Okul Çantasından Hayata: Organizasyon Becerileri
Okulların açılmasıyla evlerde tanıdık cümleler yeniden duyulmaya başladı... “Çantanı hazırladın mı?”, “Ödevin ne zaman teslim?”, “Yine mi son dakikaya bıraktın?” Ebeveynler çocuklarının yetişememesinden, bir şeyleri unutmasından ve sorumluluklarının birikmesinden kaygılanıyor. Çocuklar ve ergenler ise gün boyunca duydukları hatırlatmalardan, sürekli bir şey yapmaları gerektiği hissinden bunalabiliyor. Her iki taraf da yorulurken, gündelik bir hazırlık bile tartışmaya dönüşebiliyor.
Bu gerilimin arkasında bazen henüz gelişmekte olan organizasyon becerileri vardır. Organizasyon becerileri dediğimiz aslında günlük hayatta zamanı, görevleri ve eldeki imkânları düzenleyebilmek, neye öncelik vereceğini belirlemek ve başladığı işi takip edebilmektir. Yarınki ders için gereken kitabı hatırlamak, bir projeyi küçük adımlara ayırmak veya arkadaşlarla buluşmadan önce ulaşımı düşünmek, bu becerilerin karşılıklarına örnek olabilir. Bunlar yaşa uygun deneyimlerle, tekrarlarla ve destekle gelişir.
Tabii ki önemi de okul yıllarıyla sınırlı kalmaz. İş yaşamında bir toplantıya hazırlanmak, verilen görevi zamanında tamamlamak ve iş arkadaşlarını değişikliklerden haberdar etmek aynı becerileri gerektirir. Evde alışverişi ihtiyaçlara göre yapmak, randevuları takip etmek ve dinlenmeye zaman ayırmak da hayatı daha yönetilebilir kılar. Planlama, yetişememe telaşını azaltırken kişinin kendi yaşamında söz sahibi olmasına yardımcı olabilir.
Arkadaşlıklarda ise organizasyon becerileri, birlikte geçirilen zamanın ve paylaşılan sorumlulukların düzenlenmesini kolaylaştırır. Buluşma saatini takip etmek, gecikeceğini haber vermek ya da ortak bir ödevde üstlendiği bölümü tamamlamak, başkasının zamanını gözetmenin yollarıdır. Elbette bir buluşmayı unutmak kimseyi kötü arkadaş yapmaz. Ancak aksaklıkları fark etmek, konuşmak ve telafi etmek, ilişkide güvenin korunmasına katkı sağlar.
Ailelerin desteği, “Artık biraz düzenli ol” demekten daha somut olduğunda işe yarayabilir. Küçük bir çocukla çantayı birlikte hazırlamak, gerekenleri kısa bir listeye yazmak ve eşyalar için kolay ulaşılabilir yerler belirlemek iyi bir başlangıçtır. Gençle ise haftaya birlikte bakılabilir, hangi teslim tarihleri yaklaşıyor, hangi günler yoğun, arkadaşlara ve dinlenmeye ne zaman yer var? Büyük bir ödevi “Bugün konu seçelim, yarın kaynaklara bakalım” şeklinde bölmek, başlamayı kolaylaştırabilir. Yetişkinin kendi planını nasıl yaptığını göstermesi de öğreticidir.
Ancak planın sahibi giderek çocuk olmalıdır. Kullanacağı ajandayı, hatırlatıcıyı veya çalışma sırasını seçmesine alan tanımak, sorumluluğu sahiplenmesini kolaylaştırabilir. Başlangıçta birlikte yapılan hazırlıklar zamanla kısa kontrollere dönüşebilir. Yardımın miktarı yaşına ve ihtiyacına göre değişir: hedef, aynı desteği sürekli sürdürmek yerine yapabildikçe geri çekilmektir. Bir yöntem işlemiyorsa daha fazla baskı kurmadan, neden işlemediğine birlikte bakılabilir.
Burada iletişimin tonu ise elbette belirleyici olacaktr. “Ergen Değişirken İletişim de Değişmeli: Kimlik Arayışında Ailenin Rolü” başlıklı yazımda da değindiğim gibi, gençler çözüm önerilerinden önce anlaşılmaya ihtiyaç duyabilir. “Bunu kaç kere söyleyeceğim?” yerine “Başlamak mı zor geliyor, ne yapacağını sıralamak mı?” diye sormak, sorunun nerede olduğunu anlamaya yardımcı olur. “Sorumsuzsun” gibi etiketler, kardeşlerle veya arkadaşlarla karşılaştırmalar ve peş peşe hatırlatmalar ise konuşmayı savunmaya dönüştürebilir. Hatırlatmanın zamanı ve biçimi bile birlikte kararlaştırılabilir.
Ebeveynin durması gereken yer, çoğu zaman kendi düzen anlayışını çocuğa dayatmaya başladığı noktadır. İşe yarayan farklı bir yöntemi değiştirmeye çalışmak, her boş saati doldurmak veya yorgunken plan üzerine konuşmayı sürdürmek ilişkiyi zorlayabilir. Dinlenme, oyun ve arkadaşlık için de zaman bırakılmalıdır. Her unutulanı hemen telafi etmek, çocuğun yerine bütün hazırlığı yapmak öğrenme fırsatlarını azaltabilir. Bununla birlikte hata yapmasına alan açmak, onu utandırmak ya da baş edemeyeceği sonuçlarla yalnız bırakmak anlamına gelmez.
Çocukların bazen unutacağını, erteleyeceğini ve yeniden denemeye ihtiyaç duyacağını kabul etmek gerekir. Ailenin görevi, bu aksaklıkları birlikte anlamlandırırken çocuğun yapabildiklerini de fark etmektir. “Bugün çantanı kendin kontrol ettin” gibi somut ve özgün bir geri bildirim, küçük ilerlemeleri görünür kılar. Sorumluluklarını yönetmeyi öğrenen bir çocuk için, ihtiyaç duyduğunda destek isteyebileceğini bilmek de kendi başına yapabilmek kadar değerlidir.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.