Aynı sırada farklı hayatlar

Yayın Tarihi: 02/03/26 07:30
okuma süresi: 5 dak.

Çok yok, bundan bir buçuk yıl önce hizmet içi eğitim kapsamında Lefkoşa’nın biraz dışında bulunan bir ilköğretim okulunda eğitime gittim. Eğitimin amacı, sanat etkinlikleri ile öğrencilerin duygularını ifade etmeleri ve yaratıcılıklarını geliştirmeleriydi. Uzun yıllardır birçok benzer eğitim verdim. Sınıfa girer girmez hızlıca göz gezdirdiğim küçük masum yüzlerde kimisi şaşkın, kimisi güleç, kimisi ise anlamsızdı… İlk başta anlamadım…

Yavaş yavaş ısınma ve tanışma kısmını bitirdikten sonra etkinlikle ilgili kısa ve basit açıklamalar yaparak öğrencileri de konuşmaya motive ettim. Derken malzemeler geldi ve bugün en sevdiğimiz hayvanımızın heykelini yapalım mı dedim… Sınıfta bir an bir coşku oldu ve öğrenciler renkli hamurları görünce mutluluktan gülüp cıvıldaşmaya başladılar. Bazı çocukların tepkilerini hızlıca anlarken bir iki tanesinin yoğun durgunluğuna takıldım… Arkamı dönüp sınıf öğretmenine sorduğumda bana bu öğrencilerin yabancı uyruklu olduğunu, hatta Kıbrıs’a mecburi göç ettiklerini ve dilimizi henüz bilmediklerini söylediler… Şaşkındım çünkü bu sınıf ilköğretim 3. kademe idi ve sınıfta dil için destek veya gölge öğretmen yoktu… Oysa eğitimde fırsat eşitliği, bütün çocukların eşit biçimde eğitim alma hakkına sahip olduğunu; özellikle dil, din, ırk gibi ayırımlar yapılmaksızın eşitlik sağlanacağını, eğitime devam etme ve nitelikli eğitim alma fırsatlarının onlara eşit biçimde dağıtılacağını ifade ediyordu.

AYNI SINIFTA, BAŞKA BİR DÜNYADA

Belki de eğitimin en çok ortak olduğu konudur göç…

Çocukların yaşadıkları ülkelerden kopup başka bir coğrafyaya uyum sağlamaları ve oradaki dil, kültür ve yaşam koşullarına ayak uydurmaları… Ben bazen bunun yetişkinlere göre daha erken ve daha hızlı gerçekleştiğini düşünüyorum. Adaptasyon ve sınıfa uyum konusu her çocuk için başta zor olurken, göçmen çocukların bu konudaki zorluklarının katmanları daha fazladır. Özellikle iletişim kuramama ve duygusal izolasyon…

Çocuklar sustuğu zaman uyum sağladıklarını sanırız ama gerçek tam bunun tersi olabilir ve çocuk söylemedikleri için susuyor olabilir. Aynı sıralarda oturan çocuklar aslında bambaşka dünyalar taşır. Bir çocuk için okul öğrenme veya oyunken, bir diğeri için anlamını bilmediği bir dünya olabilir. Göç, eğitimin en görünür ama en az konuşulan gerçeklerinden biri.

Eğitim, entegrasyonun kilit mekanizması olsa da göçmen öğrenciler yeterli desteği alamazsa okul terkleri artabilmektedir. Nitelikli eğitimde sosyal uyum ve psikososyal destek kritik bir noktadır.

FIRSAT EŞİTLİĞİ SÖYLEMİ VE SINIF GERÇEĞİ

Ülkemizde özellikle deprem sonrası artan göçle birlikte eğitim sisteminde dil konusu görünür hale geldi. Bu kapsamda ilgili bakanlık tarafından A1 düzeyinde Türkçe kursları açılması ve yaz döneminde bir aylık destek programlarının uygulanması destek olarak değerlendirilebilir. Ancak öğretmenlerle yaptığım görüşmeler sonucunda bunlar daha çok geçici ve sınırlı çözümler olarak tanımladıklarına şahit oldum.

Aslında mesele sadece kurs açmakla çözülecek bir konu değildir…göçmen çocukların eğitim ortamı içinde gerçekten var olabilmesini sağlamaktı.

Bugün birçok okulda gölge öğretmen (özel gereksinimli öğrenciler hariç) veya dil desteği, en önemlisi de sistematik bir uyum programı bulunmamaktadır. Bu durumda öğrencilerin eğitim sistemine dahil edilse bile sürecin dışında kalmaya devam ettiği gözlemlenmektedir.

Eğitimde fırsat eşitliği söylemi güçlüdür… Ancak eğitim ortamına baktığımızda bazı öğrencilerin sadece aynı sırada oturabildiğini, fakat aynı eğitimi alamadığını görmek zor değildir. Kıbrıs gibi küçük bir coğrafyada, aslında hiçbir çocuk “görünmez” kalmamalı… Çünkü burada herkes birbirine yeterince yakın, yeterince temas halinde. Ama mesele tam da burada başlıyor: Aynı adada yaşamak, aynı eğitime erişmek anlamına gelmiyor.

Eğer bir çocuk dilini bilmediği bir sınıfta sessizce oturuyorsa, bu sadece onun sorunu değildir; bu, sistemin henüz tamamlanmamış bir tarafıdır. Gerçek fırsat eşitliği, çocukları aynı sıraya oturtmakla değil, o sırada kendilerini ifade edebilecekleri bir alan açmakla mümkündür.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Fatma MİRALAY yazıları