Birleşik Krallık faşizmin eşiğinde

Yayın Tarihi: 22/02/26 09:00
okuma süresi: 6 dak.

Birleşik Krallık’ın, özellikle İngiltere’nin politik haritası hızla değişmekte. Aşırı sağ yükselişte.

Yazım için attığım başlık aşırı tepki olarak görülebilir ama durum gerçekten vahim. Ülkedeki genel seçim modeli nedeniyle aşırı sağın iktidara gelmesi şimdiye kadar önlendi. Ancak seçim modeline rağmen ilk kez aşırı sağ, ırkçı, faşist eğilimli Reform UK Partisi’nin bir sonraki genel seçimde iktidar olması büyük bir olasılık olarak görülüyor.

Temmuz 2025’ten beri ülkenin birçok bölgesinde, elektrik direklerinden anayollara, otoban üzerlerindeki köprülere ve evlere kadar “İngiliz” bayrakları (Union Jack) ve St. George (İngiltere bayrağı) dalgalanmakta.

Bayrak olayı, İngiltere’nin kuzeyindeki Rugby kasabasında 12 yaşındaki Union Jack kıyafetli bir kız öğrencinin okulunun kültürel kutlama gününde “Britanyalı Olmak” temalı bir konuşma yapmasının okul idaresi tarafından önlenmesi ile başladı. Okulun kararını protesto amacıyla başlayan bayrak asma eylemi, sonradan aşırı sağ partilerin de desteği ile tüm ülkeye yayıldı. Bugün hâlâ birçok bölgede özellikle elektrik direkleri üzerinde Union Jack ve St. George bayrakları görülebilir.

Okul, öğrenciye uyguladığı yasaklama için özür dilemişti. Ancak bunu bahane olarak kullanan aşırı sağ partiler, Reform UK’in hızla büyümesinden cesaret alarak ülkedeki etnik azınlıklara karşı endişe verici olumsuz kampanyalarına hız verdiler.

Geçtiğimiz hafta Manchester United takımının ortaklarından milyarder Jim Ratcliffe şöyle bir açıklama yaptı: “Birleşik Krallık göçmenler tarafından kolonileştiriliyor.” Ratcliffe, yanlış istatistikler vererek dillendirdiği bu sözlerine oluşan büyük tepki neticesinde yetersiz de olsa özür dilemeye zorlandı. Irkçılık karşıtı bir örgüt, Ratcliffe’in ortak sahibi olduğu kulübün stadyumu yanına kocaman bir levha astı. Levhada şöyle yazılmaktaydı: “Göçmenlerin bu şehre katkısı, vergi ödemeyen milyarderlerin hiçbir zaman yapmadığı katkı ile kıyaslanamaz.”

Kolonileştirmenin ne olduğunu belli ki bilmeyen, ülkenin yedinci en zengin kişisi milyarder Ratcliffe, vergi ödememek için Monaco’da yaşamaktadır. Ne mutlu ki Manchester United taraftarları, futbol dünyasının birçok ünlüsü ve politik parti temsilcileri sert açıklamalar yaparak Ratcliffe’i kınadılar. Bu, ırkçıların işlerinin pek de kolay olmayacağını gösteren olumlu, önemli bir unsurdur.

Reform UK’in yükselişinde Muhafazakâr Parti hükümetlerinin ve 18 ay önce ezici çoğunlukla genel seçimi kazanan İşçi Partisi hükümetinin büyük rolleri vardır. İktidarda kaldığı üç dönem ülkenin ekonomisini yerle bir eden Muhafazakâr Parti, genellikle İngiltere’nin kuzeyindeki yoksul bölgeleri ihmal ederek ve başarısızlıklarında göçmenleri günah keçisi olarak kullanarak Reform UK’ye büyük koz verdi. David Cameron’un, sırf partisini Nigel Farage’ın eski partisi olan Brexit Party’ye karşı korumak amacıyla, yasal zorunluluk olmadığı hâlde düzenlediği Brexit referandumu neticesinde ülkenin AB’den ayrılması; Boris Johnson’un pandemi dönemi esnasındaki usulsüzlükleri; Liz Truss’ın 45 günlük, ülke için ekonomik felaketle sonuçlanan başbakanlık dönemi; hayat pahalılığı krizi; Farage’ın karizmatik kişiliği Reform UK’in yükselişini mümkün kılan bazı etkenlerdir.

Temmuz 2024 genel seçimi, yukarıda bahsettiğim ve daha birçok neden yüzünden Muhafazakâr Parti’nin büyük hezimeti ile sonuçlandı ve İşçi Partisi 158 milletvekili fazlalığı ile iktidara geldi. Ancak başbakanlık koltuğuna oturan Keir Starmer, kısa bir süre içerisinde Liz Truss’tan sonra en az popüler ve başarısız başbakan olarak görülmeye başlandı. İşçi Partisi destekçileri için bunun nedeni, Starmer’in seçim öncesi verdiği sözleri uygulamaya geçirmedeki başarısızlığı olarak görülebilir. Bu yüzden Reform UK’in sadece Muhafazakârlardan değil, bir kısım İşçi Partisi destekçilerinden de destek gördüğü bir gerçektir. Ancak Starmer’in genel toplum tarafından kısa sürede May, Johnson, Cameron ve Sunak gibi Muhafazakâr Parti başbakanlarından daha az popüler bir başbakan olarak nitelenmesi kolay açıklanamaz.

Reform UK Lideri Nigel Farage, geçenlerde partisinin gölge kabinesini açıkladı. Bunlar arasında partiye Muhafazakâr Parti’den geçen ve geçmişte çeşitli bakanlık görevlerinde bulunan Suella Braverman ile Reform UK Parti Başkanı (lideri değil) Muhammad Ziauddin Yusuf var. Braverman, Mauritius ve Kenya’dan Birleşik Krallık’a gelen Hint asıllı göçmen bir aileden; Yusuf ise Sri Lanka’dan ülkeye göç eden bir ailenin çocuğu. Farage tarafından Braverman’a Gölge Eğitim ve Eşitlik Bakanı, Yusuf’a ise Gölge İçişleri Bakanı görevi verildi. Braverman, yeni partisi hükümeti oluşturduğunda ilk görevinin eşitlik yasalarını kaldırmak olacağını açıkladı. Irkçılığın siyah-beyaz bir kavram olmadığı, her ırk mensubu arasında değişik politik ideolojiye sahip kişilerin bulunduğu gerçeği düşünüldüğünde Braverman ve Yusuf gibilerin davranışları şaşırtmamalı.

İngiltere’de yaşayanları, özellikle göçmen olanlarımızı çok zor bir dönem beklemekte. On hafta sonra birçok bölgede yerel seçimler yapılacak. Bu seçimlerde Reform UK’in büyük kazanımlar elde edeceği kesin gibi görünüyor. Umarım diğer üç köklü parti silkinip kendilerine gelir ve aralarında bir ittifak sağlayarak Reform UK tehlikesinden ülkeyi kurtarmayı başarırlar. Olmayacak duaya amin demek gibi ama umut işte.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları