bir kereden bir şey olmaz” siyaseti sürdürülemez.
Kurumsal zaaflar daha görünür hâle gelir.
Bu yüzden siyasal çözüm, sadece dışarıyla barış değil; toplumun kendisiyle yüzleşmesidir.
Bu yüzleşmeye hazır olmayan toplumlar için çözüm, bir ilerleme değil; daha derin bir kriz üretir.
Sonuç Yerine: Asıl Korkulması Gereken
Bugün Kıbrıs’ta asıl tehlike çözüm ihtimali değildir.
Asıl tehlike, çözüm geldiğinde ne yapacağını bilmeyen bir toplum hâline gelmektir.
Eğer biz:
– kurumsal ahlâkı güçlendirmezsek,
– popülizmi sınırlandırmazsak,
– hukuku yalnızca savunmakla kalmayıp hızlandırmazsak,
– gençleri bu toplumun asli öznesi hâline getirmezsek,
çözüm bizi ileri taşımaz; daha sert bir gerçeklikle yüzleştirir.
Bu yüzden bugün yapılması gereken şey nettir:
Siyasal çözümü beklerken toplumu askıya almak değil;
toplumu çözüm ihtimaline hazırlamak.
Çünkü çözüm bir lütuf değildir.
Hazırlıksız gelen her çözüm, bedelini topluma ödetir.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.