Samimiyetsizlik mi, iş bilmezlik mi? Borçtan şikâyet edip borç yazmak
CTP sabah akşam borçtan söz ediyor. Hükümetin borçlanmasını “gelecek nesillere yük” diye eleştiriyor. Ama aynı CTP, 2008 öncesi sigortalı olup 25 yıl prim ödemiş olanlara 55 yaşında emeklilik hakkı öneriyor. Bu önerinin maliyetini kabaca hesapladım.
CTP’nin soru önergelerine verilen resmi yanıtlara göre her yıl yaklaşık 1.700 kişi hak kazanacak. Bugünkü emeklilik yaşı doğum yılına göre kademeli olarak 60'a çıktığı için maliyet yavaş artıyor. İlk yıllarda emekli olanlar zaten bir iki yıl sonra emekli olacaktı. Ama 55 ile 59 yaş arasındaki beş yaş grubu dolduğunda, yaklaşık 8.500 kişi normalden erken emekli olmuş olacak. Ortalama emekli maaşına dair açıklanmış bir rakam yok. Ama yasal alt sınır ve Sosyal Sigortalar’ın gelir rakamlarından yaptığım hesaplar, asgari ücret civarında, 55–70 bin TL’ye işaret ediyor. Gerisi basit bir çarpım: 8.500 kişi × 55–70 bin TL × 13 maaş (12 ay artı 13. maaş) = yılda 6–7,5 milyar TL.
Maliyet 2027'de yaklaşık 1,5 milyar TL ile başlıyor, 2035'ten sonra bu seviyeye ulaşıyor ve 2049'da sona eriyor. Bu yıllık maliyetleri toplayıp bugünkü değere çevirdiğimde ortaya 55–90 milyar TL çıkıyor. (Bugünkü değeri, devletin bugün borçlandığı reel faiz olan yüzde 2,7 ile daha temkinli bir yüzde 5 arasında hesapladım.) Devletin Haziran sonundaki iç borç stoku ne kadar? 29,5 milyar TL. Yani tek bir vaat, bugünkü iç borcun iki ila üç katı.
Bir de vadeye bakalım. Devletin borcunun ortalama vadesi üç ay civarında. Borç verenler yarın paralarını geri istese, devlet ya birkaç ay içinde öder ya da ödeyemez. Öderse, parayı bugünkü vatandaştan toplar. Ödeyemezse, yaratacağı kaosun bedelini yine bugünkü vatandaş öder. Yani bu borcun yükünü gelecek nesiller değil, bugün yaşayanlar taşıyor. 55 yaş önerisi ise yirmi yıldan fazla sürecek bir yük. Gelecek nesillere asıl yük hangisi?
CTP Milletvekili Devrim Barçın, geçen yıl bütçe görüşmelerinde net bir maliyet çalışması olmadığını kabul etti. Hükümet kanadının 2035'e kadar 218,7 milyar TL’lik rakamına itiraz etti, ama kendi rakamını vermedi. Burada iki ihtimal var. Ya CTP bu hesabı yaptı ve borç konusundaki söylemi samimi değil. Ya da hesabı yapmadı; o zaman bu bir iş bilmezlik. Hangisi olursa olsun, iktidara hazırlanan bir parti için ikisi de kaygı verici.
Elbette vaat veren tek parti CTP değil. Hükümetin anne desteği ve üniversite harçları vaatlerinin de hesabı açıklanmadı; onlara ayrıca döneceğim. Ama borcu en çok dile getiren partinin, en uzun vadeli yükü önermesi düşündürücü. Borç o kadar çok konuşuluyor ki, eğitimin kalitesine, sağlıktaki sorunlara, kadının iş gücüne katılımına, gelir eşitsizliğine, Kıbrıs sorununa sıra gelmiyor. Oysa 55–95 milyar TL, eğitime ya da sağlığa harcansa gençlere çok şey kazandırırdı. Bir borç dağından şikâyet ederken, bir tane daha yaratarak sorun çözülmez.
Barçın bu vaadi röportajlarda da tekrarladı. Ama ona “Bunun maliyeti ne?” diye soran olmadı. Bunu anlamak mümkün değil. CTP, borcu gelecek nesillere yük diye eleştiriyor. Oysa bu vaadin faturasını, bugün bu soruyu sormayanlar değil, onların çocukları ödeyecek. O yüzden ben soruyorum: Ne kadar tutuyor, parası nereden gelecek?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.