Asimilasyonun panzehiri çözüm

Yayın Tarihi: 21/08/22 09:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Devamlı söylerim. Diasporada yaşan Kıbrıslıtürklerin birincil görevi yaşadığımız ülkelerdeki toplumlarımızın sorunlarına eğilmek, çok yönlü sorunlarımıza çözüm üretmek olmalıdır.

Sorunlar çok. En önemlileri arasında gençlerin asimilasyonunu önlemek bulunur. Ben diasporadaki asimilasyondan bahsediyorum, ama en fazla Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslıtürklerdir aslında bu giderek artan tehlike ile karşı karşıya olanlar.

Asimilasyonun basit anlamı şudur: Kendi kültürünü kaybetip tamamıyle başka bir kültür içerisinde erimek. İdeal olan hem kendi kültürünü korumak hem de yaşadığın ülkeye etkili bir şekilde adapte olmaktır. Buna da Entegrasyon denir.

Diyelim ki yaşadığımız ülkede gençlerin asimilasyonunu önledik. İlerideki nesiller Kıbrıs’a gittiklerinde kimlerle karşılaşacaklar? Büyük bir ihtimalle tamamıyle kültürlerine yabancı bir kültüre asimile olmuş "Kıbrıslıtürklerle".

Bu yüzdendir ki önemli bir görevimiz de Kıbrıs'ta yaşayan kardeşlerimizin bu korkunç senaryoyu yaşamaması için onlara el uzatmak olmalıdır. En azından Kıbrıslıtürklerin asimilasyonist siyasetlere karşı varoluş mücadelesi verdiği bu kritik zamanda.

Gerçek şudur ki, Kıbrıslıtürkler Türkiye’deki iktidar tarafından giderek artan zoraki bir asimilasyon süreci içerisine itilmektedirler. Uzun yıllar önce başlatılan bu süreç artık çok daha bariz bir şekilde görülebilir.

Türkiye’nin KKTC seçimlerine, hatta Parti Genel Başkanlık seçimlerine artık gizli değil, açıkça yaptığı müdahaleler, Kıbrıs kültürünün erozyon sürecinin hızlandırılması, örneğin empoze edilen cami ve dev külliye inşaatları, Kıbrıs ağzı ile ilgili baskılar, yargı ve eğitim sistemlerine yapılmaya çalışılan müdahaleler, v.s. Daha birçok örnekler verilebilir.

Kıbrıslıtürklerin varoluşu, geleceği ancak Kıbrıs’ta kalıcı, onurlu bir çözüm ile garanti altına alınabilir. Tüm çabalar çözüm sürecini hızlandırmak için harcanmalıdır.

Bu gerçeğe rağmen Kıbrısın Kuzeyini şu an meşgul eden şeylere bakıldığında insanın ağlaması gelir. Konya’daki İslam oyunlarına KKTC niye dahil edilmedi? Tatar ile KKTC Futbol Federasyonu Başkanı Sertoğlu arasındaki bu konudaki tartışmalar, Tatar şunu yaptı, Tatar bunu yaptı, muhalefet şunu yaptı, şunu yapmadı, “Kıbrıslılık”, v.s., v.s.

Bunlar önemsizdir demek istemiyorum. Ancak bu aksaklıkların giderilmesi çözüm gerektirir. O yüzden büyük tablo olan çözümün gerçekleşmesine değil de bunlara odaklanılırsa bu zaman kaybı olur, çözüm süreci geciktirilir.

Kıbrıslıtürklerin uluslararası yarışmalarda tanınmamış bir “devlet”in tanınmamış bayrağı altında yer alabilmesi çözümden önce mümkün değildir. Bu etkinlikler Türkiye’de olsa dahi. Fenerbahçe, Galatasaray takımlarının FİFAdan atılmayı göze alarak KKTC’de maç oynamasını beklemek gerçekçi bir beklenti değildir.

Önce çözüm. Ama ondan önce barış. Barış için taraflar arasında güven oluşturmak şarttır. Gerek Kıbrıs’ta gerekse yaşadığımız ülkelerde halkımızı bilinçlendirerek, gerekli mercilere etkili lobicilik yaparak barış ve çözüme katkıda bulunabiliriz, bulunmalıyız.

Bunlar tek taraflı yapılamaz. Kıbrıslırumların da eşit derecede çaba göstermeleri gerekir. Yan yatıp “I am allright Jack” demek ileride onların da başına çok büyük dertler açacak. Kıbrıslıtürkler için KKTC bir gerçektir. Temcit pilavı gibi “işgal altındaki topraklar”dan bahsedip çözüm için ciddi adımlar atmamak onlara bir şey kazandırmaz. Aksine çok şey kaybettirir.

Dün Toplumcu Demokrasi Partisinin Başkanı sayın Mine Atlı ile Londra’da çok yararlı bir sohbet toplantısı yaptık. Karşılıklı yardımlaşma adına bazı stratejiler belirleme yolunda bunun ilk adım olduğunu düşünürüm. Kıbrıs’taki barışa susamış çevrelerin, özellikle gençlerin diasporada yaşayan ilerici kesimlerden çok beklentileri var. Umarım bu beklentileri kararlı bir şekilde birlikte çalışarak gerçekleştirmeyi başarırız.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

AYDIN DEMİREZER 25/08/22 21:19
İşgal altındaki topraklarda yaşayan istilacılar.İşte Rumların size taktığı isim tarih okuyun arkadaşlar Morada ,Giritte,Rodosta yaşayan Türklere neoldu. Rumlar Küçük Asya Felaketini ,(Kurtuluş Savaşını), Pontus Rum Devletini,Konstantnopolisi , Smyrna yı unutmadı . Meseleye sadece Kıbrıs meselesi olarak bakıp Rumların altın kafesine hevese edip kendine Türkiyenin asimailasyon uyguladığını iddia edecek kadar ileri giden arkadaşlar zaten rumların kendisine pay biçtiği adanın %18 inde azınlık olarak rum asimilasyonunu eminim batı trakya türkleri gibi enselerinde hissedecektir.Bi araştırın batı trakyalı türklerin neler yaşadığını Ayıp bre gardaşım.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları